<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674</id><updated>2011-11-27T16:48:34.314-08:00</updated><category term='ŞİFALI OTLAR'/><category term='cocacola'/><category term='gıdalarımız'/><category term='DUA'/><category term='sıhhat için'/><category term='www.oktayustam.com'/><category term='HZ.MEHDİ AS.'/><category term='MARIA TREBEN'/><category term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><category term='İLGİNÇ FOTOLAR'/><category term='MEHDİ AS.'/><category term='HAYATA DAİR'/><category term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><category term='israili boykot'/><category term='ŞİFALI TAŞLAR'/><category term='İSVEÇ ŞURUBU-MARIA TREBEN'/><category term='YEMEK TARİFİ'/><category term='CİLT BAKIMI'/><category term='KÜRESEL ISINMA'/><category term='SAÇ BAKIMI'/><title type='text'>SARAMİYASE</title><subtitle type='html'>Faydalı bilgilerden faydalanmak isteyenlerin blogu</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>264</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-253562713803724918</id><published>2011-11-19T02:44:00.000-08:00</published><updated>2011-11-19T02:44:03.446-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span class="messageBody" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:3}"&gt;&lt;div class="text_exposed_root text_exposed" style="text-align: center;"&gt;ELMA SİRKESİ&lt;/div&gt;&lt;div class="text_exposed_root text_exposed" style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="text_exposed_root text_exposed" style="text-align: center;"&gt;İçerdiği çok değerli ve çesitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebilecegimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaslılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;gt;&amp;gt;İyileştirici Özellikleri &lt;br /&gt;&lt;span class="text_exposed_hide"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show"&gt; &lt;br /&gt;* Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Örneğin kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kolesterolü düşürür. İçerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;gt;&amp;gt;İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radikaller avcısı :Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli "serbest radikaller" almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radikalleri yok etmektedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur :Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı: Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir.&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_hide"&gt;&lt;span class="text_exposed_link"&gt;&lt;a href=""&gt;&lt;span style="color: #3b5998;"&gt;Devamını Gör&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="mvm uiStreamAttachments clearfix" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:10}" style="text-align: center;"&gt;&lt;a ajaxify="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=259308637427607&amp;amp;set=a.259308607427610.70337.211480022210469&amp;amp;type=1&amp;amp;ref=nf&amp;amp;src=http%3A%2F%2Fa7.sphotos.ak.fbcdn.net%2Fhphotos-ak-ash4%2F298205_259308637427607_211480022210469_905436_7005847_n.jpg&amp;amp;theater&amp;amp;size=400%2C338" class="uiPhotoThumb largePhoto" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:41}" href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=259308637427607&amp;amp;set=a.259308607427610.70337.211480022210469&amp;amp;type=1&amp;amp;ref=nf" rel="theater" title="İçerdiği çok değerli ve çesitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebilecegimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır.Yaslılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz... &amp;gt;&amp;gt;İyileştirici Özellikleri * Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Örneğin kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar.*Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.* Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur.* Kolesterolü düşürür. İçerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.* Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar.* Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır.* Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. *Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. *Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.&amp;gt;&amp;gt;İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor 1. Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir. 2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radikaller avcısı :Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli &amp;quot;serbest radikaller&amp;quot; almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radikalleri yok etmektedirler. 3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur :Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz. 4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı: Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir."&gt;&lt;span style="color: #3b5998;"&gt;&lt;img alt="" class="img" height="190" src="http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/s320x320/298205_259308637427607_211480022210469_905436_7005847_n.jpg" width="225" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="fsm fwn fcg"&gt;&lt;div class="uiAttachmentTitle" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:11}"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/media/set/?set=a.259308607427610.70337.211480022210469&amp;amp;type=1"&gt;&lt;span style="color: #3b5998;"&gt;Doğal Bir Yaşam İksiri: Elma Sirkesi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="caption"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="mts uiAttachmentDesc translationEligibleUserAttachmentMessage"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;form action="/ajax/ufi/modify.php" class="commentable_item autoexpand_mode" method="post" rel="async"&gt;&lt;input name="charset_test" type="hidden" value="€,´,€,´,水,Д,Є" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="post_form_id" type="hidden" value="99a229c37ff8273b42539783e45a7da4" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="fb_dtsg" type="hidden" value="AQBRlj96" /&gt;&lt;input autocomplete="off" name="feedback_params" type="hidden" value="{&amp;quot;actor&amp;quot;:&amp;quot;211480022210469&amp;quot;,&amp;quot;target_fbid&amp;quot;:&amp;quot;259308637427607&amp;quot;,&amp;quot;target_profile_id&amp;quot;:&amp;quot;211480022210469&amp;quot;,&amp;quot;type_id&amp;quot;:&amp;quot;7&amp;quot;,&amp;quot;source&amp;quot;:&amp;quot;0&amp;quot;,&amp;quot;assoc_obj_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;source_app_id&amp;quot;:&amp;quot;&amp;quot;,&amp;quot;extra_story_params&amp;quot;:[],&amp;quot;content_timestamp&amp;quot;:&amp;quot;1313536284&amp;quot;,&amp;quot;check_hash&amp;quot;:&amp;quot;c8ad278b3e1d3725&amp;quot;}" /&gt;&lt;/form&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="storyContent"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="UIImageBlock clearfix"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="mainWrapper"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="UIImageBlock clearfix uiStreamFooter"&gt;&lt;i class="UIImageBlock_Image UIImageBlock_ICON_Image img sp_6h8b4g sx_282f2a"&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="UIImageBlock_Content UIImageBlock_ICON_Content"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="UIActionLinks UIActionLinks_bottom" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:&amp;quot;20&amp;quot;}"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="UIImageBlock clearfix"&gt;&lt;ul class="uiList uiUfi focus_target fbUfi" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:30}"&gt;&lt;ul class="commentList"&gt;&lt;li class="uiUfiViewAll ufiItem"&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;input autocomplete="off" name="has_reposts_bar" type="hidden" value="1" /&gt;&lt;span class="messageBody" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:3}"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="mainWrapper" style="text-align: center;"&gt;&lt;form action="/ajax/ufi/modify.php" class="commentable_item autoexpand_mode" method="post" rel="async"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/form&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-253562713803724918?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/253562713803724918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=253562713803724918&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/253562713803724918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/253562713803724918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2011/11/elma-sirkesi-icerdigi-cok-degerli-ve.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1742405146174671650</id><published>2011-01-22T13:21:00.000-08:00</published><updated>2011-01-22T13:23:26.552-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;OSTEOPOROZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;9 ADIMDA KEMİKLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;EN AZ 2 BARDAK SÜT İÇİN:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Her gün yeterli miktarda kalsiyum almaya özen gösterin. (1-10 yaş 800 mg, 11-24 yaş 1200 mg, daha sonraki yaşlarda 800 mg kalsiyum/gün, menopozal dönemde 1200 mg). Kalsiyum için en iyi kaynak süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle gün boyunca en az 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 2 kibrit kutusu kadar peynir tüketmelisiniz. İleri yaşlarda iseniz az yağlı sütü tercih edin. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;HER ÖĞÜN YEŞİL YAPRAKLI SEBZE TÜKETİN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Sütün dışında; özellikle brokoli olmak üzere, kıvırcık lahana, ıspanak ve asma yaprağı gibi yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık, yerfıstığı, badem ve ceviz gibi yağlı tohumlar ile pekmez, kalsiyumdan zengin besinler arasında yer alıyor. Yeşil yapraklı sebzeleri her öğünde, yağlı tohumları da günde ortalama 30 gr kadar tüketmeyi ihmal etmeyin! &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;EN AZ 15 DAKİKA GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANIN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;D vitamini kemik sağlığı, kalsiyum emilimi VE kas gücü açısından önemli role sahip. 50 yaş üzeri erişkinlerde önerilen günlük D vitamini dozu 800-1000 IU dolayında seyrediyor. D vitaminin asıl kaynağı ise güneş ışınları. Dolayısıyla güçlü kemikler için her gün, güneş ışınlarının yeryüzüne dik gelmediği saatlerde, yüzünüzü ve kollarınızın güneş alması ve vücudunuzda D vitamininin aktif hale geçmesi için 15 dakikanızı ayırın. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;KİLO BAŞINA 1 GRAM PROTEİN ALIN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Her gün kilo başına 1 gram protein almayı ihmal etmeyin. Yüksek proteinli diyetler idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olurken, bunun aksine yetersiz protein alınması ise kas gücü ve kitlesinde azalmaya, düşme ve kırık riskinin artmasına yol açıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;SADECE 6 GRAM TUZ ALIN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Tuz tüketimini sınırlandırın. Çünkü aşırı tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemikten kalsiyum kaybına neden oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;POSA TÜKETİMİNİ 20 – 25 GRAMLA SINIRLANDIRIN&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Aşırı posalı yiyeceklerin tüketiminden sakının. Çünkü aşırı posalı yiyecekler tüketmek bağırsaktan kalsiyum emilimini bozarak kalsiyum eksikliği ve kemikten kalsiyum kaybına neden olabiliyor. Kepekli yiyecekler, tam tahılı ekmekler, sebze ve meyvelerin kabukları ve baklagiller dengeli oranda tüketilmeli. Günde 20-25 gr posa, sağlıklı beslenmeniz için yeterli geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;EN FAZLA 2 FİNCAN KAHVE İÇİN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;: Günde 2 bardak nescafe veya 2 fincan kahveden fazlasını içmeyin. Ayrıca çay ve kola tüketimini de sınırlandırmaya özen gösterin. Ayrıca alkol ve sigara da kemik sağlığı için oldukça zararlı. Sigara içmeyin ve günde 2 kadeh şarap veya 500 ml biradan fazlasını tüketmeyin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;AŞIRI ZAYIF OLMAYIN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;: Güçlü kemikler için aşırı zayıflıktan kaçının. Beden kitle indeksiniz (BKİ) 20 kg/m² altına inmemeli. Çünkü menopozdan sonra vücut, yağ dokusunda oluşan östrojenden de yararlanıyor ve bilindiği gibi menopozdan sonraki hızlı kemik kaybının en önemli nedeni östrojen eksikliğidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;HAFTADA 3-4 KEZ YÜRÜYÜN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;: Düzenli fiziksel aktivite kemik sağlığı için çok önemli. Fiziksel aktivite gençlikte kemik kütlesini artırıyor, yaşlılıkta ise kemik kaybını önlüyor. Osteoporozda özellikle ağırlık (yük) bindiren ve kas güçlendirme egzersizleri ile denge egzersizleri öneriliyor. Yürümek, koşmak, ağırlık kaldırmak ve dans etmek kemikleriniz için birebir. Yüzme sırt kasları için yararlı olmakla birlikte, kemik kitlesinde belirgin artışa neden olmuyor. Kemiklerinizi güçlendirmek için haftada en az 3-4 kez 30-45 dakika yürüyüş yapmayı da unutmayın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;Kemikler çocukluktan itibaren korunmalı!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İleri yaşların bir sağlık sorunu olarak kabul edilen osteoporozun aslında anne karnından itibaren kazanılan riskin bir yansıması olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Selda Bağış “Kemik kütlesinin önemli bir kesimi çocuklukta ve özellikle adolesan döneminde kazanılıyor. Hamilelik sırasında yeterli kalsiyum ve D vitamini alınması, çocukluk dönemindeki bilinçli beslenme ve spor alışkanlığı edinilmesi kemik kütlesini artırıyor. Bunun aksine çocukların günlük hayatlarında tükettikleri yüksek karbonhidrat içeren içecekler ve meyve suları, aşırı kola tüketimi, televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz bir yaşam ve kilo artışı ise kemik kütlesini olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla kemikleri korumaya çocukluk çağlarından itibaren başlanılması gerekiyor” diyor. Çocuklara kalsiyumdan zengin beslenmenin öğretilmesi ve düzenli egzersiz yaptırılması, bu yönde atılacak en önemli adımları oluşturuyor. Ayrıca kadınlarda kemik kaybının fazla olduğu hamilelik dönemi ve menopoz dönemi de beslenme ve egzersiz açısından önem taşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kimler risk altında?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Osteoporoz gelişiminde genetik faktörler kadar kişinin yaşam tarzı da önem taşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;• Ailesinde osteoporoz hikayesi olanlarda, minyon yapılı, zayıf insanlarda, açık renk tenli kişilerde, hareketsiz yaşam sürenlerde ve erken menopoza girenlerde osteoporoz görülme riski daha fazla oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;• Düşük kalsiyum alınması, sigara, aşırı alkol, kola ile kafein tüketimi, kortizon gibi bazı ilaçların kullanılması ve tiroit gibi bazı hastalıklar da osteoporoz gelişme riskini artırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sağlikplatformu.com/"&gt;http://www.sağlikplatformu.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1742405146174671650?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1742405146174671650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1742405146174671650&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1742405146174671650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1742405146174671650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2011/01/osteoporoz-9-adimda-kemiklerinizi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6702027454725071115</id><published>2010-06-06T03:08:00.000-07:00</published><updated>2010-06-06T03:08:31.807-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>EVDE PEYNİR YAPIMI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TERKİP: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 lt. süt &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;½ fincan hakiki sirke &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 çay kaşığı tuz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPIMI: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sütü 88C a kadar ısıtınız. Diğer peynirler için bir termometre gerekebilir. Fakat burada kaynamaya başlayacak bir sıcaklığa kadar ısıtabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sirkeyi ilave ediniz ve soğuyuncaya kadar karıştırmaya devam ediniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuyunca, kesik(çökelti) ile peynir altı suyunu ayırmak için kevgirden geçiriniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesiği bir leğen veya bir tas içerisine aktarınız. Üzerine tuzu serpin ve iyice karıştırın. Az veya çok tuz kullanmayı, zevkinize göre denemeyle ayarlayabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ipeksi bir peynir yapısı isterseniz, küçük bir miktar kaymak ilave edebilirsiniz. &lt;br /&gt;AFİYET OLSUN&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;http://www.gidaraporu.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6702027454725071115?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6702027454725071115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6702027454725071115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6702027454725071115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6702027454725071115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/06/evde-peynir-yapimi-terkip-4-lt.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6220420147664081070</id><published>2010-06-06T03:06:00.000-07:00</published><updated>2010-06-06T03:06:46.116-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;EVDE PEYNİR YAPIMI&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Evde peynir yapmak,eskiden zevkle yapılan bir zanaat idi..Bu günün teknolojisi ile,iletişimi ile ve yeni şeyler yapma fikirleri ile ev yapımı ürünler uzun zamandır yapılmaz oldu ve unutuldu. Ancak bu gün marketlerde ve alışveriş merkezlerinde beyenimize arz edilen fabrikasyon peynirlerde ortaya çıkan maya skandalları, dinine bağlı Müslüman tüketicileri zor durumda bırakmış bulunmaktadır. Sitemize gelen, çözüm soran, çare arayan yüzlerce mesaj bu sıkıntılı durumu açıkça ortaya koymaktadır. Muhatap olmak istediğimiz peynir ve maya firmaları ya cevap vermiyorlar, ya da cevapları tatmin edici olamıyor. Peynir üretiminde hayvan şirdeni ithal, hayvan mayası ithal, mikrobiyel maya veya enzimler ithal.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;O halde, üreticiler müslümanları tatmin edebilecek bir çizgiye ulaşıncaya kadar bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Evde Peynir Yapma bir çözüm olabilir mi?.Bütün bu şartlara karşılık, Evde Peynir Yapma zor bir proje olarak gözükmüyor. Basit bir peynir yapımı, evde ekmek yapmaktan daha zor değildir. Bu gün anlatacağımız Süzme Peynir, herhangi bir mutfakta bulunabilen araç ve ham madde ile kolayca yapılabilir. Daha gelişmiş peynir yapımı için bazı ilave araç ve ham madde gerektirebilir. Bu kısmı daha ilerideki bir yazımıza bırakarak, Süzme Peynir tarifimize geçelim..Bu peynir tarifi, peynir yapımında en kolay şekli göstermektedir. Bu tarif peynir yapımını ilk defa deneyecekler için hem kolay, hem de zevk vericidir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6220420147664081070?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6220420147664081070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6220420147664081070&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6220420147664081070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6220420147664081070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/06/evde-peynir-yapimi-evde-peynir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6341972113561093152</id><published>2010-04-27T05:24:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T05:29:42.860-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;ELMA SİRKESİ VE BALIN YARARLARI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Nezleye karşı&lt;/strong&gt; ayrıca 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü su ile karışıtırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;boğaz ağrısı ve ses kısıklığında&lt;/strong&gt;, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öksürüğe karşı&lt;/strong&gt; ; 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tadlandırın ve yudumlayarak için.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vajinal akıntılara karşı&lt;/strong&gt; ; 1 ölçü elma sirkesi 4 ölçü ılık suyla karıştırılır. Temiz bir şırıngaya çekilen sıvı günde pek çok kere vajinaya boşaltılır. Sirke su karışımının vajinada 1-2 dakika kalması yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Kolesterole&lt;/strong&gt; karşı ; günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalar da öncelikle elma sirkesi kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Varise karşı&lt;/strong&gt;; elma sirkesi ile ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkileşmeye bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gaz Şişkinliğine&lt;/strong&gt; karşı ; her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ılık suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaraların çabuk iyileşmesi&lt;/strong&gt; için ; günde 3 bardak elma sirkesi bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ergenlik Sivilcelerine&lt;/strong&gt; Karşı ; her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş bir bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın, 1 litre kaynar derece de sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güneş yanığına&lt;/strong&gt; karşı , inciltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelree dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; Elma sirkesinin pH değeri (asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.&lt;br /&gt;Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiç bir yan etkisi yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; Ayrıca elma hemen hemen her mevsim bulabileceğiniz bir meyvedir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.helalinden.net/"&gt;www.helalinden.net&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6341972113561093152?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6341972113561093152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6341972113561093152&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6341972113561093152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6341972113561093152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/elma-sirkesi-ve-balin-yararlari-nezleye.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5188676371765635852</id><published>2010-04-25T22:15:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T22:18:40.761-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;MELİSA ÇAYININ FAYDALARI&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Halk arasında “oğul otu”, “limon otu”, “kovan otu”, “limon nanesi” ve “acem otu” gibi adlarla da bilinen melisa, stresten mide rahatsızlıklarına, baş ağrısından iştahsızlığa kadar birçok hastalığın tedavisinde etkili olan doğal bir ilaçtır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Özellikle yorgun ve stresli geçen bir günün ardından, içeceğiniz iki fincan (yaklaşık bir su bardağı) melisa çayı, rahat ve deliksiz bir uyku çekmenizi sağlayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uzmanı Dr. Oya Kaçar da, eski çağlardan beri sinirleri yatıştırıcı özellikleri olduğu bilinen “melissa”nın, hiç bir yan etkisi olmadığı için birçok ülkede stres kaynaklı uykusuzluk durumlarında, bir ilaç gibi kullanılmakta olduğunu belirtiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;STRES İLACI GİBİ Yatıştırıcı, temizleyici, yenileyici ve dinçleştirici etkilerinin yanısıra, melissanın antiseptik (mikrop kırıcı) özelliğinin de çok yüksek olduğunu belirten Dr. Oya Kaçar, bu harika bitkinin faydaları konusunda da şunları söylüyor: “Yapılan araştırmalar, melisanın 20. asrın hastalığı olan stres ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Ayrıca rahim ve sindirim sistemlerini hastalıklara karşı korur. Vücudu kuvvetlendirerek bitkinlik ve halsizlikleri giderir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Spazm çözücüdür. Ruhsal ve fiziksel sakinleştiricidir. Hazmı kolaylaştırır. Karın-mide ağrısı ve ishalin tedavisine yardımcı olur. Bağırsak gazlarını giderir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Cildi güneşin zararlı ışınlarından korur.”&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;KOZMETİKTE ÖNEMLİ Kalp hastalıklarının tedavisinde de olumlu sonuçlar verdiği belirlenen melissa, kokulu bir bitki olduğu için, kozmetik sanayiinde de önemli bir yeri bulunmaktadır. Özellikle, yağlı saç şampuanlarında, yıpranmış, cansız ve güçsüz saç losyonlarında, ağız hijyen ürünlerinde, yağlı ciltler için temizleme maskelerinde, yaşlanmış ve yıpranmış ciltler için yenileyici kremlerde ve hassas cilt losyonlarında kullanılmaktadır...Kırışıklıkları yok ediyor Cildin parlak, kırışıksız ve duru olması herkesin arzusudur. Melisa bu konuda yararlanabileceğiniz harika bir bitkidir...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Gerçekten de melissanın yaprakları ve tomurcukları, içerdikleri madensel tuzlar ve yağlar sayesinde cildi tazeler, yaşlanmasını geciktirir ve ince kırışıklıkları giderir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MELİSA CİLT TONİĞİ&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu şifalı bitki ile yapılacak toniği uygulamak da oldukça kolay: Bir tas kaynamış suya bir avuç melissa koyun. Bir-iki dakika kaynattıktan sonra, yüzünüzü bu suyun buharına tutun. Bu işlemi 10 dakika sürdürün. Buhardan sonra melissa ile yapılmış olan yüz toniği ile cildinizi hafif masaj yaparak yıkayın. Pamuğu toniğe batırıp bol sulu bir biçimde hafif hafif bastırarak yıkamak daha uygundur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Yüz toniğini hazırlamak da çok kolay. Bir su bardağı ölçüsünde kaynar suya bir çorba kaşığı melissa koyun. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika kaynatın. Ateşten indirdikten sonra 20 dakika demlenmeye bırakın. Sonra süzün. İşte cildiniz için harika toniğiniz hazır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MELİSA ÇAYININ YAPILIŞI : Kuru melisa yapraklarının üzerine kyanar su döktükten sonra, 5-10 dak demlenmesini bekleyin. İçine 1 tatlı kaşığı bal ilave ederek için. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MELİSA ÇAYININ FAYDALARI ;*Yapraklar yatıştırıcı etkiye sahiptir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Mide problemlerine iyi gelir. Midedeki gazı söker.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Terlemeyi sağlar ve antiseptiktir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;*Hafızayı güçlendirir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;*Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;*Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;*Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;amp;url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlarkulubu.com%2Fsifa-receteleri%2F250332-melisa-cayi-stresten-uykusuzluktan-uzak-durun.html%23post5114124&amp;amp;title=Melisa+%C7ay%FD+ile+stresten+uykusuzluktan+uzak+durun" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/post?url=http%3A%2F%2Fwww.kadinlarkulubu.com%2Fsifa-receteleri%2F250332-melisa-cayi-stresten-uykusuzluktan-uzak-durun.html%23post5114124&amp;amp;title=Melisa+%C7ay%FD+ile+stresten+uykusuzluktan+uzak+durun" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://technorati.com/faves/?add=http%3A%2F%2Fwww.kadinlarkulubu.com%2Fsifa-receteleri%2F250332-melisa-cayi-stresten-uykusuzluktan-uzak-durun.html%23post5114124" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.furl.net/storeIt.jsp?u=http%3A%2F%2Fwww.kadinlarkulubu.com%2Fsifa-receteleri%2F250332-melisa-cayi-stresten-uykusuzluktan-uzak-durun.html%23post5114124&amp;amp;t=Melisa+%C7ay%FD+ile+stresten+uykusuzluktan+uzak+durun" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.kadinlarkulubu.com/newreply.php?do=newreply&amp;amp;p=5114124" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5188676371765635852?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5188676371765635852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5188676371765635852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5188676371765635852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5188676371765635852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/melisa-cayinin-faydalari-halk-arasnda.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5291193006776941812</id><published>2010-04-20T10:38:00.000-07:00</published><updated>2010-04-20T10:40:33.338-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.oktayustam.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;ALTIN ÇÖREK&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S83m6YzMxWI/AAAAAAAABQE/cq2hBPSGAOo/s1600/altin-corek-(1)+(1).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462275813834278242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S83m6YzMxWI/AAAAAAAABQE/cq2hBPSGAOo/s400/altin-corek-(1)+(1).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5291193006776941812?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5291193006776941812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5291193006776941812&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5291193006776941812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5291193006776941812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/altin-corek.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S83m6YzMxWI/AAAAAAAABQE/cq2hBPSGAOo/s72-c/altin-corek-(1)+(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6190953144578890201</id><published>2010-04-20T10:32:00.000-07:00</published><updated>2010-04-20T10:35:24.620-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.oktayustam.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Altın Çörek&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Unu geniş bir kaba alın. Kuru mayayı, kuru üzümü, fındığı ve zerdeçalı içine koyup harmanlayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;4 Su B. Söke Ruşeymli Un&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Paket Kuru Maya&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Su B. Süt&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yarım Çay B. Sıvıyağ&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Çay B. Keçi Boynuzu Pekmezi&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Çay B. Kuru Üzüm&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Çay B. Fındık&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Çay Kaş. Zerdeçal&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Unu geniş bir kaba alın. Kuru mayayı, kuru üzümü, fındığı ve zerdeçalı içine koyup harmanlayın. Ortasını açıp sütü, sıvıyağı ve pekmezin bir kısmını dökün. Ortasından yoğurmaya başlayın. Kıvamını bağlamak için un ilave edebilirsiniz. İyice yoğurduktan sonra unlayarak tezgaha yayın. Ekmek olacağı için ince olmamalı. Bıçakla dilediğiniz şekilde kesin.Yağlanmış tepsiye dizin. Kalan pekmezi, sıvıyağı karıştırın. Üzerine fırça yardımıyla sürün.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Bir süre tepside mayalanmaya bırakın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirin.&lt;br /&gt;afiyet olsun&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.oktayustam.com/"&gt;http://www.oktayustam.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6190953144578890201?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6190953144578890201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6190953144578890201&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6190953144578890201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6190953144578890201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/altn-corek-unu-genis-bir-kaba-aln.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6159227919164825793</id><published>2010-04-18T04:22:00.000-07:00</published><updated>2010-04-18T04:24:42.679-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Kahvenin bilinmeyen bir faydası daha ortaya çıktı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Günde birkaç fincan kahvenin, Hepatit C gibi karaciğer hastalıklarının ilerlemesini yavaşlattığı anlaşıldı.&lt;br /&gt;Amerikalı araştırmacılara göre, günde en az 3 fincan kahve içen hastaların ileri safhadaki müzmin Hepatit C ve diğer karaciğer rahatsızlıklarının ilerleme ihtimali, kahve içmeyenlere nazaran yüzde 53 azalıyor.&lt;br /&gt;ABD Ulusal Kanser Enstitüsü uzmanlarının araştırması, 766 karaciğer hastası arasında üç aylık kontrollerle yaklaşık dört yıl boyunca yürütüldü.&lt;br /&gt;Kahvenin sütlü veya sade olup olmadığının belirtilmediği araştırma sonuçları, Hepatology dergisinin kasım sayısında yayınlanacak.&lt;br /&gt;Araştırmacılar, kahvenin genellikle sarılık hastalığından ileri gelen ikinci tip şeker hastalığı riskini de azalttığını düşünüyor.&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütüne göre, dünyada her sene 3-4 milyon kişi Hepatit C'ye yakalanıyor. Vakaların yüzde 70'inde hastalık müzminleşip siroz ya da karaciğer kanserine çevirebiliyor.&lt;br /&gt;www. hanimlar.com&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6159227919164825793?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6159227919164825793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6159227919164825793&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6159227919164825793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6159227919164825793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/kahvenin-bilinmeyen-bir-faydas-daha.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8490055731029424525</id><published>2010-04-11T03:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-11T03:34:09.936-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S8GlP3dhnPI/AAAAAAAABPs/lJehEqEcPio/s1600/15.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458825915354160370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 122px; CURSOR: hand; HEIGHT: 92px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S8GlP3dhnPI/AAAAAAAABPs/lJehEqEcPio/s400/15.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Türkiye Sağlık Vakfı’nın hazırladığı “Hangi Hastalığa Hangi Gıda Deva” konulu çalışma; tahıl, mevye ve sebzelerin, hastalıklara karşı doğal yolla mücadelede nasıl önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İşte ne neye iyi gelir listesi:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;* Elma: İlâçlardan aspirinin karşılığı konumundadır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Papatya çayı, hardal ve tarçın: Mideyi düzenler.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Patates: Depresyonla mücadele eder.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Kepek: Bağırsak rahatsızlıklarını tedavi eder, kanser riskini azaltır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Kiraz: Günde 20 kiraz, 1 aspirinin sağladığı faydayı sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Soğan ve sarımsak: Enfeksiyonlarla mücadele eder. Soğan ayrıca, kemik erimesine de iyi gelir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Nane: İdrar söktürür, midenin normal çalışmasını sağlar, grip ve ülser riskini azaltır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Hindistan cevizi: Kusmayı engeller, basur tedavisinde etkilidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Meyan kökü: Stresi engeller, kan basıncını düşürür.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Yoğurt, beyaz peynir: Diş sağlığı için bunlar kalsiyum deposu demektir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Üzüm: Kemik erimesine karşı koruma görevi yapar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Kekik: Vücuttaki yağların parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı romatizma ağrılarını azaltır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Zencefil: Kan dolaşımını artırarak romatizma ağrılarını yok eder.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Pancar: Böbrekleri çalıştırır, tuz oranını dengeler.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Muz: Kalbin düzenli çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Kavun: Yarım kavun günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. Böbrekleri rahatlatır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Mercimek: Kandaki kolesterol oranını düşürür.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Ispanak: Sağlıklı gözler için gereklidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Avokado: Kolesterol dengesini sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Bezelye: B vitamini ve protein deposudur. Kalp rahatsızlıklarına karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;http://www.haber7.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8490055731029424525?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8490055731029424525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8490055731029424525&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8490055731029424525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8490055731029424525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/turkiye-saglk-vakfnn-hazrladg-hangi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S8GlP3dhnPI/AAAAAAAABPs/lJehEqEcPio/s72-c/15.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6337856020519029872</id><published>2010-04-11T03:17:00.000-07:00</published><updated>2010-04-11T03:22:22.077-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İKİ YAŞ ÇOCUĞUNUN İNATLAŞMALARINA ÇÖZÜMLER&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İnatlaşma, söz dinlememe, hareketlilik ve sıklıkla karşılaşılan ağlamalar…&lt;br /&gt;İki yaşındaki çocuğunuzu; artık bir kaşif olarak tanımlayabilirsiniz. Yürüme becerileri ile merak ettiği, dokunmak istediği her şeye rahatlıkla ulaşabilir. Bunun için büyük bir heyecan duyar, onu engellemek istediğinizde ise size büyük bir sinirle karşı çıkabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İstediğinin olması için sonuna kadar direnir. Çığlık çığlığa ağlayabilir ya da kendini yerlere atabilir. Bu ufacık olayda nasıl böyle büyük tepkiler verdiğine şaşırabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bazı anneler bu durumda nasıl davranması gerektiği konusunda çözümsüz kalabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İki yaş; anne babalar için zorlu bir dönemdir. Bu konuda binlerce aileden sorular alıyoruz. Tüm sorulara vermiş olduğumuz cevap aynı. “İnatlaşmaların, bu yaştaki bir çocuk için normal bir gelişim süreci ve davranış biçimi olduğudur.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu durumun bir sendrom olarak tanımlanmasının nedeni nedir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İnatlaşmalar ve ağlamalar karşında anne ile çocuk arasında bir çatışma süreci başlar. Bu çatışma süreci; ailenin bu davranışlar karşısında nasıl davranacağını bilememesinden kaynaklanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Örneğin; çocuğun televizyon kumandası ile oynamak istemesi karşısında anne kumandayı elinden almaya çalışırsa çatışma başlar. Anne kumandayı neden alması gerektiğini anlatmaya devam eder ama ağlama bir türlü durmaz, hatta artarak devam eder. Bu süreçte artık anne daha sinirlidir ve ses tonu daha da yükselmiştir. Konu kumandayı almaktan çok anne ile çocuğun mücadelesi haline gelir. Sonuç; ağlayan bir çocuk, ağlayan, sinirli ve tükenmiş bir anne.Çocuğun yetişkin ile sık sık yaşamış olduğu bu uzun inatlaşma süreçleri sendrom olarak ifade edilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Çocuğunuz sizinle neden inatlaşıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; İki yaş döneminin genel özelliği olduğu için… Bu yaş; bilimsel kaynaklarda da inat dönem, özerklik dönemi olarak tanımlanır. Yani çocuğunuzun yaşamış olduğu bu davranış süreci gelişiminin doğal bir parçasıdır. Özerklik dönemi; çocuğunuzun kendisini ortaya koyduğu, istediği her şeyin yapılması konusunda ısrar ettiği, her şeyin sahibi olduğunu düşündüğü, istediği kıyafeti giymek istediği dönemdir. Bu ısrarlı çabaları sizi ne kadar yorsa, sinirlendirse de tüm bunları bir geçiş dönemi olarak kabul etmek ve bu döneme her şekilde hazırlıklı olmak zorundasınız. Eğer bu dönemdeki abartılı tepkilerinin yaşının bir özelliği olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bilirseniz bu dönemi daha rahat bir şekilde atlatabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Gün içinde sık engellendiği için: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İki yaş dönemindeki bir çocuğun sağlıklı gelişimi için keşfetme çalışmalarına izin verilmelidir. Karşılaştığı her şekil, her renk, her ses her farklı nesne onun yeni bir şey öğrenmesini sağlar. Algılarını güçlendirir ve zihinsel gelişimini destekler. Gün içerisinde çocuğunuza yönelttiğiniz her “HAYIR!” kelimesi onu yeni şeyler keşfetmek için engeller. Bu nedenle bu kelimeyi kullanmamaya özen göstermelisiniz. Koruyucu ve kollayıcı tutum sergileyen, titiz, düzenli, endişeli annelerin bu davranışı daha çok yaptığını gözlemliyoruz.Gün içinde yapılan davranışları ile ilgili olarak sürekli engellenmesi çocuğunuzu sinirli yapar. Sinirli olan çocuğunuz ise sizinle daha çok inatlaşır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Dil gelişimi henüz tam olarak tamamlanamadığı için:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Çocuğunuzun dil gelişiminin yeterli düzeyde olmaması da çocuğunuzu size karşı daha inat yapabilir. Konuşarak kendisini ifade edemeyen, istek-duygu ve düşüncelerini paylaşamayan bir çocuk daha sinirli olabilir. İsteklerini davranışları ile göstermeye çabalayabilir. Kendisini yere atabilir, başına ya da size vurabilir. Böyle bir çocuk size karşı daha inat davranışlar sergileyebilir. Bu durumda çocuğunuza karşı daha anlayışlı ve sabırlı davranmalısınız. Konuşamadığı için ne istediğini anlamaya çalışın ve ona uyumlu davranın. Onunla inatlaşmamaya özen gösterin ki bu durum bir sendroma dönüşmesin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Gün içerisinde yeterli düzeyde enerjisini boşaltamadığı için: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İki yaş çocuğunun enerjisi oldukça fazladır. Her yere koşar, sürekli hareket halindedir hoplar,zıplar. Her yere dokunmak ister. Bu enerjinin kullanılması gelişimi için çok önemlidir. Bu nedenle gün içerisinde çocuğunuza enerjisini boşaltabileceği geniş oyun alanları yaratmalısınız. Parklar, oyun grupları, birlikte yapılan keyifli yürüyüşler çok işinize yarayacaktır. Enerjisini boşaltamayan bir çocuk daha huzursuz olur ve size her konuda daha çok direnir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Siz gergin olduğunuz için:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Evinin, eşinin , evliliğinin ,işinin , çocuklarının ya da yaşamın diğer alanlarının sorumluluğunu almak sizi bazen yorgun düşürebilir. Gün için gerekli enerjiye sahip olamadığınızda daha gergin ve sinirli olmanız çocuğunuzla iletişiminize yansıyacaktır. Sabrınız azalır ve en ufak bir olayda bile daha büyük tepkiler göstermenize neden olur. Bu tepkileri çocuklar kaç yaşında olursa olsun hissedebilir ve aynı tepkilerle size cevap verebilir.İki yaşında bir çocuğa sahipseniz kendinize daha fazla zaman ayırmalısınız. Bir çok anne bu zamana bir türlü sahip olamadığını ifade ediyor ve üzülüyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kısa molalar bile çok işe yarayabilir. Öğlen uykusunda okuyacağınız bir moda dergisi, bir keyifli kahve veya sevdiğiniz bir müzik sizi dinlendirecektir. Bu molaları; evi toparlama zamanı olarak değil kendinizi toplarlama zamanı olarak kullanmalısınız. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Sizinle “İnatlaşan” çocuğunuza nasıl davranmanız gerekir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1) O dirense de siz onunla inatlaşmayın. Siz yetişkinsiz o çocuk, siz ondan daha güçlüsünüz unutmayın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;2) Bu davranış biçiminin; yaşının ve gelişiminin bir özelliği olduğunu hatırlayın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;3) Yapmasını istemediğiniz bir davranışı var ise; kızma, engelleme,bağırma, cezalandırma gibi davranışlar göstermeyin. Bu davranışlar onun gün içerisinde size daha uyumsuz olması sonucunu yaratır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;4) Yapmasını istemediğiniz davranışla ilgili çok fazla açıklamalar yapmayın. Sizi anlamasını ve bir daha yapmamasını beklemeyin. Bu oto kontrolü kullanabilecek kadar henüz büyümedi. Birçok anne “Anlatıyorum, açıklıyorum, güzel güzel konuşuyorum ama hala yapmaya devam ediyor.” İfadelerinde bulunuyor. Bu güzel anlatımlarınıza daha büyük yaşlarda daha olumlu tepkiler verebilecektir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;5) Yapılmasını istemediğiniz bir davranış gösterdiğinde oyunla ilgisini başka bir yöne çekin. Bu yaş döneminin dikkat süresi çok kısa olduğundan eğer yaratıcı olabilirseniz dikkatini inatlaştığı olaydan hemen dağıtmayı başarabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Örneğin: yemeğini yememek için size direniyorsa bir portakal ya da elmayı komik bir kukla haline getirerek – sevimli bir ismi de olsun–bu kuklaya yemeği yedirmek ya da göbeğine bir isim takarak onu konuşturmak . Oyunları kullanarak çocuğunuza istediğiniz birçok davranışı yaptırabilirsiniz. Bu oyunları yaratırken olaylara çocuk gözüyle bakmayı deneyin. Direnme devam ederse başka bir oyuna geçin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;6) Oyunlar işe yaramadığında açıklamaları ve ilgiyi kesin. Başka bir işle ilgilenin. Kısa bir süre sonra ağlamasının sonlandığını , sakinleştiğini göreceksiniz. Çocuğunuzu bu dönemde uyumsuz, iyi yetiştirilmemiş ya da problemli bir çocuk olarak asla tanımlamayın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;3 yaş sonrasında size ve koymuş olduğunuz kurallara uyum sağlayabilecek gelişim düzeyine sahip olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çocuğunuz büyürken içinde bulunduğu gelişim dönemini çok iyi tanımalısınız, çünkü bazen normal olan davranışlar anne-babalar tarafından problem olarak değerlendirilebiliyor. İki yaş Sendromu ile başa çıkmakta zorlanan aile bir uzman desteği alabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Aksi halde çocukla iletişim gittikçe bozulur,çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkilenir, yemek-uyku gibi rutinlerde tepkiler artar, yemek yememe, uyku düzeninde bozulma ve sinirlilik görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Eda Gökduman&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;www.haber7.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6337856020519029872?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6337856020519029872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6337856020519029872&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6337856020519029872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6337856020519029872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/iki-yas-cocugunun-inatlasmalarina.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6731529595996328655</id><published>2010-04-07T23:53:00.000-07:00</published><updated>2010-04-07T23:56:03.234-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;ÖMER COŞKUN MANTAR HASTALIĞI ;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ömer coşkun, mantar hastalığından muzdarip olanlar için, çok fayda sağlayan bitkisel kürler önerdi. bu kürler sayesinde, mantar hastalığından, kolaylıkla kurtulabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;GEREKLİ MALZEMELER :&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* 10 adet zakkum yaprağı,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* 5 tatlı kaşığı kına,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* 1 lt su,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* 2 diş sarısak,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;KÜRLERİN HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;KINA KÜRÜ :&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Ltre suyun içine kınayı koyun. 20 dak kaynatın. Mantar olan bölgeye sürün ve sarıp, yatın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;SARIMSAK KÜRÜ :&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;2 diş sarımsağı, bölmeden, bütün olarak, gece yatmadan öne yutun.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ZAKKUM KÜRÜ : 1 litret suya zakkum yapraklarını atıp, 10 dakika kaynatın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mantar ayaklarınızdaysa, 10 gün, eğer eldeyse 1 ay sürün. Kesinlikle içmeyin.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.dogadansifaya.com/"&gt;www.dogadansifaya.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6731529595996328655?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6731529595996328655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6731529595996328655&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6731529595996328655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6731529595996328655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/omer-coskun-mantar-hastaligi-omer.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7183753816196531088</id><published>2010-04-06T06:00:00.001-07:00</published><updated>2010-04-06T06:04:40.281-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEMEK TARİFİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;EKLER PASTA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;http://www.hanimlar.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Malzemelerimiz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;250 gram süt&lt;br /&gt;2 yumurta&lt;br /&gt;1 çay bardağı şeker&lt;br /&gt;Yarım su bardağı sıvıyağ&lt;br /&gt;Yarım yaş maya&lt;br /&gt;1 çay kaşığı tuz&lt;br /&gt;Alabildiği kadar un&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kreması İçin&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;2 su bardağı süt&lt;br /&gt;1,5 çay bardağı toz şeker&lt;br /&gt;2 çorba kaşığı un&lt;br /&gt;1 yumurtanın sarısı&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı tereyağı&lt;br /&gt;* Tereyağ hariç krema malzemelerimizi karıştırıp iyice çırpıyoruz. Pişiriyoruz.&lt;br /&gt;* Altını söndürdükten sonra tereyağı veya margarinle tekrar çırpıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sosu İçin&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Yarım paket krema&lt;br /&gt;1 paket bitter çikolata&lt;br /&gt;2 kaşık pudra şekeri&lt;br /&gt;* Sos malzemelerimizi karıştırıp pişiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;* Mayayı, sütü, şekeri iyice karıştırıyoruz.&lt;br /&gt;* Yumurtaların beyazını ekleyip tekrar karıştırıyoruz.&lt;br /&gt;* Sırasıyla unu ve tuzu da ilave edip iyice yoğuruyoruz.&lt;br /&gt;* Yoğurduğumuz hamurumuzu çamaşır gibi büküp mayalanmaya bırakıyoruz.&lt;br /&gt;* Mayalanmış hamurumuzdan birer parça kopararak istediğimiz şekli(yuvarlak veya uzun) veriyoruz. Yağlı kağıt veya yağlanmış fırın tepsimize aralıklı olarak diziyoruz. Tepside de biraz mayalanıyor.&lt;br /&gt;* Üzerine ayırmış olduğumuz yumurta sarısından sürüyoruz ve fırına veriyoruz.&lt;br /&gt;* Piştikten sonra soğumaya bırakıyoruz.&lt;br /&gt;* Pastamız soğuyunca teker teker arasını açıp kremasını koyuyoruz.&lt;br /&gt;* En son işlem olarak ekler Pastamızın üzerine, daha önceden hazırlamış olduğumuz sosunu döküyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Afiyet Olsun!..&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;&lt;strong&gt;http://www.hanimlar.com&lt;/strong&gt;/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7183753816196531088?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7183753816196531088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7183753816196531088&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7183753816196531088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7183753816196531088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/04/ekler-pasta-www.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1744578107534004345</id><published>2010-03-24T23:45:00.000-07:00</published><updated>2010-03-24T23:46:30.497-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>RUŞEYM NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S6sGnndCcPI/AAAAAAAABPc/OtHXWs2VT_E/s1600/ruseym.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452459051537559794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S6sGnndCcPI/AAAAAAAABPc/OtHXWs2VT_E/s400/ruseym.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1744578107534004345?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1744578107534004345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1744578107534004345&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1744578107534004345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1744578107534004345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/03/ruseym-nedir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S6sGnndCcPI/AAAAAAAABPc/OtHXWs2VT_E/s72-c/ruseym.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-4558830482445670181</id><published>2010-03-24T23:29:00.000-07:00</published><updated>2010-03-24T23:32:30.557-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;RUŞEYM NEDİR?&lt;br /&gt;Ruşeym tüketimi hızla artıyor&lt;br /&gt;Her ton buğdayın işlenmesinden bir kilogram elde edilen ve E vitamini ve mineral bakımından zengin olan ruşeym tüketiminin her geçen gün arttığı, kullanımının yaygınlaştırılması için de tanıtım amaçlandığı bildirildi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Adana'da uzun yıllar faaliyet gösteren Karşıyaka Un Fabrikası Dış Ticaret Müdürü Göktay Dönmez, yaptığı açıklamada, buğdaydan, un, makarna ve irmik gibi ürünlerin yanı sıra Türkiye'de yeni yeni tanınmaya başlanan ruşeym üretimi de yapıldığını söyledi.Türk halkının beslenmesinde önemli yeri olan buğdayın her tonundan bir kilogram elde edilen ruşeymin, doğal E vitamini ve mineral zengini olduğunu belirten Dönmez, bu maddenin Avrupa ülkeleri ve ABD'deki tüketiminin hayli fazla olduğunu bildirdi.&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7a6ENdXLIt0/Sy4ZnJ1SHSI/AAAAAAAAHEQ/fiirluG2P1I/s1600-h/ruseym.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Dönmez, üretimini yaptıkları ruşeymi tüketimi alışkanlığını Türkiye geneline yaygınlaştırma konusundaki çabalarının sürdüğünü kaydederek, şöyle konuştu:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;''Bu ürünü 250'şer gramlık ambalajlı paketlerde ulusal ve bölgesel zincir marketlere ve doğal ürün satışı yapan firmalara veriyoruz. Her paketi 5 TL'den satışa sunulan bu ürün, daha çok İstanbul, Ankara ve İzmir gibi nüfusu yoğun olan kentlerde rağbet görüyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu şehirlerdeki tüketim fazlalığı, aynı zamanda doğal ürün satışı yapan merkez sayısının fazla olmasından da kaynaklanıyor. Bu yıl yaklaşık 10 ton üretim yaparak piyasaya sürdük. Geçen yıl bu miktar hayli düşüktü. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sağlıklı yaşaman kaynağı olan bu ruşeymin üretim miktarının yükselmesi, tüketiminin gelecekte hayli artacağına işaret ediyor.''Dönmez, ruşeym tüketimini artırmak amacıyla firma olarak narenciyede olduğu gibi tanıtım programı hazırlayacaklarını da söyledi.Tüketim alışkanlığının yaygınlaşması halinde ruşeymin vitamin tableti halinde üretiminin de yapılacağını ifade eden Dönmez, şöyle konuştu:''Dünyada 'wheat germ' olarak bilinen ruşeym, buğdayın en tepesindeki embryo.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Bu embryo, tohumun üremesini ve çimlenmesini sağlıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ruşeym, buğdayın kalbi ve hayat kaynağı olarak ifade ediliyor. 'Doğanın Altın Sırrı' olarak sunumunu yaptığımız bu ürün, lif değeri yüksek tokluk hissi veren lezzetli bir besin maddesi.''-KULLANIMI VE YARARLARI&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;-Ruşeym, soğuk süt veya yoğurt ile karıştırabilir, taze ya da kuru meyveye ilave edilerek zenginleştirilebilir, çorba, salata gibi yiyeceklerin üzerine serpilerek lif değeri arttırılabilir.Yemek pişirirken baharat yerine vitamin olarak kullanabileceği bildirilen bu ürün, aynı zamanda dünya mutfağındaki çeşitli yemek tarifleri için tercih edilebiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bunların yanı sıra, yaşlılığı geciktirici, E vitamini olarak kullanılabilir ve böylece vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağladığı, vücudun bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynadığı, aterosklorozun oluşumunu engelleyici etki gösterdiği ve koroner kalp hastalığı riskini azalttığı ifade edilen ruşeymin, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olduğu belirtiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ayrıca, uzmanlar tarafından sinir sistemi hastalıklarında olumlu etkiler gösterip, gözde katarakt oluşumunu geciktirdiği, cildi güzelleştirip, kırışıklıkları önlediği kaydedilen bu ürünün kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanıldığı, kansızlığı önleyip, halsizliği giderdiği kaydediliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.xprodoksit.net/"&gt;www.xprodoksit.net&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-4558830482445670181?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/4558830482445670181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=4558830482445670181&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4558830482445670181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4558830482445670181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/03/ruseym-nedir-ruseym-tuketimi-hzla.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8295744762040268204</id><published>2010-03-16T08:30:00.001-07:00</published><updated>2010-03-16T08:34:36.240-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S5-kSvR_lDI/AAAAAAAABPU/qswKUHtClkY/s1600-h/35290cc00635aad1f437db33e27ed46c.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449254715978126386" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S5-kSvR_lDI/AAAAAAAABPU/qswKUHtClkY/s400/35290cc00635aad1f437db33e27ed46c.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;STRESLİ KADIN, YAŞLANDIRAN MADDELER ÜRETİYOR &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Stres seviyesi çok yüksek olan bazı kadınların hücreleri biyolojik açıdan bakıldığında on yıl daha yaşlı görünüyor. Araştırmacılar, stres hormonunun artışına bağlı olarak daha fazla serbest radikal üretildiğini tahmin ediyor. Vücutta stresin etkisiyle üretilen serbest radikaller ise “tamir edici enzime” zarar veriyor. Hızlandırılmış hücre yaşlanması, stres yaşayan insanlarda kalp hastalıkları veya bağışıklık sisteminde zayıflama gibi sorunların daha sık ortaya çıktığını açıklıyor. Stres, kortizol hormonunu artırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Özellikle düzenli ve yoğun strese maruz kalındığında yaşlanmayla doğal olarak artacak olan kortizol hormonu genç yaşlarda artmaya başlıyor. Kortizol hem hücre yaşlanmasını hızlandırıyor hem de vücudun savunma sistemini zayıflatıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu nedenle yaşlılıkta yakalanacağımız hastalıklara daha erken yaşlarda yakalanma olasılığı artıyor. Yine, kadınlık hormonlarından östrojen, başta cilt ve kemikler olmak üzere bedenin yaşlanmasını azaltan etkilere sahiptir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yoğun ve sürekli strese maruz kalan kadınlarda östrojen salınımı düzensizleşiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu durum gerek ruhsal hastalıklara yatkınlığı artıyor, gerekse yaşlanmayı hızlandırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.saglikplatformu.com/"&gt;http://www.saglikplatformu.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8295744762040268204?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8295744762040268204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8295744762040268204&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8295744762040268204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8295744762040268204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/03/stresli-kadin-yaslandiran-maddeler.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S5-kSvR_lDI/AAAAAAAABPU/qswKUHtClkY/s72-c/35290cc00635aad1f437db33e27ed46c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6222595020161451501</id><published>2010-03-13T13:42:00.000-08:00</published><updated>2010-03-13T13:44:01.168-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Ders çalıştıktan sonra bilgisayara dalan çocuk, öğrendiklerinin yüzde 70'ini unutuyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Pedagog Fatih Kalkınç, ders çalıştıktan sonra bilgisayar ve televizyon ile meşgul olan öğrencinin çalıştığı dersin yüzde 70'ini unuttuğunu söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kalkınç, Tarsus Özel Bahar İlköğretim Okulu öğrenci, veli ve öğretmenlerine yönelik, başarılı olmada veliye ve öğrenciye düşen görevler hakkında konferans verdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Günlük ders çalışma ve ilgili dersin evde tekrar edilmesinin önemini vurgulayan Kalkınç, cep telefonu, televizyon ve bilgisayarın kontrolsüz bir şekilde kullanılmasının dikkat ve öğrenmeyi olumsuz etkilediğini ifade etti.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu konuda yalnız öğrenci değil velilere de çok büyük sorumluluklar düştüğünü belirten Kalkınç, "Televizyon izlerken 1 saniyede gözümüz önünden 25 kare resim geçiyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 saatlik bir izlenme sonucunda ise 90 bin kare resim insan gözü önünden geçmektedir. Bunun sonucunda beyin ve göz deforme olmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Haftada en az 3 kitap yılda ise 144 kitap okumak öğrencide dikkat, muhakeme, bilgi ve yorum yapmada üstün bir vasıf elde edecektir."dedi. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;(CİHAN)&lt;br /&gt;Zaman &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6222595020161451501?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6222595020161451501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6222595020161451501&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6222595020161451501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6222595020161451501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/03/ders-calstktan-sonra-bilgisayara-dalan.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6959910243588854351</id><published>2010-03-11T23:50:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T23:52:26.870-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;YUMURTANIN FAYDALARI&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karakaya, çocukların ve gençlerin, zihinsel gelişimleri için 1-2 adet yumurta tüketmesi gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karakaya, çocukların ve gençlerin, zihinsel gelişimleri için büyümelerini tamamlayıncaya kadar günde 1-2 adet yumurta tüketmesi gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;Karakaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı ve dengeli bir beslenme için hayvansal gıdaların mutlaka düzenli şekilde alınması gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;İnsan beslenmesinde ve vücut gelişiminde proteinlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karakaya, et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerin de protein açısından zengin kaynaklar olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;YUMURTADA KALİTELİ PROTEİN VAR&lt;br /&gt;Karakaya, biyolojik değeri en yüksek olan proteinlerin yumurtada bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;''Yumurtanın bileşiminde bulunan proteinler, tüm gıdalardaki proteinler arasında en kaliteli olanlardır. Yumurta, protein, yağ, vitamin ve mineral gibi besin maddelerinin pek çoğunu içeren önemli bir gıda kaynağıdır. Çocuklar ve gençler özellikle zihinsel gelişimleri için, büyümelerini tamamlayıncaya kadar günde 1-2 adet yumurta tüketmeli. Bu yaşlarda yumurta veya et, süt gibi hayvansal gıdaları yeterince almadan büyümesini tamamlayan bireyler, ileri yaşlarında bu gıdaları ne kadar alırlarsa alsınlar zihinsel gelişimleri üzerinde artık çok fazla etkili olmayacaktır. Özellikle çocukların zihinsel ve bedensel gelişiminde önemli rol oynayan yumurtanın her yaşta düzenli olarak tüketilmesi, bazı hastalıklardan korunma açısından da faydalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu nedenle özellikle anneler, küçük yaştaki çocuklarına zihinsel gelişimlerini tamamlayabilmesi için yumurta yedirmeyi ihmal etmemeli.''&lt;br /&gt;Tüm bu faydalarına karşın, yumurtanın aşırı tüketilmesinin de yanlış olduğunu, et, süt ve yumurtanın yanı sıra bitkisel gıdaların da dengeli şekilde alınması gerektiğini anlatan Karakaya, yüksek oranda yağ ve karbonhidrat içeren gıdaların tüketiminde aşırıya kaçılması durumunda kilo artışına bağlı bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini bildirdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;www.haber7.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6959910243588854351?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6959910243588854351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6959910243588854351&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6959910243588854351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6959910243588854351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/03/yumurtanin-faydalari-selcuk.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-4906339452086594449</id><published>2010-02-26T12:10:00.000-08:00</published><updated>2010-02-26T12:13:13.102-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4gq7-OfQ0I/AAAAAAAABOk/d8BUzmoEnO0/s1600-h/altin-cilek.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 100px; FLOAT: left; HEIGHT: 98px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442647359481660226" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4gq7-OfQ0I/AAAAAAAABOk/d8BUzmoEnO0/s400/altin-cilek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ALTIN ÇİLEK&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Pürüzsüz, kolay şekil alan, parlak ve turuncu-sarı bir dış yüzeye sahiptir. Özü sulu ve içerisinde çok ufak açık sarı çekirdekleri vardır. Dinlendirildiğinde tadı tatlılaşır.Bu ürün taze olarak, kurutulmuş olarak tek başına veya meyve ve sebze salatalarında diğer ürünlerle beraber de tüketilebilir.&lt;br /&gt;Ayrıca çikolata ile kaplanıp tatlılarda da kullanılabilir. Reçellerde, soslarda keklerde vs. kullanılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yani ALTIN ÇiLEK harika bir ürün olup karışımlarda yada tek başına kullanılabilir. Bu nefis ve egzotik meyve aynı zamanda çok sağlıklı ve tıbbi olarak birçok faydaya sahiptir.&lt;br /&gt;KİLO VERMEYE YARDIMCIDIR&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; DİYABET ( ŞEKER) HASTALARINA FAYDALIDIR.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; SİNDİRİM SİSTEMİNDEKİ PARAZİTLERİ YOK EDER. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;DÜNYANIN EN ZENGİN LİF ORANINA SAHİP MEYVESİDİR. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;C VİTAMİNİ ORANI YÜKSEKTİR. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ANTİOKSİDAN İHTİVA EDER. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;AYNI ZAMANDA BU MUCİZEVİ MEYVE KANI ARINDIRIR. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;GÖRME SİNİRLERİNİ YAPILANDIRIR. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;PROSTAT VE BOĞAZ HASTALIKLARININ TEDAVİSİNDE OLUMLU ETKİLERİ VARDIR. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.altıncilek.com/"&gt;www.altıncilek.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-4906339452086594449?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/4906339452086594449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=4906339452086594449&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4906339452086594449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4906339452086594449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/altin-cilek-puruzsuz-kolay-sekil-alan.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4gq7-OfQ0I/AAAAAAAABOk/d8BUzmoEnO0/s72-c/altin-cilek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3678354481307435579</id><published>2010-02-25T22:19:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T22:21:32.459-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLGİNÇ FOTOLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;yüksek topuk zararları&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4doOpJj7DI/AAAAAAAABOc/RFIh3IZThiE/s1600-h/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 237px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442433275473947698" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4doOpJj7DI/AAAAAAAABOc/RFIh3IZThiE/s400/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3678354481307435579?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3678354481307435579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3678354481307435579&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3678354481307435579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3678354481307435579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/yuksek-topuk-zararlar.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4doOpJj7DI/AAAAAAAABOc/RFIh3IZThiE/s72-c/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1574017685447629984</id><published>2010-02-25T22:16:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T22:19:13.387-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; TOPUKLU AYAKKABININ ZARARLARI&lt;br /&gt;Opr. Dr. Ufuk Kayaselçuk, yaptığı açıklamada, yüksek topuklu bir ayakkabıda ayak aşağı doğru büküleceğinden ön ayağa aşırı yük bindiğini belirtti. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kayaselçuk, "Vücudumuzun mekanik ekseni üzerindeki anatomik yapıların uyumlu duruşu yükün dengeli dağılmasını ve organların ve kasların ekonomik kullanımı ile hareket ve dengeyi sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Yüksek topuklu bir ayakkabıda ayak aşağı doğru büküleceğinden ön ayağa aşırı yük biner. Vücudun geri kalanı da buna dengeyi sağlamak için gövdenin alt tarafı öne eğilir, üst gövde ise geriye eğilmek zorunda kalır" dedi.&lt;br /&gt;Yüksek topuklu ayakkabı giyildiğinde, ayağın yerden ayrılmayı yeterince güçlü yapamadığı için kalça ve diz kaslarının daha fazla çalıştığını söyleyen Opr. Dr. Kayaselçuk, yüksek topuk giymenin zararlarını şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;- "Yüksek topuklarla ayak bileği ve ayak daha dışa çevrili olduğundan daha çabuk denge kaybına ve daha kolay burkulmalara yol açar. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Belin normal S şeklinde oluşu omurgaya binen yükleri azaltır ama yüksek topuğa uyum için bu eğimin düzleştirilmek zorunda kalınması hem bu korumayı azaltır hem de omurga çevresi kasların fazla kullanımı sonucu ağrılara yol açar.&lt;br /&gt;- Kalça, diz ve ayak bileği çevresi kaslar alınmak zorunda kalınan pozisyonun sürekli olması halinde kısalabilir, tendinit ve kalsifikasyonların eşlik ettiği uzun süreli ağrılar oluşabilir.&lt;br /&gt;- Yüksek topuklar zemin-diz arası mesafeyi arttırır ve ayak bileği ile beraber baldır dışa dönük olduğundan diz iç eklem yüzüne binen yük artar.&lt;br /&gt;- Topuk yüksekliğinin artışı ayak tabanına binen yükün artışını beraberinde getirir. Bu da çekiç parmak, bunyon, bunyonet, ağrılı sinir sıkışmaları yapabilir.&lt;br /&gt;- Topuğun ayakkabının konçuna vurmasına bağlı ağrılı çıkıntılar oluşabilir.&lt;br /&gt;- Ayakkabının dar, sivri uçlu olması tarak kemiklerinin yayılmasını önleyerek nasır ve bül oluşumuna, kronik tarak kemiği ağrılarına yol açabilir.&lt;br /&gt;- Ayak alt ekseninin gerilmesine bağlı plantar fasit, bursit, topuk ağrısı ve bunların sonucu topuk dikeni gibi bir seri hastalığa yol açabilir.&lt;br /&gt;- Eğer yataktan kalktığınızda yere basmak ağrılı ise, uzun yürüyüşler ağrılı sonlarla bitiyorsa, erken yoruluyorsanız veya kramplar oluyorsa, bel ve kas ağrısından kurtulamıyorsanız, sportif faaliyetlerde erken ağrı, yorulma ya da geç ısınma oluyorsa, bunların bir sebebi de yüksek topuklu ayakkabılar olabilir."&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;www.haber7.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1574017685447629984?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1574017685447629984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1574017685447629984&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1574017685447629984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1574017685447629984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/topuklu-ayakkabinin-zararlari-opr.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6009564529485183652</id><published>2010-02-25T05:31:00.001-08:00</published><updated>2010-02-25T05:31:58.702-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4Z7rNLAfvI/AAAAAAAABOU/nijFVG68ZmM/s1600-h/show_image.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; DISPLAY: block; HEIGHT: 228px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442173181924245234" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4Z7rNLAfvI/AAAAAAAABOU/nijFVG68ZmM/s400/show_image.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6009564529485183652?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6009564529485183652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6009564529485183652&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6009564529485183652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6009564529485183652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/kandiliniz-mubarek-olsun.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4Z7rNLAfvI/AAAAAAAABOU/nijFVG68ZmM/s72-c/show_image.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3044988591755111522</id><published>2010-02-23T22:36:00.000-08:00</published><updated>2010-02-23T22:40:50.332-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4TJ0yq2GaI/AAAAAAAABOE/vJ8xKi5rKm8/s1600-h/%C4%B1%C5%9Fg%C4%B1n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; FLOAT: left; HEIGHT: 186px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441696158562261410" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4TJ0yq2GaI/AAAAAAAABOE/vJ8xKi5rKm8/s400/%C4%B1%C5%9Fg%C4%B1n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;IŞGIN&lt;br /&gt;Ölümcül hastalıklar için umut ışığı&lt;br /&gt;Kanseri önlemeye yardımcı polifenol maddesi içeren ve Elazığ, Van ile Erzurum’da yetişen Işgın bitkisi, İngilizlerin araştırmasına göre ürkütücü hastalık için umut ilaç olabilir.&lt;br /&gt;İngiliz bilim adamları yaptıkları araştırmada, Türkiye’de özellikle Elazığ, Van, Erzurum’da yetiştirilen bir bitki olan ’Işgın’ın kanserle mücadelede çok etkili olduğunu, bu bitkinin kanserli hücrelerin gelişmesini önlediğini ortaya çıkardı.Sheffield Hallam Üniversitesi’nin araştırmasına göre, ışgında diğer kırmızı sebzelerde olduğu gibi kanseri önlemeye yardımcı olan kimyasal maddeler bulunuyor. Polifenol adlı bu kimyasal maddeler başta lösemi olmak üzere birçok kanser türünü önleyebiliyor.&lt;br /&gt;Araştırmayı yürüten Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Nikki Jordan-Mahy, Daily Telegraph gazetesine, “Araştırmalarımız ışgın özellikle pişirildiğinde polifenol miktarı bakımından oldukça zengin olduğunu gösterdi. Bu bitkiden elde edeceğimiz polifenollerle oluşturulacak bir ilaç da kanserle mücadelede kullanılabilir” diye konuştu. İngiltere’de oldukça popüler olan ışgının sapları ve kökleri tüketiliyor. Ülkede bu bitkinin, pastası, tartı hatta kokteyli bile yapılıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;wwwSamanyoluhaber.com&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Sevgili hanimlar, bende size kolay bir ISGINLI KEK tarifesi vereyim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;3 yumurta,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;250 gr seker,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;200 gr margarin,1 vanilin seker, &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;300gr un,1 kabartma tozu, &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;750gr Isgin&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;**Sekeri yumurtayi köpürtelim,margarin ve vanilin sekeri ekleyip cirpalim.( krema halinde) un kabartma tozu ilave edip karistiralim. Hamuru yagladigimiz borcama yayalim.Üzerine soyup, yarim parmak büyüklügünde dogradigimiz, isginlari yayalim, 180 derecede yaklasik 40 dakika pisirelim. Sogumaya yakin pudra sekeri ilave edelim. Eksimsi, meyva tadina, leziz, hafif bir pastadir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Afiyet olsun..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;http://www.hanimlar.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3044988591755111522?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3044988591755111522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3044988591755111522&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3044988591755111522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3044988591755111522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/isgin-olumcul-hastalklar-icin-umut-sg.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S4TJ0yq2GaI/AAAAAAAABOE/vJ8xKi5rKm8/s72-c/%C4%B1%C5%9Fg%C4%B1n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-942308522461139709</id><published>2010-02-15T05:54:00.000-08:00</published><updated>2010-02-15T06:00:02.692-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3lTNRMy-AI/AAAAAAAABNE/5Snr-o8eXPw/s1600-h/gss.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438469512447064066" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3lTNRMy-AI/AAAAAAAABNE/5Snr-o8eXPw/s400/gss.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt; cim bom bom bom&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-942308522461139709?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/942308522461139709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=942308522461139709&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/942308522461139709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/942308522461139709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/cim-bom-bom-bom.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3lTNRMy-AI/AAAAAAAABNE/5Snr-o8eXPw/s72-c/gss.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5663290214548957732</id><published>2010-02-11T02:02:00.000-08:00</published><updated>2010-02-11T02:05:58.942-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PWc_HEF4I/AAAAAAAABME/wJRibyCSoCo/s1600-h/15.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436924968632063874" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 122px; CURSOR: hand; HEIGHT: 92px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PWc_HEF4I/AAAAAAAABME/wJRibyCSoCo/s400/15.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neye benziyorsa ona şifa oluyor...&lt;br /&gt;Havuç ve kivi göz sağlığına, kanser hücrelerine benzeyen brokoli kansere, salkım halinde kalbe benzeyen üzüm kalbe iyi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yaz ve kış aylarında sofraları süsleyen meyve ve sebzelerin şekillerinin faydalı oldukları organlara benzediği bildirildi.&lt;br /&gt;Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğadaki tüm meyve ve sebzelerin sağlık açısından çok önemli vitamin ve mineraller içerdiğini söyledi.&lt;br /&gt;Yaz, kış demeden sofraları süsleyen bu ürünlerin şekillerinin en fazla faydalı oldukları organları işaret ettiğini savunan Tayar, dilimlenmiş havucun kesitinin insan gözüne benzediğini, göz bebeğinin havuç gibi çizgilerden oluştuğunu bildirdi.&lt;br /&gt;Göz sağlığı açısından büyük önem sahip havuçla birlikte kivinin de aynı özellikleri taşıdığını belirten Tayar, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;''Dilimlenmiş kivi göz bebeğine benzerlik gösterir. Kivi, antioksidanlar (E ve C vitamini) ve carotenoidlerce (beta caroten, lutein) zengindir. Lutein, yaşlılığa bağlı ortaya çıkan görme bozukluklarının önlenmesinde önemli yer tutar. Ortadan kesilmiş domates dört kompartımanlı görülür. Kalp de kırmızı ve 4 bölümden oluşur. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Domates, kalp hastalıklarının önlenmesine yardımcı rol oynayan lycopene içerir. Nar çekirdekleri, kan hücrelerine benzerlik gösterir. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Nar, kalp sağlığı için önemli bir antioksidandır. Zararlı hücrelerin tutulmasına yardımcı olur. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Salkım halinde asılan üzüm de kalp şeklinde görülür. Her üzüm tanesi kalpte bulunan kan hücrelerini gösterir. Üzüm, kan yapıcı olarak bilinen bir gıdadır ve kalbe iyi gelir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Ceviz şekil olarak beynin loblarına benzer bir özellik gösterir. Ceviz yüksek oranda omega-3 yağları ile birçok vitamin ve mineral içerir. Bunlar, beynin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde yardımcı olurlar.''&lt;br /&gt;Tayar, patlıcan, avakado ve armut ortadan ikiye kesildiğinde, anne rahmine benzer şekil gösterdiğini ifade ederek, bu gıdaların, dengeli tüketilmesi durumunda hormonal dengeyi sağlayacağını ve rahim kanserlinin önlenmesine yardımcı olacağını bildirdi.&lt;br /&gt;İncirin ''erbezlerine'' benzer bir şekle sahip olduğunu vurgulayan Tayar, ''Çinko, folik asit ve diğer minerallerden zengin olan incir, erkeklerde sperm kalitesi ve hareketliliğini artırarak erkeklerde kısırlığın önüne geçtiği belirtiliyor'' dedi.&lt;br /&gt;Tayar, zeytin ve kadın yumurtalıklarının da şekil olarak birbirine benzediğini dile getirerek, zeytinin yumurtalıkların sağlığı ve fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynadığını bildirdi.&lt;br /&gt;Soğanın vücut hücrelerine benzerlik gösterdiğini belirten Tayar, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;''Soğan, serbest radikalleri nötralize ederek hücrelerin zarar görmesini engelleyen önemli bir antioksidan kaynağıdır. Taneli meyveler ve narenciyeler, meme bezine benzerler.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Narenciyeler, flavonoid ve limonen içerir. Bunlar meme bezlerinde lenf hücrelerinin hareketini düzenler. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Brüksel lahanası ve brokoli kanser hücresine benzerlik gösterir. Brüksel lahanası lif, vitamin C, betacarotene (vitamin A) ve azotça zengindir. Bunlar, kanser riskinin önlenmesine yardımcı olurlar.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Brokoli de kansere karşı iyi geliyor.''&lt;br /&gt;Kaynak: Ntvmsnc&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a onclick="NewWindow(this.href,'name','600','400','yes');return false" href="http://www.maranki.com/tavsiye.php?haber_id=494"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onclick="NewWindow(this.href,'name','600','500','yes');return false" href="http://www.maranki.com/yazdir.php?haber_id=494"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5663290214548957732?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5663290214548957732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5663290214548957732&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5663290214548957732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5663290214548957732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/neye-benziyorsa-ona-sifa-oluyor.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PWc_HEF4I/AAAAAAAABME/wJRibyCSoCo/s72-c/15.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2200899587187684264</id><published>2010-02-11T01:44:00.000-08:00</published><updated>2010-02-11T01:46:51.590-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEMEK TARİFİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PRzyulNtI/AAAAAAAABL0/IHsu8PNFzGI/s1600-h/2009-08-08-024621.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436919862887003858" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 232px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PRzyulNtI/AAAAAAAABL0/IHsu8PNFzGI/s400/2009-08-08-024621.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; PIRASALI OMLET&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pırasa Çok faydalı bir bitkidir.&lt;br /&gt;Tüm yeşil yapraklı sebzeler gibi içerdiği B vitaminiyle bebeğinizin bağışılık sistemini kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;Malzeme Listemiz&lt;br /&gt;- 1/2 demet pırasanın beyaz kısmı&lt;br /&gt;- 1 adet soğan&lt;br /&gt;- 3 adet yumurta sarısı&lt;br /&gt;- 3 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;- 1 su bardağı beyaz peynir&lt;br /&gt;- 2 yemek kaşığı sıvıyağ&lt;br /&gt;- Karabiber&lt;br /&gt;Nasıl Yapıyoruz?&lt;br /&gt;* Pırasanın kök kısımlarını ince ince doğrayın&lt;br /&gt;* Yumuşaması için 5 dakika haşlayıp süzün.&lt;br /&gt;* Haşladığınız pırasayı karıştırıcı yardımıyla püre haline getirin.&lt;br /&gt;* Yumurtaları çırpıp un, peynir ve karabiber atıp karıştırın.&lt;br /&gt;* Pırasaları ekleyin, çırpıp 10 dakika bekletin.&lt;br /&gt;* Teflon tavaya 2 yemek kaşığı sıvı yağ koyupince doğranmış soğanı hafifçe kavurun ve hazırladığınız karışımı tavaya dökün.&lt;br /&gt;* Üstünü kapatıp sallayarak kısık ateşte iki taraflı pişirin.&lt;br /&gt;İşte nefis omletiniz hazır.&lt;br /&gt;Miniğinize afiyet olsun!&lt;br /&gt;Not: Bebeğinize 8. aydan itibaren yedirebilirsiniz.&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;www.hanimlar.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2200899587187684264?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2200899587187684264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2200899587187684264&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2200899587187684264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2200899587187684264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/pirasali-omlet-prasa-cok-faydal-bir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3PRzyulNtI/AAAAAAAABL0/IHsu8PNFzGI/s72-c/2009-08-08-024621.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1635757011439314221</id><published>2010-02-09T09:37:00.000-08:00</published><updated>2010-02-09T09:40:44.354-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3Gd9vPsgLI/AAAAAAAABLs/cQexugv-6gU/s1600-h/103958.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436299909192777906" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 345px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3Gd9vPsgLI/AAAAAAAABLs/cQexugv-6gU/s400/103958.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;ÇOCUKTA Sorumluluk Ne Anlama Gelir?&lt;br /&gt;Çocuklar bir hedef belirleyip bu hedefe ulaşmak için kendi problem çözme becerilerini kullandıklarında, sorumluluk duygusunun ne olduğunu öğrenirler. Ev işleri çocuklara sorumluluk duygusu kazandırabilir. Çocuklara iki yaşından itibaren kişisel temizlikleriyle ilgili sorumluluklar verilebilir.&lt;br /&gt;Önemli olan verilen işin çocuğun yaşına uygun olması ve anne babaların çocuklarına yapacakları işi öğretmeye vakit ayırmalarıdır.&lt;br /&gt;İşte bir kaç sorumluluk örneği:&lt;br /&gt;2-3 yaşlar: diş fırçalamak, odadan çıkarken ışığı kapatmak, oyuncakları toplamak&lt;br /&gt;4 yaş: elleri yıkayıp kurulamak, kıyafetlerini kendin kendine giymek, oyuncakları toplamak, evcil hayvanlarını beslemek, gazete almak&lt;br /&gt;5-6 yaşlar: yatak toplamak, posta kutusundan mektupları almak, çiçekleri sulamak, kıyafetlerini toplayıp yerine kaldırmak, masaya bardak, tabak getirip götürmek&lt;br /&gt;7-9 yaşlar: ödevlerini ve kıyafetlerini organize etmek, bahçeden yabani otları temizlemek, evcil hayvanlarıyla ilgilenmek, banyoyu temizlemek, saçını şampuanlayıp kendini yıkamak, kendine öğle yemeği hazırlamak, toz almak, süpürge yapmak&lt;br /&gt;10-12 yaşlar: basit yemekler pişirmek, çim biçmek, bakkal alışverişine yardım etmek, küçük kardeşine bakmak, kendi çekmecelerini ve dolaplarını düzeltmek, çamaşır makinesinde kendi çamaşırlarını yıkamak. Hangi işin ne zaman yapılacağına çocuğunuzla beraber karar verin. Programı yaptığınızda ona bağlı kalın. Çocuğunuzun bildiği ve kendisinden beklenen bir işin sorumluluğunu üstlenmesi daha kolaydır.&lt;br /&gt;Bölüm Bir: Kendiniz Hakkında mutluluğu yakalamaya temel olan, kendinizle barışık olma gerekliliğine işaret eder. Özsaygı, öz-motivasyon, beceriklilik, kendine vakit ayırma ve hayal gücünü geliştirme gibi kavramları ele alıyor.&lt;br /&gt;Bölüm İki: Kendini İfade Et özgüvenli ve cesaretli bir şekilde duyguları ifade etme yollarını öğretirken başka insanlarla etkin bir şekilde iletişim kurmak için gerekli kişisel iletişim becerileri üzerinde duruyor. Bu bölümde ayrıca sözlü olmayan bir iletişim şekli olarak pozitif, değerbilir ve şefkatli dokunuşun önemini tartışıyor.&lt;br /&gt;Bölüm Üç: Başkaları Hakkında insanlarla nasıl yakınlık kuracağımızı anlamaya başlarken ilişkilerimizi güçlendirmenin yollarını sunuyor. Bölümde ele alınan konular; insanları önemsemek, arkadaşlık kurmak, başkalarına saygı göstermek, işbirliği, yaşantımızda değişikliklere açık olmak, güzel huylu olmak ve yaşadığımız topluma ilgili bir şekilde yardım eli uzatmak...&lt;br /&gt;Bölüm Dört: Kişilik Oluşumu cesaret, dürüstlük, sabır, hoşgörü, yardımseverlik, sorumluluk duygusu, disiplin ve affedicilik gibi belirli karakter özelliklerini geliştirmekle ilgili. Bunlar dünyaya olumlu katkılarda bulunmak için doğuştan yeteneğe sahip insanların sahip olması gereken temel taşları.&lt;br /&gt;Bölüm Beş: Zorluklar hayat boyu yaşadığımız sıkıntı ve zorlukları anlamamıza ve kabullenmemize yardımcı olur diyor okurlara. Ölümle ve zorluklarla ilgili konuşmak, zor zamanlarda çocukları cesur, metanetli ve sakin kalmaya hazırlar ve aileye yakın olmalarını sağlıyor.&lt;br /&gt;Bölüm Altı: Aile Meseleleri aile yaşantısıyla ilgilidir. Bu bölümdeki faaliyetler herkese ailenin önemli bir üyesi olduğu hissini verecektir ki söz konusu aile, bir hayatı, bir tarihi, paylaşımları, anlamlı yakınlıkları ve uzun çok uzun bir geleceği olan bir ailedir. Aile tarihi, anne zamanı, baba zamanı, ebeveynlerin birbirlerine nasıl davranacakları, kardeş ilişkileri, büyüklerin küçüklerine nasıl davranacakları ve aile toplantıları bu bölümde işlenen konular arasındadır.&lt;br /&gt;Bölüm Yedi: Birlikte İyi Vakit Geçirmek aile üyelerine birbirlerine kalben yakın olmaları ve birlikte eğlenmeleri sırrını verir. Eğer birlikte eğlenip oyunlar oynayabiliyorsak, eğer birlikte gülebiliyor ve bir espri anlayışı geliştirebiliyorsak, eğer herkesin hoşlandığı aile gelenekleri oluşturabiliyorsak, o zaman bütün gayretlerimize değmiş demektir.&lt;br /&gt;Kitaptan seçmeler:&lt;br /&gt;Gündelik Beceriler Öğretin&lt;br /&gt;Bir çocuğun çamaşır yıkamak, alışveriş yapmak, fatura ödemek ve temizlik yapmak gibi gündelik ev becerilerini öğrenmesi önemlidir. Bunlar çocuğa bağımsız olmayı öğretir. Bir çocuk evden ayrıldığında bu becerilere sahipse kendisini daha güvende hissedecektir ve siz de onun için daha az endişe edeceksinizdir.&lt;br /&gt;- İlk alışverişe çıktığınızda çocuğunuzu da yanınızda götürün ve ona fiyat etiketlerinin nerede olduğunu, iyi sebze meyveyi nasıl seçeceğini ve yiyeceklerin besin değeri etiketlerinin nerede olduğunu gösterin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1635757011439314221?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1635757011439314221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1635757011439314221&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1635757011439314221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1635757011439314221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/cocukta-sorumluluk-ne-anlama-gelir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3Gd9vPsgLI/AAAAAAAABLs/cQexugv-6gU/s72-c/103958.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-606274126166863404</id><published>2010-02-09T09:32:00.000-08:00</published><updated>2010-02-09T09:33:41.745-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; SARIŞIN KADINLAR DAHA AGRESİFMİŞ...&lt;br /&gt;California Üniversitesi’nce yapılan araştırmada, sarışın kadınların hırs ve agresiflik konusunda esmer veya kızıl saçlı kadınlara göre önde olduğu görüldü.&lt;br /&gt;İngiliz Sunday Times Gazetesi’nin haberine göre, araştırmada farklı fiziksel özelliklere sahip 156 kadın üniversite öğrencisinin davranışı gözlendi. Araştırmanın sonunda olaylar karşısında esmerlerin daha “olumlu” davrandığı görülürken, sarışınların, “savaşa gidelim” havasında oldukları belirlendi. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Araştırmada ayrıca, çekici kadınların kontrollerini daha çabuk kaybettiği de görüldü.&lt;br /&gt;Uzmanlar, bu etkinin genetik olmadığını vurguluyor. Zira sarışın olmayan, fakat saçlarını sarıya boyatan kadınların da kısa süre sonra agresifleştiği belirlendi.&lt;br /&gt;(Hürriyet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-606274126166863404?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/606274126166863404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=606274126166863404&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/606274126166863404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/606274126166863404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/sarisin-kadinlar-daha-agresifmis.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1242934775987407685</id><published>2010-02-08T06:45:00.000-08:00</published><updated>2010-02-08T06:48:15.655-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;KOLA İÇİNCE VÜCUDUNUZDA NELER OLDUĞUNUN FARKINDAMISINIZ ?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Cola ve gazoz cinsi meşrubatların sağlığımız üzerindeki zararları hakkında yaptığımız bilimsel yayınlarımız toplum üzerinde önemli etkiler sağladıkça maalesef firmaların gerçeği saptıran reklamlara ve hediye yağmuru promosyonlara yöneldiklerini görüyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Üzüntümüz bu aldatmacalara müteddeyyin satıcılarımızın ve tüketicilerimizin de hemencecik ram olmalarıdır. Kısa vadedeki küçük menfaatlere teslim olmakla uzun vadede kazanacakları büyük zarar ve veballeri akıllarına getiremiyorlar. Sizi caydırıp tekrar cola ve gazoz bağımlısı yapmak için girdikleri şu telaşlar sizleri uyandırmıyor mu? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Reklam için ve hediye promosyonları için yaptıkları bu ödemeleri ceplerinden mi ödediklerini sanıyorsunuz?. Bilesiniz ki sizleri kandırmak için yaptıkları her ekstra harcamaları da kuruşu kuruşuna yine sizlerin cebinden aşırmaktadırlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Siz siz olun bu yağmaya fırsat vermeyin. Market alışverişlerinizde bu ürünlere yer vermeyin. Bu ürünleri boykot etmeye devam edin. Eğer sağlığınızı ve çoluk çocuğunuzun sağlığını düşünüyorsanız... &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Marketlere gittiğinizde kola ve gazoz cinsi meşrubatlardaki birbirinden cazip reklamların ve hediye promosyonların etkisi ile terar o ürünlerin bağımlısı olmaya meyletmeyiniz, elinizin tersi ile itip sağlığınızı, size emanet edilmiş çoluk çocuğunuzun sağlığını düşününüz. Hala cola içmek istermisiniz?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Yoksa yemek yemek için gittiğiniz restaurantda taze sıkma portakal ve nar suyumu sıktırırsınız veya ayran mı istersiniz? Maalesef sıkma portakal suyu yok!! Diyen lokantaları, hala gözünüzün içerisine sokar gibi marketlerin en ön yerlerine dağlar gibi bu meşrubatları istifleyen marketleri protesto edin. Aksi halde bir daha gelmeyeceğinizi söyleyin. Sağlığınız sizindir. Sağlığınıza sahip olun. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Restaurantlarda ve marketlerde Cola, gazoz cinsi ne varsa önleyemiyorsanız tamam ama en azından Sıkma taze portakal, mandalina, kivi, havuç ve nar gibi suları da olsun. Bu meşrubatları talebediniz. Lütfen Sağlığımıza dikkat edelim.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Bize emanet edilen bedenimize zarar verdiğini bile bile bir ürünü tüketmemizin haram olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım. Bir uzmanın konu ile ilgili açıklamasını tekrar tekrar okuyalım: Prof. Dr. M Canan Efendigil Karatayİç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı(barsakforum.com) 1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ‘fosforik asiddir’. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; 3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;6. Kolaya ve tatlılara saldırısınız.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; 7. Bu kısır döngü devam edttiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; 8. Şişmanlık Hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Lütfen daha önce yayınladığımız yazılarımızı bir defa daha gözden geçiriniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;www.gidaraporu.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1242934775987407685?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1242934775987407685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1242934775987407685&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1242934775987407685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1242934775987407685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/kola-icince-vucudunuzda-neler-oldugunun.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7159432735726605298</id><published>2010-02-05T12:15:00.000-08:00</published><updated>2010-02-05T12:21:15.583-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.oktayustam.com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEMEK TARİFİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;CEVİZLİ TAHİNLİ ÇÖREK&lt;br /&gt;Malzemeler :&lt;br /&gt;3 Su B. Un&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;3 Çorba K. Sıvıyağ&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Çay K. Tuz&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Alabildiği Kadar Su&lt;br /&gt;İç Harcı İçin:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Su B. Tahin&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;4 Çorba K. Toz Şeker&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1 Su B. CevizSıvıyağ&lt;br /&gt;Üzeri İçin:1 Yumurta Sarısı&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;Geniş bir kabın içine unu, sıvıyağı, tuzu ve alabildiği kadar suyu koyarak hamur haline getiriyoruz. Hamurumuzu oklava yardımıyla iyice açtıktan sonra üzerine sıvıyağı döküyoruz ve elimizle iyice yayıyoruz.&lt;br /&gt;Tamamen yağlanan hamurumuzu biraz bekletiyoruz. Daha sonra hamuru ellerimizle kenarlarından çekerek biraz daha açıyoruz.&lt;br /&gt;İnce çekilmiş cevizi hamurun üzerine döküyoruz. Ardından tahin ve şekeri de üzerine serpiştiriyoruz. İç harcını döktüğümüz hamuru kenarlarından kıvırıyoruz ve kesiyoruz.&lt;br /&gt;Bu şekilde elde ettiğimiz dört parça hamuru yuvarlıyoruz ve yağlanmış tepsiye diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürdükten sonra hamurların üzerine hafifçe bastırarak tepsiye biraz daha yayıyoruz.&lt;br /&gt;Önceden 180 derece ısıtılmış fırında pişiriyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.oktayustam.com/"&gt;www.oktayustam.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;a id="DetaySablon_ctl01_btnYazdir" href="javascript:pencereAc(" icerikid="Xx9kcXTIM1w=&amp;amp;ICERIKTIPID=mIpw1Xy1bqw=',"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7159432735726605298?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7159432735726605298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7159432735726605298&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7159432735726605298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7159432735726605298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2010/02/cevizli-tahinli-corek-malzemeler-3-su-b.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5740710585870683101</id><published>2009-11-04T05:53:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:56:43.309-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DOMUZ GRİBİ AŞISI HAYATİ RİSKİ YOK&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Büke, yaptığı yazılı açıklamada, tartışmalarda ön plana çıkan aşının içinde bulunan "adjuvan ve tiomersal (civa)" maddelerine açıklık getirdi.Prof. Dr. Çağrı Büke, domuz gribi aşısının hayati risk taşımadığını vurguladı.&lt;br /&gt;Başka aşılarda bulunabildiği gibi domuz gribi aşılarında, Avrupa'da onay alan dört aşıdan üçüne, "adjuvan" denilen etkinlik artırıcı madde eklendiğini ifade eden Prof. Dr. Büke, "Bu sayede az miktar antijenle yeterli ve uzun süreli etkinlik, yani antikor oluşumu elde edilebilmektedir. Bu tür adjuvanları içeren grip aşılarından 40 milyon dozun uygulandığı 20 bin kişi aşı sonrasında izlenmiş, ciddi ve olumsuz bir durum saptanmamıştır." dedi.&lt;br /&gt;Adjuvan içeren aşıların uygulandığı kişilerde ilk üç günde, aşının yapıldığı yerde ağrı, yanma, kızarıklık, lokal ateş yüksekliği, karın ağrısı, kas ağrısı gibi sistemik belirtilerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Büke, "Bu yakınmalar, birkaç günde düzelmektedir. Yine alüminyum fosfat içeren adjuvanlı aşılar, 50-60 yıldır mevsimsel grip aşılarında kullanılmaktadır." açıklamasını yaptı.&lt;br /&gt;Domuz gribi aşılarında bulunan diğer bir maddenin de çeşitli mikroorganizmaların üremesini engelleyen ve steril kalmasını sağlayan "tiomersal" olduğunu aktaran Büke, "Bu madde, halk arasında civa olarak bilinmektedir. Aşının içinde bulunan, etil formudur. Zararlı etki ise daha çok metil formuyla oluşmaktadır. Bu da başta kabuklu deniz ürünleri olmak üzere bazı besinlerle alınabilmektedir. Her bir doz aşının içinde bulunan miktar, haftalık tolere edilebilir miktarların 2 ile 20 kat altındadır." ifadesini kullandı.&lt;br /&gt;Domuz gribi aşısının, hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Avrupa Birliği ve ABD sağlık otoritereleri tarafından risk grubundakilere önerildiğini hatırlatan Çağrı Büke, şunları kaydetti: "İnaktive aşıyla aşılanması önerilen gruplar, sırasıyla sağlık personeli, gebeler, altı aydan itibaren altta herhangi bir kronik akciğer, kronik kalp, şeker, diğer kronik karaciğer ve böbrek, bağışıklık sistemi baskılayıcı hastalıklar ya da bağışıklık sistemini baskılayan tedavi (kanser ilaçları, kortikosteroid, radyoterapi) alan olgularla altta yatan herhangi bir hastalığı olmayan 15 yaşa kadar çocuklar ve yine sağlıklı 15 yaş ve üzerindeki olgulardır. Bunlardan 9 yaşa kadar kişiler ve bağışık yetmezliği olanlarda aşının, bir ay arayla iki doz yapılması gerekmektedir."&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;www.haber7.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5740710585870683101?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5740710585870683101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5740710585870683101&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5740710585870683101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5740710585870683101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-asisi-hayati-riski-yok-ege.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1232247539798393664</id><published>2009-11-04T05:46:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T05:57:24.211-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;DOMUZ GRİBİNE KARŞI EKİNEZYA VE LİMON&lt;br /&gt;Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Tıbbi Aromatik Bitkiler Bölümü Başkanı Ahmet Tınmaz, yaptığı açıklamada, 2004 yılında üretmeye başladıkları ekinezyanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyledi.&lt;br /&gt;Ana vatanı Amerika kıtası olan bitkinin Kızılderililer tarafından birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını ifade eden Tınmaz, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;''Ekinezya, Marmara Bölgesi'ne uyumlu bir bitki. Diğer bölgelerdeki adaptasyon çalışmalarına devam ediyoruz. Bitkinin seleksiyon çalışmalarını yaparak tohum üretimini sürdürüyoruz ve talep eden üreticilerimize tohum temin ediyoruz. Yalova'daki bahçelerimizde ekinezyanın gelecek yıldan itibaren 50 kilogram kadar tohumunu üreteceğiz. Bitkinin 1 gramında 300 tohum bulunuyor.''&lt;br /&gt;Ekinezyanın bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlarda da kullanıldığı belirten Tınmaz, bitkinin tüm dünyada etkisini gösteren domuz gribine karşı vücut direncini artırdığını söyledi.&lt;br /&gt;-KAYSERİ-&lt;br /&gt;Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği ve Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Öztürk, gripten, özellikle de son günlerde hızla yayılan domuz gribinden korunmada en iyi ve ucuz yöntemin limon tüketmek olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Öztürk, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;''İçinde bol miktarda C vitamini ve antioksidan bulunan limon, domuz gribi gibi viral enfeksiyonlara karşı koruyucu özelliği ispatlanan en önemli meyvedir. Bu nedenle vatandaşlarımıza ülkemizde de bolca üretilen ve ucuz bir korunma yöntemi olan limon ve taze sıkılmış limondan yapılan limonata tüketmelerini öneriyoruz. Limon hem gripten korunmada hem de grip sırasında vücudun direncini artırmada bulunmaz bir ilaçtır. Halkımız domuz gribi aşısı yaptırsın ama limonata da içsin.''&lt;br /&gt;Öztürk, limonun, Rusya, Kazakistan gibi soğuk ülkelerde viral enfeksiyonlardan korunulması amacıyla bolca tüketildiğini bildirdi.&lt;br /&gt;-KÜTAHYA-&lt;br /&gt;Kütahya'da, domuz gribine önlem olarak yurt dışından sipariş edilen aşıların yapılmasına Vali Şükrü Kocatepe ve sağlık çalışanlarından başlandı.&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığınca temin edilerek Kütahya'ya gönderilen Pandemik A (H1N1) aşıları, İl Sağlık Müdürlüğünde ilk kez Vali Kocatepe ve İl Sağlık Müdürü Enver Yıldırım'a yapıldı.&lt;br /&gt;İl Sağlık Müdürlüğünce yapılan planlamaya göre, aşının dağıtım ve uygulaması ildeki sağlık kuruluşlarında yapılacak.&lt;br /&gt;-TOKAT-&lt;br /&gt;Tokat Valisi Şerif Yılmaz, makamında gazetecilere yaptığı açıklamada, grip aşılarına dün başladıklarını söyledi.&lt;br /&gt;Tokat'ta domuz gribiyle ilgili herhangi sıkıntı olmadığını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;''Dün Bakanlıktan emir geldi. Sağlık personeline ve Hacca gideceklere aşı uygulanmaya başlandı. Domuz gribiyle ilgili herhangi sıkıntı mevcut değil. Hastanelerde grip tedavisi gören insanlarımız var. Bunlardan domuz gribi olduğuna dair tahlil ve emareler yok.''&lt;br /&gt;www.haber7.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.adhood.com/adserver/go.php?bid=2948&amp;amp;zid=121353&amp;amp;ref=c92866de950adf32c651e4b0545b8d33&amp;amp;url=http%3A%2F%2Fads.zapadserver1.com%2Fadserver%2Fadx%2Fgoto2.aspx%3Fpbk%3D22191-22490-7125" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1232247539798393664?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1232247539798393664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1232247539798393664&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1232247539798393664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1232247539798393664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/11/domuz-gribine-karsi-ekinezya-ve-limon.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-4253211622122902503</id><published>2009-10-10T04:12:00.000-07:00</published><updated>2009-10-10T04:14:49.533-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Çocuğunuz kaybolursa ne yapacaksınız?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;YAKAD Başkanı Zafer Özbilici, bir çocuğun kaybolması halinde ilk yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çocuğunuzun arkadaşlarının ailelerini kontrol edin ve onlara çocuğunuzu aradığınızı söyleyin. Okulunu, kreşini veya yuvasını bilgilendirin, arkadaşlarını ve komşularınızı kontrol edin.&lt;br /&gt; Etkili sonuç alamazsanız polisi arayın, rapor tutmasında ısrar edin ve dosya numarasını alın (Bu dosya numarası, ileride çok önemli olacaktır).&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Arkadaşlarının ailelerinin listesini tekrar kontrol edin. En son kim, nerede çocuğunuzu görmüş, bunları öğrenmeye çalışın (Çocuğunuz en son görüldüğü yerden araştırmaya başlanabilir).&lt;br /&gt; Çocuğunuzun en son ne giydiğini bilin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;arayıp, olayla ilgili gelişmeleri adım adım öğrenin. Bölgesel hizmet gruplarına başvurun. Evinizdeki telefona gelebilecek aramalar için sürekli birisini bulundurun, dışarıda olduğunuz sırada telefon görüşmeleriniz için başka bir telefon kullanın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yardım istemek için utanmayın ve tereddüt etmeyin, yakınınızı bulmak için her dakika önemli olabilir.&lt;br /&gt;Yazar: Hanimlar.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-4253211622122902503?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/4253211622122902503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=4253211622122902503&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4253211622122902503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4253211622122902503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/10/cocugunuz-kaybolursa-ne-yapacaksnz.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3030583113453590322</id><published>2009-10-02T09:54:00.000-07:00</published><updated>2009-10-02T09:57:02.274-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;OKUL MALZEMELERİNDE ÇOCUKLARI BEKLEYEN TEHLİKELER-&lt;br /&gt; Çin malları başta olmak üzere, okul malzemeleri imalatında yoğunlukla yararlanılan plastik ürünlerde, atık plastikler kullanılabildiğini ifade eden Dinç, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;''Plastiklerin yumuşatılması için kullanılan fitalat; kanser, böbrek ve karaciğer bozukluğu, cinsel gelişim problemleri, hormon yapısı, büyüme ve metabolizma bozukluklukları yapabilmektedir.&lt;br /&gt; Kırtasiye ürünlerin kaplamasında sağlamlık ve parlaklık için kullanılan ağır metaller, deriden ya da ağız yoluyla insan vücuduna geçer. Kanserojen, zehirli ve alerjiktir. Böbrek, karaciğer ve eklemlerde birikir ve çocuklarda sinir ve bağışıklık sistemini tahrip eder.&lt;br /&gt; Boya kalemlerinde kullanılan ''azo boyar'' maddeler kanserojendir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Ciltte alerjik rahatsızlık yapar. Çantalarda kullanılan buruşmazlık, su geçirmezlik özelliği sağlayan ve yine ağaç kırtasiye ürünlerinde kullanılan su itici özelliği sağlayan formaldehit, deride alerjik reaksiyon, göz ve solunum yollarında tahrişe neden olur.&lt;br /&gt; Metallerin sertliğini artırmak ve paslanmayı engellemek için kalem, kalemtıraş, pergel gibi ürünlerde kullanılan nikel, yüksek derecede alerjik bir maddedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Plastik matara, beslenme kabı, diğer plastik ürünler, ağaç kırtasiye ürünlerinde antibakteriyel özelliği sağlayan, mantar önleyici özelliği olan, spor giysilerde terleme önleme özelliği için kullanılan kalay, beyin ve sinir sistemini etkileyebilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bağışıklık sistemine zarar verebilir, kısırlığa yol açabilir.''&lt;br /&gt; -GÜVENLİ OLMAYAN MARKAYI ALMAYIN-&lt;br /&gt; Dinç, bu nedenle güvenilir olmayan markaların ürünlerinin çocuklar için kesinlikle satın alınmamasını, bu konuda son derece duyarlı olunmasını, kaliteli ürünün pahalı olmasına karşın uzun yıllar kullanılabileceğinin akıllardan çıkarılmamasını istedi.Plastiklerde kullanılan katkı maddelerinin zararlarının net bir şekilde ortada olduğunu anlatan Dinç, ''Türkiye'de kısırlık oranı geçmiş yıllara göre arttı. Uzmanlar, bu durumun baş aktörünün plastik katkı maddeleri ve diğer kanserojen maddelerin hayatımıza girmesi olduğunu belirtiyor. Plastiği hayatımızdan tümüyle çıkarmamız belki olanaksız ancak en azından anaokulu ve ilköğretim çağında bulunan, bu tür zararlı maddelerden yoğun şekilde etkilenen çocuklarımızı, plastiğe bağlı kanserojen madde etkisinden kurtarmalıyız'' diye konuştu.&lt;br /&gt; OYUN HAMURUNA DİKKAT, KOKULU SİLGİ VE KALEMİ LİSTEDEN ÇIKARTIN&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mustafa Dinç, oyun hamurlarındaki tehlikeye de dikkati çekerek, sadece güvenilir markaların tercih edilmesinin önemini yineledi ve AB ülkelerinde üretilmiş ürünlerin alınabileceğini belirtti.Kokulu silgide, bu kokunun elde edilebilmesi için üretimde solvent bazlı bağımlılık yapıcı maddelerden yararlanıldığını bildiren Dinç, ''Kokulu kalem ve silgiden de özenle kaçınılması gerektiğini'' sözlerine ekledi. (a.a.)&lt;br /&gt;Zaman&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;www.hanimlar.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3030583113453590322?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3030583113453590322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3030583113453590322&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3030583113453590322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3030583113453590322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/10/okul-malzemelerinde-cocuklari-bekleyen.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7084950113897392066</id><published>2009-10-02T09:49:00.001-07:00</published><updated>2009-10-02T09:51:48.149-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SsYvljKAsQI/AAAAAAAABLM/0OJsezdPuuM/s1600-h/222.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388046326334271746" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SsYvljKAsQI/AAAAAAAABLM/0OJsezdPuuM/s400/222.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;İYİ DUYMAYAN VE İYİ GÖRMEYEN ÇOCUKLAR OKULA GİTMEK İSTEMİYOR&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;İyi duymayan ve görmeyen öğrencinin, okulda derslerinde başarılı olamayacağı ve arkadaş çevresiyle uyumda zorlanabileceği belirtildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Uzmanlar, sağlıklı bir eğitim için özellikle okula yeni başlayan öğrencilerin, duyma ve görme sorunu yaşayıp yaşamadığının taramalarla belirlenip&lt;br /&gt;Sakarya Yenikent Devlet Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Cevdet İzmirli, çocuklardaki işitme kaybının eğitim ve öğretimde çok önemli sıkıntılar meydana getirebileceği uyarısında bulundu. İyi duymayan çocuğun dersleri anlayamayacağını, arkadaş çevresiyle uyumlu olamayacağını ve kendini ifade edemeyeceğini ifade eden Dr. İzmirli, şu uyarılarda bulundu:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;"Öğretmen, okulda çocuğun duyup duymadığını kolaylıkla anlayabilir. Çocuk dersleri iyi dinlemiyor, başka şeylerle ilgileniyorsa, bu, iyi duymadığının bir işareti olabilir. Ayrıca, sorulan sorulara yüksek sesle cevap vermesi de duyma sorunu yaşadığını gösterir. Veliler de küçük bir dikkatle çocuğunun işitme kaybını yaşadığını fark edebilir. Çocuk televizyonun sesini çok açıyor, yüksek sesle müzik dinliyorsa, bunun yanında normal sesle çağrıldığı zaman dönüp bakmıyorsa işitme sorunu yaşadığı rahatlıkla anlaşılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu sebeple, okullarda duyma ve görme taraması yapılmalı, sorun yaşayan öğrencilerin tedavilerinin yapılması gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;"Duyma kaybının en önemli sebeplerinin başında tedavi edilmeyen üst solunum enfeksiyonları ve kabakulak geldiğini vurgulayan Opr. Dr. Cevdet İzmirli, şu bilgileri verdi: "Bu enfeksiyonlar orta kulakta iltihaba sebep olur. Orta kulakta oluşan bu sıvı birikintisi tedavi edilmezse kulak zarını zedeler. Bu da ciddi duyma kaybına sebep olur. Kabakulak enfeksiyonu da 24 saat içinde teşhis ve tedaviye başlanmadığı taktirde kalıcı duyma kaybına sebep olabilir. Bu bakımdan kabakulak şüphesinde çocuk derhal uzman doktora götürülmelidir. Ayrıca, enfeksiyon tamamen geçene kadar okula gönderilmemelidir."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;"İYİ GÖRMEYEN ÇOCUK OKULA GİTMEK İSTEMEZ"&lt;br /&gt;Göz Hastalıkları Uzmanı Hakan Yüzer de görme kaybı yaşayan çocuğun okulda bir çok sıkıntı yaşayacağını söyledi. Görmeyen öğrencinin okula gitmek istemeyeceğini dile getiren Yüzer, "Görmeyen çocuk öğrenemez. Arkadaş çevresiyle iyi ilişki kuramaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Eğer çocuk sınıfta gözlerini kısarak tahtaya bakıyor, yazılara uzun uzun bakıp anlamaya çalışıyor, yerinden kalkıp tahtaya yaklaşıyor, yazarken ve okurken başını kitap ve deftere iyice eğiliyorsa görme sorunu yaşadığını gösterir." uyarısında bulundu.&lt;br /&gt;(CİHAN)&lt;br /&gt;Zaman &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7084950113897392066?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7084950113897392066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7084950113897392066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7084950113897392066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7084950113897392066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/10/iyi-duymayan-ve-iyi-gormeyen-cocuklar.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SsYvljKAsQI/AAAAAAAABLM/0OJsezdPuuM/s72-c/222.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1633444862007646516</id><published>2009-09-26T10:53:00.000-07:00</published><updated>2009-09-26T10:59:43.365-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sr5V_kUGnXI/AAAAAAAABK8/XD5HKeqhR6c/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385836754949807474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sr5V_kUGnXI/AAAAAAAABK8/XD5HKeqhR6c/s400/4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;BU VİTAMİNLERİ KULLANANLAR GRİPTEN KORUNUYOR&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Sakarya Vatan Hastanesi Başhekimi Dursun Bostancı, A, C, E, selenyum ve çinko vitamini içeren gıdalar düzenli olarak tüketildiği taktirde gribe yakalanmanın çok zor olduğunu söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bostancı, yaptığı açıklamada, mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişiminin gribal enfeksiyonlara sebep olduğunu kaydetti. Isı değişikliklerinden etkilenmemek ve gribal enfeksiyona şakalanmamak için düzenli beslenmenin çok önemli olduğunu kaydeden Bostancı, "A, C, E, selenyum ve çinko gibi beş vitamini içeren gıdalar tüketilmesi gribal enfeksiyondan ciddi şekilde korur." dedi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Balık, kırmızı et, süt, yoğurt, havuç, roka, dereotu, maydanoz, tere, brokoli, ıspanak, havuç gibi gıdalarda bol bol A vitamini olduğunu ifade eden Bostancı şu bilgileri verdi: "Özellikle A vitamini içeren bu gıdalar bol bol tüketilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bunun yanında C vitamini içeren sevri biber, turunçgiller soğan, kereviz, kivi gibi C vitamini içeren gıdalar da vücut direncini artırarak hastalıktan korur.Bitkisel yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta gibi gıdalar da da E vitamini bolca bulunur. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;E vitamini de bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Turp, mantar, sarımsak, balık çeşitleri gibi deniz ürünlerinde de selenyum bulunur ve hastalıklara karşı vücudun savunmasını artırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yine et, peynir, yumurta, kuru baklagiller kepekli tahıl ürünleri de çinko bakımından zengindir. Dengeli beslenme için bu beş vitamini içeren gıdaların düzenli olarak tüketilmesi çok önemlidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;"Mevsime göre giyinmenin vücut ısısını dengelemek bakımından önemli olduğunun altını çizen Bostancı, terletmeyen, pamuklu giysilerin tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. (CİHAN)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;http://www.hanimlar.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1633444862007646516?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1633444862007646516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1633444862007646516&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1633444862007646516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1633444862007646516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/bu-vitaminleri-kullananlar-gripten.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sr5V_kUGnXI/AAAAAAAABK8/XD5HKeqhR6c/s72-c/4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-360266518759948327</id><published>2009-09-26T10:40:00.000-07:00</published><updated>2009-09-26T10:43:20.614-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;NAR VE FAYDALARI&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kabuğu bile her derde deva&lt;br /&gt;Vitamin, mineral ve antioksidan deposu meyve, adeta her derde deva. Kabuğundan bile neler yapılmıyor ki..&lt;br /&gt;Kalp sağlığını koruyor ve kanser hücrelerinin gelişmesini engelliyor. Nar adeta antibiyotik görevi görüyor.&lt;br /&gt;Narın adeta bir ‘ilaç’ olduğunu söyleyen uzmanlar, bu ‘doğal antibiyotik’in sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini vurguluyorlar.&lt;br /&gt;Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır, enerji verir, yorgunluğu giderir&lt;br /&gt;Kış aylarında tüketin&lt;br /&gt;Narın yararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışmanın olduğunu söyleyen bilim adamları, özellikle de enfeksiyon hastalıkları açısından risk altında olduğumuz bu kış aylarında bol bol nar tüketmeyi öneriyorlar.&lt;br /&gt;Harareti keser. Enerji verir ve yorgunluğu giderir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Vücudu, kalbi, mideyi ve diş etlerini kuvvetlendirir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çarpıntıyı giderir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mide iltihabı ve ağız yarası için faydalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;Kanser hücrelerinin gelişmesine engel olarak, başta cilt ve prostat kanseri olmak üzere, kansere karşı vücudu korur. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kandaki kolesterol oranını ve tansiyonu düşürür.&lt;br /&gt;Damar serliğini önler ve damarları açar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Bu özellikleriyle kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini de dengeleyerek şeker hastalarına iyi gelir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Cilt sağlığı için de faydalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Nar suyu sesi açar.&lt;br /&gt;Mükemmel bir antitoksidan kaynağı olan narın faydalarını Dr.Mehmet Öz belirtiyor:&lt;br /&gt;-Kalp krizi riski yüzde 17,&lt;br /&gt;-Kansere yakalanma riski yüzde 22,&lt;br /&gt;-Cinsel problem yaşama riski ise yüzde 16 oranında azalıyor.&lt;br /&gt;-İshali kesiyor&lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini güçlendiriyor&lt;br /&gt;-Kolesterolü, şekeri dengeliyor&lt;br /&gt;-Başta prostat ile cilt kanserini, enfeksiyon ile alerjileri önlüyor&lt;br /&gt;-Yaraları iyileştiriyor&lt;br /&gt;-Bol bol nar suyu içenin kalbi sağlam olur, kanserden ve cinsel sorunlardan korunur.&lt;br /&gt;Moral Haber&lt;br /&gt;Yazar: &lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;www.hanimlar.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-360266518759948327?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/360266518759948327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=360266518759948327&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/360266518759948327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/360266518759948327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/nar-ve-faydalari-kabugu-bile-her-derde.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2535995416239184121</id><published>2009-09-06T13:09:00.001-07:00</published><updated>2009-09-06T13:11:56.246-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.oktayustam.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqQXXgKPitI/AAAAAAAABK0/TJYk0YG-zOo/s1600-h/pide.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378449547524541138" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqQXXgKPitI/AAAAAAAABK0/TJYk0YG-zOo/s400/pide.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;RAMAZAN PİDESİ&lt;br /&gt;Malzemeler :&lt;br /&gt;5 su b. un&lt;br /&gt;1 çorba k. toz şeker&lt;br /&gt;1 tatlı k. tuz&lt;br /&gt;1 çorba k. tereyağı&lt;br /&gt;1,5 çorba k. kuru maya&lt;br /&gt;1 su b. süt&lt;br /&gt;alabildiği kadar su&lt;br /&gt;kepek&lt;br /&gt;Üzeri için:1 yumurta susam&lt;br /&gt;Hazırlanışı :&lt;br /&gt;Karıştırma kabına 5 su bardağı unu alın.Unun ortasına kuru maya,toz şeker,tereyağı,1 su bardağ süt ilave edin.İlk olarak mayayı eritin.Daha sonra unu yoğurarak bir hamur elde edin.Hamurun mayalanması için bekletin.Tezgaha kepeği serpin.&lt;br /&gt;Hamuru kepeğin üzerine alın.Pidenin altı kepek ile kaplandıktan sonra fırın tepsisine yerleştirin.Pidenin üzerine yumurta sürün.Üzerine susam serpin.Pidenin üstünü tırnak şekli verin.Pideyi önceden ısıtılmış olan 180 derecelik fırında pişirin.&lt;br /&gt;afiyet olsun &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.oktayustam.com/"&gt;www.oktayustam.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2535995416239184121?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2535995416239184121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2535995416239184121&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2535995416239184121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2535995416239184121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/ramazan-pidesi-malzemeler-5-su-b.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqQXXgKPitI/AAAAAAAABK0/TJYk0YG-zOo/s72-c/pide.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-932549098376930691</id><published>2009-09-03T13:28:00.001-07:00</published><updated>2009-09-03T13:30:28.587-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAnRakVpoI/AAAAAAAABKk/UdTihkTpaF8/s1600-h/rose_single.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377341135223367298" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 144px; CURSOR: hand; HEIGHT: 108px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAnRakVpoI/AAAAAAAABKk/UdTihkTpaF8/s400/rose_single.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yumuşacık Eller İçin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;1 kahve fincanı susam yağı ılık hale getirilir. Yarım limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin, 1 adet ampul E vitamini ve 1 çorba kaşığı bebek pudrası ile karıştırılır. Bu karışımı her gün sabah-akşam ellerinize sürerseniz, kısa zamanda yumuşacık ellere sahip olursunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.hastaadam.com/"&gt;www.hastaadam.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-932549098376930691?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/932549098376930691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=932549098376930691&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/932549098376930691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/932549098376930691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/yumusack-eller-icin-1-kahve-fincan.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAnRakVpoI/AAAAAAAABKk/UdTihkTpaF8/s72-c/rose_single.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-174283231426771362</id><published>2009-09-03T13:26:00.000-07:00</published><updated>2009-09-03T13:27:12.040-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAmbVZ4DJI/AAAAAAAABKc/GY3C4tsbbAA/s1600-h/cilt-bak%C4%B1m%C4%B1-domates.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377340206124371090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAmbVZ4DJI/AAAAAAAABKc/GY3C4tsbbAA/s400/cilt-bak%25C4%25B1m%25C4%25B1-domates.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Evde Kırışıklık Tedavisi&lt;br /&gt;1 çorba kaşığı krema, 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı bal ve 1 tatlı kaşığı süt tozunu karıştırıp 20 dakika yüzünüzde bekletip yıkayın. Bu karışım kırışıklıklarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.hastaadam.com/"&gt;www.hastaadam.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-174283231426771362?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/174283231426771362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=174283231426771362&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/174283231426771362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/174283231426771362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/evde-krsklk-tedavisi-1-corba-kasg-krema.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAmbVZ4DJI/AAAAAAAABKc/GY3C4tsbbAA/s72-c/cilt-bak%25C4%25B1m%25C4%25B1-domates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-416952301957729760</id><published>2009-09-03T13:22:00.000-07:00</published><updated>2009-09-03T13:24:11.566-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAluIrZvbI/AAAAAAAABKU/63E9mG6FVk4/s1600-h/6a00d83451e9a369e20105361b59d3970b-800wi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377339429614108082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 266px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAluIrZvbI/AAAAAAAABKU/63E9mG6FVk4/s400/6a00d83451e9a369e20105361b59d3970b-800wi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ekmekten Memnun Değilmisiniz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Fırından ekmek aldınız, gramajından ya da hijyeninden endişe mi ettiniz, hemen Alo 174 Gıda Güvenliği hattını arayacaksınız. Alo 174'ün başında 24 saat ve 7 gün, yani her an 10 kişi var. Bu on kişi sizin şikayetinizi alıyor ve şikayet hangi ille ilgiliyse, o ilin müdürüne ve şube müdürüne hemen geçiyor. Aynı anda hem sayın Bakan'a geçiyor hem bana geçiyor. İl müdürlüğü şikayeti alıyor, denetimci gönderecekse gönderiyor. Analiz yapacaksa yapıyor. En geç 15 gün içerisinde şikayetçiye dönüyor. Eğer dönemeyecekse yine arıyor ve 'şu analiz yapılıyor ve bu analiz nedeniyle beklemek durumundasınız' diyor. Alo 174 Gıda Güvenliği hattının hizmete girdiği 14 Şubat'tan bu yana 827 başvuru oldu. Bunların yüzde 85'ine dönülerek gerekli işlemler yapıldı. Yüzde 15'inin de işlemleri devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-416952301957729760?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/416952301957729760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=416952301957729760&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/416952301957729760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/416952301957729760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/09/ekmekten-memnun-degilmisiniz-frndan.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SqAluIrZvbI/AAAAAAAABKU/63E9mG6FVk4/s72-c/6a00d83451e9a369e20105361b59d3970b-800wi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8941935880973824125</id><published>2009-08-31T12:57:00.000-07:00</published><updated>2009-08-31T12:58:29.851-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Oruç bedenin zekâtıdır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh rivayet ediyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:&lt;br /&gt;"Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur." (İbni Mâce, Sıyam: 44)Zekât sadece maldan verilmez. Allah’ın ihsan ettiği her nimetin kendine göre bir zekâtı vardır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İlmin zekâtı bildiğini başkalarına öğretmek, ömrün zekâtı namaz kılmak, malın zekâtı hakkını vermek, bedenin zekâtı da oruç tutmaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Oruç tutan insan, vücudunun da, sahip olduğu nimetlerin de kendi malı olmadığını, istediği zaman yiyip içemeyeceğini anlar. Oruçla onların kendisinde emanet bulunduğunu, hakiki mal sahibinin kim olduğunu idrak eder. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Onun emri ol-madan yiyemez, içemez.Böylece, gerçek nimet sahibi olan Mün’im-i Hakikiye, Hakiki Nimet Veren Rabbine teşekkür eder. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Nimetlerin doğrudan doğruya Ondan geldiğini bilir. Vücut nimetine karşı teşekkürünü, onun zekâtı olan oruçla yapmaya çalışır.Zaten zekât bir çeşit şükürdür. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Oruç ise, “halis, hakiki, büyük ve umumi bir şükrün anahtarı” hükmündedir. Oruç sayesinde mü’min, gözle görülür şekilde kendisine verilen nimetlerin kıymetini düşünme fırsatı bulur.Zekâtın bir manası da temizliktir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Maldan verilen zekât onun temizlenmesine, çoğalmasına, bereketlenmesine sebep olduğu gibi, oruç da bedenin maddî ve manevî temizlenmesine, sağlık ve bereketin artmasına sebeptir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Zekât veren insan malını kir ve günah pisliklerinden temizlediği gibi, oruç tutan da vücudunu günahlardan öyle temizlemiş sayılır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ter temiz bir vücut ve ruha sahip olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a title="Yazar hakkında bilgi almak ve diğer yazılarını görmek için tıklayın." href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=author_detailes&amp;amp;id=14"&gt;Mehmet Paksu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/printarticle.php?id=9689&amp;amp;op=1" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8941935880973824125?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8941935880973824125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8941935880973824125&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8941935880973824125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8941935880973824125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/oruc-bedenin-zekatdr-ebu-hureyre.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3623781602784958302</id><published>2009-08-30T05:45:00.000-07:00</published><updated>2009-08-30T05:50:30.755-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;İŞTE MEYAN KÖKÜNÜN FAYDALARI&lt;br /&gt;1-Bağışıklık sistemini sürekli güçlü tuttuğu için tüm hastalıklara karşı etkin koruma sağlamaktadır. Bu durum tıbben kanıtlanmıştır.Yılda iki aylık bir meyan kürü sizi gripten kanser türlerine kadar korumaya büyük ölçüde yardımcı olur.Hem organik, hem zararsız bir doğal ilaçtır.&lt;br /&gt;2-Bağışıklık sisteminin bozulmasından doğan tüm hastalıkların tedavisinde (Behçet, sedef, vitiligo, lupus türleri,pernisiöz anemi, hashimoto vs.gibi) sorunlarda diğer tıbbi ve bitkisel tedavilerle birlikte uygulanmaktadır. Bağışıklık sisteminin depresyon nedenli olduğu bilimsel olarak açıklandığı için, meyan kökünün depresif Sinirsel) hastalıklara karşı da iyi bir ilaç olarak kullanılabileceği görülmüştür.&lt;br /&gt;3-Mikro dolaşımı temizleyip hızlandırıcı etkileri tespit edildiği için, başta beyinsel sorunlar olmak üzere tüm damar tıkanıklıklarında olağan üstü tedavi edici etkileri görülmektedir.&lt;br /&gt;4-En bilinen tedavileri akciğer ve karaciğer hastalıkları üzerinedir. Bileşimindeki etken maddeler, bu iki organı 2 ayda temizlemekte ve hayat kurtarmaktadır.Akciğer ve karaciğerin diğer sorunları yanında bu iki organdaki kanserlerin tedavisinde en güçlü ilaçlardan daha etkili olduğu görülmüştür.Meyan’ın pektoral (göğüse ait) ve yumuşatıcı,acı dindirici etkileri vardır. İyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan bu ilaç, genellikle öksürükler ve göğüs hastalıkları için tüketilmekle beraber özellikle de en çok bronşitler için kullanılır. Yaygın olarak öksürük ve ağrı kesici olarak kullanılan meyan kökünün karışımındaki neredeyse tüm maddelerin her biri bir ilaçtır.&lt;br /&gt;5-Addison hastalığının tedavi edici ilacı olarak kabul edilmiştir. Addison,adrenal bezlerdeki bir fonksiyon bozukluğuna bağlı ciddi bir hastalıktır. Halen meyan dışında kalıcı bir tedavisi ve ilacı yoktur.&lt;br /&gt;6-Meyan, idrar tutulmasını ve tansiyonu düzenler. Eski herbalistler meyanın bu hastalığı tedavi ettiğini bilirlerdi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;7- Kanser ve lösemi tedavilerinde bitkisel destek olarak kullanılır. Diğer yüzlerce faydaları yanında aynı zamanda iyi bir anti-oksidant, yani kanser önleyici olduğu da bilinir.Kanserden korunmak için yılda iki ay, günde bir tatlı kaşığı meyan ekstresi kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;8- Meyan şekerlidir ve içeriğindeki glisurutenik asit, şekerden elli kat daha şekerdir. Beyin zarından(korteks) salgılanan hormonları uyarır, faaliyete geçirir ve bezeleri iyileştirmeye yardımcı olur.Aynı zamanda hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda östrojen hormonunu faaliyete geçirdiği ve “hap” şeklinde kullanımında adet dönemiyle ilgili dengeleri sağlayabildiği görüldü. Meyan kökü, dalak ve ciğerler için de mükemmeldir. Öksürükler,boğaz ağrısı,astım,mide ve on iki parmak bağırsağına ait ülserler,hepatitler,duyu bozuklukları(türlü ruh karışıklıkları;çırpınma, kasılmalar ve inlemeler ile kendini gösteren sinir bozuklukları) ve yiyecekten zehirlenmeler için kullanılmaktadır. Aynı zamanda iyi bir anti-oksidant,yani kanser önleyici olduğu da bilinir.&lt;br /&gt;9-Tıbbi Etkisi ve Kullanımı : Meyan’ın pektoral(göğse ait) ve yumuşatıcı,acı dindirici etkileri vardır. İyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan bu ilaç, genellikle öksürükler ve göğüs hastalıkları için tüketilmekle beraber özellikle de en çok bronşitler için kullanılır. Yaygın olarak öksürük ve ağrı kesici olarak kullanılan meyan kökünün karışımındaki neredeyse tüm maddelerin her biri bir ilaçtır. Anodyne(Ağrı Kesici), Antioksidant, Antipasmodic, Anti-inflamatuar, mukoza koruyucu, Depurative, idrar söktürücü, Yumuşatıcı ve Acıyı Dindirici, Estrogenic,balgam söktürücü, Pectoral(pektoral) dir.&lt;br /&gt;10-Hipoglisemi,bronşitler,kolitler(kalın bağırsak iltihabı),gastritler, stres,soğuk algınlığı (nezle),mide bulantısı, ve iltihaplanmalar için çok yararlıdır.Kolonların temizlenmesini sağlar, ileri derecede olan beze rahatsızlıklarını, kas zayıflıkları ya da iskelete ait spazmları tedavi eder.Bronşitler ve ciğerlerde oluşan balgamı akışkan hale getirerek söktürmeyi sağlar. Meyan’ın içeriğindeki östrojen benzeri hormon, sesi değiştirir. Araştırmalarda kan hücrelerinin salgıladığı protein üretiminin meyan kökü aracılığıyla teşvik edildiği görülmüştür.&lt;br /&gt;11-Meyan kökünün içerdiği glisirizin,sıkroz şekerinden 50 kere daha şekerlidir,örneğin hidrokortizon hormonlarının ürettikleri gibidir. Buradan da anlaşıldığı üzere, rahatsızlıkları giderici etkisinin yanı sıra, aynı zamanda steroid tedavisinin ardından beyin zarı ile ilgili uyarılarda da büyük rol oynar. Meyan kökü, gastrit ve ülseri iyileştirebildiği gibi aynı zamanda etkili bir kuvvetlendiricidir. Etkileri : Yatıştırıcı, anti-artrit(mafsal yani eklem iltihabını giderir),korteks(beyin zarı) için kuvvet verici bir ilaçtır, kolestrolü düşürür, müköz zarlarındaki gastriti hafifletir,yatıştırır;balgam söktürücüdür, alerjik durumlara karşı ferahlık sağlayabilir.&lt;br /&gt;12-Endokrin sistemi üzerindeki belirgin etkisiyle de meyan kökü, bir grup bitkilerden bir tanesidir. Meyan Kökü, Addision hastalığında olduğu gibi, bezelerle ilgili problemleri de tedavi eden faydalı bir bitkidir. Meyan kökünün Cattarh hastalığı gibi bronşlarla ilgili problemler,bronşitler ve genelde öksürükler olmak üzere geniş bir kullanım alanı vardır.&lt;br /&gt;13-Genellikle, bilhassa ısıtıldığında dalak yetersizliği durumlarında kullanılır.Aynı zamanda Qi yetersizliği veya kansızlıkla düzensizleşen kesik kesik olan nabız atışı yada çarpıntılar için kullanılır. Ciğerleri nemlendirir ve öksürük keser; hırıltı ve öksürükler için kullanılır. Meyanın nötr bir tabiatı olduğu gibi, ciğerlerdeki sıcaklık yada soğukluk için de kullanılabilir. Ham meyan; çıbanlar, ağrılar yada boğaz ağrısından meydana gelen ateşli zehirlenmeler için kullanılır. Spazmları yatıştırır : karın ve bacaklardaki ağrılı spazmlar için kullanılır. Aynı zamanda lokal ve dahili olarak türlü zehirli maddelere karşın bir panzehir olarak kullanılır.&lt;br /&gt;14-Doğu ve Batı kültürlerinde birkaç bin yıla dayalıdır. Esasen balgam söktürücü,mukoza koruyucu ve hafif laksatif olarak kullanılırdı. Geleneksel olarak kullanımında; hazmı kolaylaştırıcı, astım,yutak iltihabı(farenjit), sıtma(malarya),karın ağrısı,uykusuzluk ve enfeksiyonlar yer alır. Meyan kökünün, birçok farmakolojikal (ilaç bilimsel) etkileri olduğu bilinir.&lt;br /&gt;15-Meyan kökü, genç ve yaşlı,hem kadın hem erkek,sağlıklı yada hasta olmak üzere herkes için tavsiye edilebilir.Yazarların görüşlerine göre meyan, dünyanın en muhteşem toniğidir. Bu nedenle, iskelet sisteminin korunmasında önemli bir tonik olduğunu tavsiye ettim.Meyan Kökü’nün göğüs hastalıklarını, vücudun içi ve dışı olmak üzere tüm bölgelerini iyileştirici etkisi insanı hayrete düşürüyor. Meyan Kökü yalnızca deriye değil, müköz zarlarındaki rahatsızlıklara da iyi gelir ve bağırsak sistemini düzenlemeye yardımcı olur.&lt;br /&gt;16-Bu bitki, patojen mikrobunun çeşitlerinden hiçbirinin yaklaşmasına izin vermeyecek kadar vücudu güçlendirme yetisine sahiptir.Bu nedenle meyan kökü,iskelet sistemi için bir tonik olarak kullanılmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Genel bir spektrumda bakıldığında görülüyor ki, koruyucu tonik olması, sağlığı koruması ve yara iyileştirici olması gibi özellikleriyle meyan kökünden daha iyi bir şifalı bitki yoktur. Beyin damarlarını açarak ve tıkanıklıkları temizleyerek tüm beyinsel hastalıkların tedavisinde bile başarı ile kullanılabilmektedir.&lt;br /&gt;17- Ciltte mikro dolaşımı hızlandırarak cildin hücrelerinin yenilenmesini sağlar.Cildi güzelleştirir ve zayıf saçları gürleştirir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.50mucizebitki.com/"&gt;http://www.50mucizebitki.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;a style="COLOR: #00c" href="http://www.meyanmucizesi.com/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3623781602784958302?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3623781602784958302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3623781602784958302&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3623781602784958302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3623781602784958302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/iste-meyan-kokunun-faydalari-1-bagsklk.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3485253015866414195</id><published>2009-08-22T11:38:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T11:41:52.112-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Doğal antibiyotikler nelerdir?&lt;br /&gt;Toplum olarak ilaçlara bağımlılığımız var. Boğazlarımız biraz kızarınca veya biraz öksürünce gelişigüzel antibiyotik alırız. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Bu antibiyotikler de balgamı söktürmez, mikrobu vücuttan çıkaramaz. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Zamanla vücutta bağışıklık sağlar ve bir etkileri da kalmaz. Antibiyotiklerin yerine doğal antibiyotikleri kullanmamız lazım.&lt;br /&gt;Doğal antibiyotikler nedir?&lt;br /&gt;Sarımsak, soğan doğal antibiyotiktir. Bunları çok fazla tüketmek gerekir.&lt;br /&gt;Yarım litre kaynatılmış ve soğutulmuş suya, kabukları soyulmuş bir baş sarımsağı ve yarım limon kabuğunu dilim dilim doğrayıp içine atın. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kapağını kapatıp (alimünyum folyoyla sararak ışık almasını engelleyebilirsiniz) karanlık bır ortamda 4 gün bekletin. Sonra içinden posasını alın.&lt;br /&gt;Kışa girerken ya da kış aylarında bu doğal antibiyotiği yemeklerden önce 1 yemek kaşığı tüketmeniz önerilir. Dışarıdan gelen mikrop ve virüslere karşı etkilidir.Hiç bir yan etkisi de yoktur.&lt;br /&gt;Not: Tarifimiz bir kişiliktir. Daha fazla su ve ölçüyle de yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;Elmas Maranki &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.maranki.com/"&gt;http://www.maranki.com/&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3485253015866414195?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3485253015866414195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3485253015866414195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3485253015866414195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3485253015866414195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/dogal-antibiyotikler-nelerdir-toplum.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3110232382959436206</id><published>2009-08-20T11:16:00.000-07:00</published><updated>2009-08-20T11:17:46.484-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Mükafat ve mağfiretin zirveye çıktığı Ramazan ayına girerken&lt;br /&gt;"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; (et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.)&lt;br /&gt;Rahmet ve mağfiret ayı mübarek Ramazan hepimize hayırlı olsun. Bu gece sahurla birlikte ilk orucumuza niyet edeceğiz. İslam’ın şartlarından olan oruç ibadeti, senede bir ay birlikte hareket etmenin muhteşem keyfini yaşatıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir ordu misali birlikte sofraya oturuyor arş emrini bekler gibi yiyiniz emrini bekliyoruz. Bize ihsan edilen nimetlerin kıymetini daha çok anlıyor, daha çok şükretmeyi öğreniyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Aslında o nimetlere ve hiçbir şeye sahip olmadığımızı acizliğimizi fark ediyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İşte böylece oruç bizim için hakiki safi büyük ve umumi bir şükrün anahtarı oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çünkü diğer vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu hakiki açlık hissetmedikleri için çok nimetlerin kıymetini anlayamıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Oruç sayesinde zengin insanlar fakir insanların halinden anlayıp onlara yardımda bulunuyorlar.Oruç ibadeti nefsin terbiyesinde çok önemli rol oynuyor. Gafletin dağılmasına ibadetlerin şuurlu bir şekilde yapılmasına kulun kulluğunu idrakine vesile oluyor. Kuran-ı Kerim Ramazan ayında indirilmiştir. Bu ayda her gün büyük bir coşku ve şevk içerisinde Kuran okunarak bütün İslam alemi yeryüzüne Kuran-ı Kerim dinletiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ramazan-ı şerifte ibadetlerimizin sevabı, birden bine çıkıyor. Evet uhrevi ticaretimizde kazandıklarımızın katlandığı mübarek bir aya giriyoruz. Malum günahlarımız da çok bu fırsatı çok iyi değerlendirmek gerekiyor.Evet rabbimizden niyaz ediyoruz ki maddi manevi bizleri arındırsın rızasına uygun bir şekilde ibadetlerimizi yapalım ve bu haleti bütün ömrümüz boyunca devam ettirelim. Hayırlı huzurlu ramazanlar…&lt;br /&gt;Yazar: &lt;a title="Yazar hakkında bilgi almak ve diğer yazılarını görmek için tıklayın." href="http://www.hanimlar.com/index.php?yazar=412"&gt;Saliha Nur &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3110232382959436206?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3110232382959436206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3110232382959436206&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3110232382959436206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3110232382959436206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/ramazan-geldi-hos-geldi-mukafat-ve.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7335716085107228894</id><published>2009-08-16T01:35:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T01:38:10.920-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofFSakhPBI/AAAAAAAABJk/iByLFDjVuYo/s1600-h/2009-08-05-142749.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370478000823417874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 299px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofFSakhPBI/AAAAAAAABJk/iByLFDjVuYo/s400/2009-08-05-142749.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Sinek ilacı sıkmayın&lt;br /&gt;Yaz aylarında ortaya çıkan sivri sineklere karşı kullandığımız sprey, pomat ya da losyon şeklindeki sinek kovucuların içindeki bir maddenin, merkezi sinir sistemine zarar verebildiği bildirildi.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İtalyan haber ajansı ANSA'nın bildirdiğine göre, Fransa'daki Kalkınma Alanında Araştırma Enstitüsünde görev yapan Vincent Corbel ile Angers Üniversitesinden Bruno Lapied, birçok böcek kovucunun içinde mevcut olan "DEET" adlı bir kimyasal maddenin nörotoksik (sinir hücreleri üzerine toksik etki gösteren madde) olduğunu ortaya çıkardı. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Corbel, "Bu maddenin sadece davranış değişikliğine neden olan basit bir kimyasal bileşim olmadığını, aynı zamanda merkezi sinir sistemi için çok önemli olan asetilkolinesteraz adlı bir enzimi engellediğini de tespit ettik" dedi. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Vincent Corbel, araştırma sonuçlarının, deet'in özellikle de diğer kimyasal maddelerle birlikte kullanımının ne kadar güvenli olduğunun sorgulanması gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Verilen bilgiye göre 1953 yılında keşfedilen deet, halen böcek kovucularda en çok kullanılan maddelerin başında yer alıyor. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.hekimce.com/"&gt;http://www.hekimce.com/&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7335716085107228894?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7335716085107228894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7335716085107228894&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7335716085107228894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7335716085107228894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/sinek-ilac-skmayn-yaz-aylarnda-ortaya.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofFSakhPBI/AAAAAAAABJk/iByLFDjVuYo/s72-c/2009-08-05-142749.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7926921607423949253</id><published>2009-08-16T01:28:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T01:32:32.288-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofD7jZRqlI/AAAAAAAABJc/0b3CfpJH_WE/s1600-h/8F875F489C99D54FB7194472r.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370476508543560274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 129px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofD7jZRqlI/AAAAAAAABJc/0b3CfpJH_WE/s400/8F875F489C99D54FB7194472r.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;ZAYIFLATAN YİYECEKLER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Çok lezzetli olan bu yiyecekler size kilo vermenizde yardımcı olacak. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1. Salatalık Düşük kalori ve yüksek su içeren salatalık, formda kalmanızı ve zayıflamanızı sağlar. Sadace bir salatalıkta sadece 45 kalori vardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;2. Kırmızı üzüm Bir kasede ortalama 80 kalori içerir, soğuk üzüm tatlı isteğinizi karşılayan mükemmel bir seçenek olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;3. Yaz salatası Ağırlıklı olarak düşük kalorili yaz sebzeleri içeren yaz salataları, kalori bakımından oldukça düşük ancak doyurucu ve zayıflatıcıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;4. Soğuk filtre kahve Kafein sizi canlandırır.. Kaymaksız süt eklenmiş filtre kahve, kan şekeri seviyenizin normal kalmasına ve metabolizmanızın çalışmaya devam etmesine yardımcı olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;5. Izgarada pişirilmiş sebzeler.. Mantar, soğan, dolmalık biberler, kabak, patlıcan, kuş konmaz gibi sebzeleri ızgarada pişirin. Hem hazırlaması kolay hem de düşük kalorilidir.. Zeyinyağı ile hafifçe yağladığınız sebzeler, tuz eklenerek yenilebilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;6. Yağsız patlamış mısır Mısır yağda yapıldığında kilo almanıza neden olabilir. Ancak bir kase yağsız patlamış mısırda sadece 30 kalori ve 2 gr lif bulunur. Bunu yiyerek de zayıf kalabilirsiniz. 7. Yağsız çeşnili yoğurt Serinlemenin en doğal yolu yoğurt aynı zamanda zayıflamanıza da yardımcı oluyor. Yağsız yoğurdun içerdiği karbonhidrat ve protein uzun süre tok hissetmenizi sağlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;8. Şekersiz buzlu çay İlk başta 'şekersiz' tanımlaması size hoş gözükmeyebilir. Kalorisiz doğal içecek buzlu çayınıza taze meyve dilimleri ekleyerek içeceğinizi tatlandırabilir, gecenizi serinletebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;9. Karpuz Bol bol karpuz yiyin.. Su ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun bir kasesi veya suyu sadece 80 kaloridir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;10. Çorba Midenizi yeni yapılmış ve biraz soğumaya bırakılmış domates çorbası ile doldurun. Bir kase çorba sadece 50 ila 100 kalori arasındadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hekimce.com/"&gt;http://www.hekimce.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4731%26title%3DZayıflatan" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7926921607423949253?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7926921607423949253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7926921607423949253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7926921607423949253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7926921607423949253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/zayiflatan-yiyecekler-cok-lezzetli-olan.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SofD7jZRqlI/AAAAAAAABJc/0b3CfpJH_WE/s72-c/8F875F489C99D54FB7194472r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8747830738976149996</id><published>2009-08-09T09:57:00.000-07:00</published><updated>2009-08-09T10:01:18.633-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sn8AmcDvO2I/AAAAAAAABJM/7CcsjUeCZGI/s1600-h/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368009941215820642" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 237px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sn8AmcDvO2I/AAAAAAAABJM/7CcsjUeCZGI/s400/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Erkeklerin kadınlardan ricası!&lt;br /&gt;Erkekler biz kadınlarla anlaşabilmek adına bazı konularda ricada bulunuyorlar! Bazılarına "yok artık" dedik, bazılarına ise hak verdik ve uzlaşma yoluna gitmeye karar verdik..!&lt;br /&gt;Bakın erkekler bize neler söylüyorlarmış:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS'te "Orda mısın???" diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Mağazada gelinliklere bakıp "Aaaa ne güzeeel" dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!! * Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekâlı muamelesi yapmayın. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* 'Beni seviyor musun?' diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan 'ekmek niçin masada değil' diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ekolay.net/"&gt;http://www.ekolay.net/&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.ekolay.net/kadin/ana_detay.asp?Page=1&amp;amp;PID=-1&amp;amp;HaberID=635098"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8747830738976149996?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8747830738976149996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8747830738976149996&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8747830738976149996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8747830738976149996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/08/erkeklerin-kadnlardan-ricas-erkekler.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sn8AmcDvO2I/AAAAAAAABJM/7CcsjUeCZGI/s72-c/1q2s34gp94aa5guy6xq3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7729583459115675896</id><published>2009-07-31T12:27:00.000-07:00</published><updated>2009-07-31T12:29:55.922-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAÇ BAKIMI'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Çörek otu yağı neye iyi gelir?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Astım ve bronşiyal problemler&lt;/strong&gt;: Kahve içerisine bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırılıp günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sırt ağrısı ve romatizmal problemler&lt;/strong&gt;: Az bir miktar çörek otu yağının hafifçe ısıtılması ve daha sonra romatizmalı alanın yoğun bir şekilde sıvazlanması da faydalı bir kullanım yoludur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İshal:&lt;/strong&gt; Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı çörek otu yağının karıştırılıp belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilmesi tavsiye ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Grip ve soğuk algınlığı&lt;/strong&gt;: Her bir burun deliğine 3-4 damla çörek otu yağı akıtmak, burun tıkanıklığına ve soğuk algınlığına iyi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Saç problemleri&lt;/strong&gt;: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önlüyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Baş ağrısı&lt;/strong&gt;: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları çörek otu yağı ile ovularak kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı çörek otu kahvaltıdan önce alınır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı cilt&lt;/strong&gt;: Bir çorba kaşığı çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yüksek tansiyon&lt;/strong&gt;: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyku bozukluğu&lt;/strong&gt;: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çörek otunun kullanım şekilleri&lt;br /&gt;Şeker hastalığı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir fincan bütün çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, her gün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır. Hindistan'da yaygın bir kullanım şekli olan bu tarif, daha çok şeker hastalığına karşı etkili.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/"&gt;www.haber7.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7729583459115675896?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7729583459115675896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7729583459115675896&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7729583459115675896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7729583459115675896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/corek-otu-yag-neye-iyi-gelir-astm-ve.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-4969945334645032700</id><published>2009-07-27T10:50:00.000-07:00</published><updated>2009-07-27T10:52:36.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;DİKKAT SICAKLAR ÇARPMASIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çukurova Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fazıl Yalçın, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;aşırı sıcaklarda yaşlı çocuk ve kronik böbrek hastalığı bulunanların dikkat etmesi gerektiğini söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Öğle saatlerinde risk guruplarının dışarı çıkmamasını isteyen Dr. Yalçın, "Çıkılması gerekiyorsa en azından şemsiyeyle çıkılmalı. Ülkemizde maalesef şemsiye kültürü de yok. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Açık renkli bol kıyafetler giyilmeli.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Su, meyve suyu ve çay gibi içecekler tüketilmeli. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Aşırı yağlı yemekler, kızartmalardan kaçınılmalı.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sıcaklar yaşlılar için ciddi problemler oluşturur. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bunlara dikkat edilmezse sıcak çarpması, direnç düşüklüğü ve hafıza kaybına kadar neden olabilecek hastalıklar meydana gelebilir." dedi. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mehmet Ertürk (42) isimli vatandaş da sıcak havalar nedeniyle ne evde ne de dışarıda durabildiğini söyledi. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ertürk, gölgede bile sıcakların kendini hissettirdiğini kaydetti.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;(CİHAN) &lt;a href="http://www.habervaktim.com/"&gt;www.habervaktim.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-4969945334645032700?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/4969945334645032700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=4969945334645032700&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4969945334645032700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4969945334645032700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/dikkat-sicaklar-carpmasin-cukurova.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3620330748992293745</id><published>2009-07-24T10:13:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T10:17:11.850-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;DR.İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN BEYAZ DUT KÜRÜ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;1: Egzamaya karşı birebir&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suyun içine bir avuç dolusu beyaz dut kurusu atın ve altı dakika kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Altıncı dakikadan sonra ocaktan indirin, elinizi yakmayacak derecede sıcaklığa gelince egzamalı ellerinizi kabın içerisine koyun ve en az 10 dakika etki ettirin. Bir saat ellerinizi yıkamayın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir saat sonra ellerinizi suyla durulayın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Haftada üç kez bu uygulama tekrar edilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Her defasında taze olarak hazırlanması gerekir. Ellerinizi daldırdığınız kabın soğumamasına özen gösterin. Ellerinizi yakmayacak derecede (ılıktan sıcak) ısıda olmasına dikkat edin. Gerekirse tekrar ısıtın.Eğer egzamanız ayaklarınızda veya el bileklerinizdeyse, kaşık veya kepçe yardımıyla egzamalı bölgenin üzerine 10 dakika boyunca sık sık dökün.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KÜR – 2: Kandaki iltihaba karşı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kandaki&lt;/strong&gt; CRP (Chemical Reaktif Protein) yüksekse düşürülmesinde mükemmel bir destekleyicidir. Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suyun içerisine bir avuç dolusu (5-6 yemek kaşığı) beyaz dut kurusu atın ve altı dakika kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Altıncı dakikadan sonra ocaktan indirin. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ilıyınca süzün, yarısı sabah aç karnına, diğer yarısını akşam aç karnına için. Haşlanmış dutların tüketilmesi şart değildir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Toplam 25 gün uygulanır ve her defasında taze hazırlanması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saracoğlu.com/"&gt;http://www.saracoğlu.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3620330748992293745?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3620330748992293745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3620330748992293745&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3620330748992293745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3620330748992293745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/dr.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8128514173178261856</id><published>2009-07-23T13:09:00.000-07:00</published><updated>2009-07-23T13:12:23.843-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Her Ice Cream yazan dondurma değildir&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Market ve bakkallarda dondurma diye satılan ürünlerin bir kısmının aslında dondurma olmadığını neredeyse kimse bilmiyor. Bu ürünlerin ambalajında genelde "Ice cream" yazıyor. Etiket bilgileri ise mercekle okunacak kadar küçük oluyor.&lt;br /&gt;SIHHİ BUZLU YİYECEKLER Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, tüketicileri dondurmalar konusunda uyardı.&lt;br /&gt;Nazım Kaya, "Tüketicilere 'dondurma' adıyla gayri sıhhi 'buzlu' yiyecekler sunuluyor, 'Yenilebilir Buzlu Ürünler Tebliği'ne göre üretilen ürünler dondurma değildir. Buz karışımları ve sütlü buz ürünlerine yenilebilir buzlu ürünler denir ve bu ürünler tüketicilere dondurma adı altında satılıyor." dedi.&lt;br /&gt;Tüketiciler dondurmayla sütlü buz farkını bilmediği için genelde tüm ürünleri dondurma niyetine alıyor. Gerçek dondurmada neredeyse katkı maddesi bulunmazken, bu tür ürünlerin içeriğindeki katkı maddelerinin çokluğu dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;Türkiye'de dondurmalara konulan katkı maddelerinin yarıdan fazlasının dünyanın birçok ülkesinde yasaklandığını belirten Nazım Kaya, "Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın 'E' kodlu katkı maddelerinin birçoğunu yasaklamadığını belirterek tüketicilerin de bu konuda bilgilendirilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;E-441 İLAVE EDİLİYOR&lt;br /&gt;Kaya, bazı dondurmalara, kıvam tutturma bahanesiyle domuz ve sığır kemiklerinden elde edilen E-441 (jelatin) kodlu katkı maddesinin ilave edildiğini kaydederek, bu maddenin Türkiye'de yasal olduğunu; ancak üretildiği hayvanın domuz olma ihtimalinin yüzde 70 civarında olmasından dolayı bu katkı maddesinin kullanılmasıyla tüketicilerin inanç ve hassasiyetlerinin hiçe sayıldığını ifade etti. Dondurma sektörünün bir kısmının şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar kullandığına dikkat çeken Kaya, doğal salep yerine sun'i salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası ve aromaların katıldığını belirtti.&lt;br /&gt;Buz gerçeği etiketlerde gizleniyor Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'ne göre "Dondurma Tebliği" ve "Yenilebilir Buzlu Ürünler Tebliği" olmak üzere iki ayrı tebliğ var.&lt;br /&gt;Piyasada dondurma sanılarak tüketilen bu ürünlerin çoğu aslında dondurma değil. Büyük çoğunluğu içinde süt bile barındırmayan 'yenilebilir buzlar'. İçindeki maddelerin çoğu ise dünyanın birçok medeni ülkesinde sağlık nedeniyle yasaklanmış katkılardan oluşuyor. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 'E kodlu' bu katkıların büyük çoğunluğunu yasaklamış değil. Üreticiler ürünlerinin dondurma olmadığını gizlemek için "ICE CREAM" gibi yabancı dil ifadelerini büyükçe harflerle yazarken 'yenilebilir buzlu yiyecek' gibi ifadeleri ise küçük puntolarla yazıyor.&lt;br /&gt;Bu nedenle "gerçek dondurma" yemek isteyenlerin etiketleri iyi okuması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hekimce.com/"&gt;www.hekimce.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8128514173178261856?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8128514173178261856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8128514173178261856&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8128514173178261856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8128514173178261856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/her-ice-cream-yazan-dondurma-degildir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3753202521729385800</id><published>2009-07-10T01:17:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T01:19:17.480-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşırı bilgisayar kullananlar dikkat!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bilim adamları, bilgisayar başında geçirilen uzun ve sağlıksız saatlerin 9 binden fazla rahatsızlığa sebep olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;ABD'nin Ohio eyaletindeki Nationwide Çocuk Hastanesi doktorlarının yaptığı araştırma sonucunda, 9 bin hastalıktan bir kısmının acil servislerde tedavi edildiği ortaya çıktı. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Araştırma ekibinden doktor Lara B. McKenzie, başlıca rahatsızlıkların, sırt ağrıları ile bileklerde karıncalanma, uyuşma gibi belirtilerle ortaya çıkan 'karpal tüneli sendromu' olduğunu söyledi. McKenzie, zaman zaman kesikler, incinmeler, şişlikler, kırık ve çıkıklarla da karşılaşıldığını dile getirdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bilim adamları, bilgisayara bağlı hastalıkların 1994 yılında sadece 1267 olduğunu, ancak geçen 15 yılda bu sayının hızla arttığına dikkat çekti.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kırıklarla karşılaşılan vakaların yüzde 50'sinin, bilgisayarı bir yerden başka bir yere taşırken gerçekleştiği kaydedildi. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Son 13 yılda sadece ABD'de, yaşları 1 ile 83 arasında değişen 75 bin kişi, bilgisayar kullanımından kaynaklanan rahatsızlıklar nedeniyle hastanelerin acil servislerinde tedavi gördü. Bilgisayardan en fazla çocukların olumsuz etkilendiğinin altını çizen Lara B. McKenzie, küçük yaştaki kullanıcıların kendilerine göre büyük koltuklarda oturmamaları ve riskli elektrik aksamdan da uzak tutulması gerektiğini aktardı. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.habervaktim.com(cİhan/"&gt;http://www.habervaktim.com(cİhan/&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3753202521729385800?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3753202521729385800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3753202521729385800&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3753202521729385800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3753202521729385800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/asr-bilgisayar-kullananlar-dikkat-bilim.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2402754931965470169</id><published>2009-07-07T02:28:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T02:30:01.566-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SlMVh99IJsI/AAAAAAAABHs/qFp9mOfBhKY/s1600-h/saged.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355648055184467650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 154px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SlMVh99IJsI/AAAAAAAABHs/qFp9mOfBhKY/s400/saged.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2402754931965470169?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2402754931965470169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2402754931965470169&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2402754931965470169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2402754931965470169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/blog-post.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SlMVh99IJsI/AAAAAAAABHs/qFp9mOfBhKY/s72-c/saged.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7572072212203287980</id><published>2009-07-07T02:26:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T02:28:08.947-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;“HELAL GIDA PANELİ”&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Sakarya Gönüllü Eğitimciler Derneği “HELAL GIDA PANELİ” organize ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;09.Temmuz 2009 Perşembe günü&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; 19-22 30 Saatleri arasaında&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Sakarya AKM Tiyatro Salonunda gerçekleştirilecek &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Panelde konuşma yapacak Panelistler sırayla şu isimlerden oluşuyor: &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER GİMDES Başkanı&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Prof. Dr. Saim YEPREM Türkiye Diyanet VakfıProf. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dr.Ersin Nazif GÜRDOĞAN Fatih Üniversitesi&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Prof. Dr.Faruk BEŞER Sakarya Üniversitesi&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dr. Hasan LOK Abant İzzet Baysal&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Dr. Fethi KILIÇ Abant İzzet Baysal Üniversitesi&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Panel Yöneticisi: Dr. Y.Bayram YALÇIN &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Gıda Güvenliği Uzmanı&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Adres: Bankalar Cad. Kent İş Merkezi Daire 102 Adapazarı &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7572072212203287980?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7572072212203287980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7572072212203287980&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7572072212203287980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7572072212203287980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/helal-gida-paneli-sakarya-gonullu.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2303309789940151895</id><published>2009-07-04T12:03:00.000-07:00</published><updated>2009-07-04T12:06:31.560-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAÇ BAKIMI'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sk-n2kFBTUI/AAAAAAAABHk/vtRGLzwNj1o/s1600-h/F3B8A696A3EDC8E7155987C96C557.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354683037806316866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sk-n2kFBTUI/AAAAAAAABHk/vtRGLzwNj1o/s400/F3B8A696A3EDC8E7155987C96C557.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kuru saçlar için özel bakım maskesi&lt;br /&gt;Malzemeler,&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1 tatlı kaşığı bal&lt;br /&gt;1 fincan sıcak su&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı badem yağı&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı ceviz yağı&lt;br /&gt;Yarım tatlı kaşığı keten tohumu yağı&lt;br /&gt;Yarım limonun suyu&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı ve Uygulaması&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tüm malzemeleri cam bir kâsede karıştırın.&lt;br /&gt;Maskeyi saç diplerinize masaj yaparak yedirin.&lt;br /&gt;Streç filmle saçınızı sarıp 1 saat bekleyin.&lt;br /&gt;Saç tipinize uygun şampuanla yıkayıp, durulayın.&lt;br /&gt;Havluyla yumuşak hareketlerle iyice kurulayın.&lt;br /&gt;Orta kademeli ısıda saçlarınızı kurutun.&lt;br /&gt;Saç bakım maskesi ile saç deriniz nemlenecek, saç telleriniz parlayacak ve güçlenecektir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu maskeyi 15 günde bir uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2303309789940151895?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2303309789940151895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2303309789940151895&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2303309789940151895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2303309789940151895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/kuru-saclar-icin-ozel-bakm-maskesi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sk-n2kFBTUI/AAAAAAAABHk/vtRGLzwNj1o/s72-c/F3B8A696A3EDC8E7155987C96C557.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3530279050645122385</id><published>2009-07-02T10:00:00.000-07:00</published><updated>2009-07-02T10:03:10.736-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>AHMET MARANKİDEN YAZ DETOKSU&lt;br /&gt;Yaz Detoksu Başlıyor!&lt;br /&gt;Temmuzda kiraz, ağustosta karpuz diyeti! Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin kozmik yaz arınmasıyla sağlığınıza kavuşun, kilolarınızdan kurtulun!&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü stratejik araştırmalar uzmanı, bitki bilimci Prof. Dr. Ahmet Maranki, kozmik yaz arınmasıyla (detoks) herkesi sağlıklı bir yaza davet ediyor.&lt;br /&gt; İnsanlığa faydalı olmak adına sağlıklı beslenme üzerine yüzlerce konferans veren, kitapları “en çok satanlar” listesinde ilk sıralarda yer alan, katıldığı televizyon programlarında reyting rekorları kıran Prof. Dr. Ahmet Maranki, kozmik yaz arınmasının formülünü açıkladı. Daha sağlıklı bir yaz geçirmek ve formda kalmak amacıyla gerçekleştirilen kozmik yaz arınmasının iki temel gıdası kiraz ve karpuz…&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Kiraz Detoksu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ayın hareketine göre yapılan kiraz diyetinin birincisi, Hicri takvime göre Recep ayının 13-14 ve 15. günleri yani; Temmuz ayının 6-7 ve 8’inde (aydınlık dolunay) uygulanır. İkinci kiraz detoksu ise, yine Recep ayının son üç gününe yani 20-21 ve 22 Temmuz günlerinde (karanlık dolunay) gerçekleştirilir. &lt;br /&gt;Kozmik Bilim takipçilerinin bu günlerde uygulayacakları program aşağıdaki gibidir:&lt;br /&gt;Sabah, öğle ve akşam öğünlerinde, 60-70 kilo arasında olanlar, 500 gramla 1000 gram arası kiraz tüketebilirler. Kilosu 70’ten fazla olanlar meyve tüketiminde 1000 gramı aşabilir.&lt;br /&gt;3 gün boyunca devam eden kiraz detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay yada muhtelif bitki çayları ve PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bolca tüketilmelidir. Bitki çaylarının içine tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanılmalıdır. &lt;br /&gt;Kiraz seçerken çok tatlı olan Napolyon kirazı yerine, daha doğal olan sarımtırak ve küçük kirazlar tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;Kiraz detoksuna başlamadan 3 gün önce, detoksunu etkisini artırmak amacıyla kırmızı et, kızartma, tavuk eti, konsantre gıda, siyah çay, beyaz ekmek gibi gıdaları tüketmemeye özen gösterilmelidir. İki detoks arasında geçen sürüde de bu kurala uyulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Karpuz Detoksu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ayın hareketine göre yapılan karpuz diyetinin ilki, Hicri takvime göre Şaban ayının 13-14 ve 15. günleri yani; Ağustos ayının 4-5 ve 6’sında uygulanır. İkinci karpuz detoksu ise, yine Şaban ayının son üç gününe yani 18-19 ve 20 Ağustos günlerinde gerçekleştirilir.  &lt;br /&gt;Kozmik Bilim takipçilerinin bu günlerde uygulayacakları program aşağıdaki gibidir:&lt;br /&gt;Sabah, öğle ve akşam öğünlerinde, 60-70 kilo arasında olanlar, 500 gramla 1000 gram arası karpuz tüketebilirler. Kilosu 70’ten fazla olanlar meyve tüketiminde 1000 gramı aşabilir.&lt;br /&gt;3 gün boyunca devam eden karpuz detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay yada muhtelif bitki çayları ve PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bolca tüketilmelidir. Bitki çaylarının içine tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanılmalıdır. &lt;br /&gt;Karpuz seçerken gübreli, iri ve hibrit (dölsüz) tohumlu karpuzlarla, kabaktan aşılanmış karpuz olmamasına kesinlikle dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;Karpuz detoksuna başlamadan 3 gün önce, detoksun etkisini artırmak amacıyla kırmızı et, kızartma, tavuk eti, konsantre gıda, siyah çay, beyaz ekmek gibi gıdaları tüketmemeye özen gösterilmelidir. İki detoks arasında geçen sürüde de bu kurala uyulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖNEMLİ NOT: Kanser, hepatit A-B-C, kalp damar rahatsızlıkları, kısırlık, reflü, diyabet, boyun fıtığı, bel fıtığı, MS gibi kas hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları, obezite, psikolojik bozukluklar,  üst solunum yolu hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, bağırsak sorunları ve safra kesesi olanların; detokstan daha iyi netice elde edebilmeleri için karpuz ve kiraz detoksu sırasında Alfa, Soya, Spirulina ve Zencefil besin destek ürünlerinden kullanmaları tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.maranki.com/"&gt;www.maranki.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3530279050645122385?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3530279050645122385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3530279050645122385&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3530279050645122385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3530279050645122385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/07/ahmet-marankiden-yaz-detoksu-yaz.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3376094349098105012</id><published>2009-06-28T12:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-28T12:27:51.356-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EBEVEYNLER DİKKAT!&lt;br /&gt;cep telefonlarını çocuğunuzdan uzak tutun. Nedeni bu araştımada saklı!&lt;br /&gt;Bilim adamları, cep telefonlarının çocuklarda beyin kanseri riskini yükseltebildiğini ortaya koydu.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; İsveç'te bulunan Orebro Üniversitesi Hastanesi tarafından yapılan araştırmaya göre cep telefonlarının yaydığı radyasyon, çocuklarda beyin kanserine yakalanma tehlikesini 5 kat artırıyor.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Çocuklar yetişkinlere oranla cep telefonlarından çok daha fazla zarar görüyor çünkü onların beyni ve sinir sistemleri, 20 yaşına gelene kadar gelişmeye devam ediyor, kafa boyutları henüz çok küçük ve kafatası kemikleri yetişkinlere oranla daha ince oluyor. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Uzmanlar, ebeveynlere çocuklarına en azından 12 yaşına gelene kadar onların cep telefonu kullanmasına izin vermemelerini tavsiye ediyor. Çalışmanın diğer sonuçlarına göre evinde telsiz telefon bulunan çocuklarda bu hastalığa yakalanma olasılığı 4 kat artabiliyor. 20 yaşından sonra cep telefonu kullanmaya başlayanlarda beyin kanserine yakalanma riskiyse yüzde 50'lerde. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Cep telefonundan yayılan radyasyonun etkilerinin yıllar sonra ortaya çıkacağına dikkat çeken bilim adamları, günümüz gençliğinin gelecekte "beyin kanseri salgını" tehlikesiyle karşı karşıya olabileceği uyarısında bulundu.&lt;br /&gt;KAYNAK: &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=23.09.2008&amp;amp;Newsid=200017&amp;amp;Categoryid=7" target="_blank"&gt;&lt;strong&gt;www.gazetevatan.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3376094349098105012?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3376094349098105012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3376094349098105012&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3376094349098105012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3376094349098105012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/ebeveynler-dikkat-cep-telefonlarn.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-521422534534414828</id><published>2009-06-25T03:23:00.000-07:00</published><updated>2009-06-25T03:25:51.078-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkNQLONOuHI/AAAAAAAABGw/92eEjxj2abw/s1600-h/Yaban+Mersini.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351208935968651378" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkNQLONOuHI/AAAAAAAABGw/92eEjxj2abw/s400/Yaban+Mersini.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/07/yaban-mersini-bilberry-extract.html"&gt;&lt;strong&gt;Yaban mersini - Bilberry Extract Faydaları&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SIMVp8nlcCI/AAAAAAAAByc/Uk352gTeYng/s1600-h/yaban+mersini+3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Yaban mersininin insan sağlığı ile beslenme üstüne faydaları ile ilgili dünya çapında bilimsel dergilerde yüzlerce araştırma makaleleri ayınlanmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılan araştırma sonuçlarında bir bardak Yaban mersini meyvesinin 145 gram geldiği ve içeriğinde 21 gram Karbonhidrat, 1 gram protein, 0,5 gram yağ, 19 miligram C-vitamini, 145 IU A- vitamini ve 85 kalori bulunduğu belirtilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca, 100 gram yenilebilir Yaban mersininin %83’ünün su, %0.7’sinin protein, %0.5’inin yağ, %15’inin karbonhidrat, %1.5’unun lif olduğu ve 62 kalori sağladığı saptanmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yaban Mersininin aydaları :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Yaban Mersininin yaprak ve kuru meyveleri ile hazırlanan çay ishal giderici özelliktedir.&lt;br /&gt;Yaban mersini çayı kadınların özel günlerinin etkisini azaltır ve düzene sokar.&lt;br /&gt;Yaban mersini çayı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/07/kzlck-suyu-faydalar.html"&gt;sistit&lt;/a&gt; idrar yolu enfeksiyonlarına karşı antibiyotik etkisi gösterir.&lt;br /&gt;Vücudu kansere karşı koruyan enzimleri aktif hale getirir.&lt;br /&gt;Yaban mersini anti kanserojen ve antioksidan özellik taşımaktadır.&lt;br /&gt;Yaban mersini yağlı bileşiklerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Yaban mersini taze olarak yenildiğinde kanı temizler.&lt;br /&gt;Yaban mersini besleyici olmasına karşı kalori ve sodyum içeriği düşüktür.&lt;br /&gt;Yaban mersini kan şekerini düşürücü özelliğe sahiptir&lt;br /&gt;Yaban mersininde bağırsak metabolizmasını düzenleyen lifli özellik vardır.&lt;br /&gt;Yaban mersini Kandaki kolesterol oranını düşürür.&lt;br /&gt;Yaban mersininde pektin içeriği yüksektir.&lt;br /&gt;Yaban mersini kalp krizi riskini azaltır.&lt;br /&gt;Yaban mersini Gece görüş kabiliyetini artırır.&lt;br /&gt;Yaban mersini HIV Virüsünün tekrarlanmasını azaltır.&lt;br /&gt;Yaban mersini Damar elastikliği artırır&lt;br /&gt;Yaban mersini gözlerin geçirgenliğini artırır&lt;br /&gt;Vücutta biyoaktif madde olarak kullanılan polifenoller, aktokyaninler, flavanoller ve tanenler bakımından zengindir.&lt;br /&gt;Kansere karşı etkili olan ELLAGIC-ASİT içeriği oldukça fazladır.&lt;br /&gt;Yaban mersini Diyetlerin sağlıklı ve çok değerli bir öğesidir.&lt;br /&gt;Yaban mersini göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını önler. Kamaşma, kılcal damar çatlamalarıve gece körlüğünü ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;Yaban mersini Kabızlık, bulantı, mide krampları ve ülseri de önler.&lt;br /&gt;Damar sertliği oluşumunu önler.&lt;br /&gt;Varis ve basur’un (hemoroit) iyileşmesinde faydalıdır.&lt;br /&gt;Yaban mersininin Sakinleştirici etkileri vardır.&lt;br /&gt;Ağız içi yaralarının iyileşmesinde etkilidir.&lt;br /&gt;İltihaplara karşı dezenfektan özelliği taşımaktadır ve potasyum içeriği son derece yüksektir&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mucizeiksirler.com/"&gt;http://www.mucizeiksirler.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-521422534534414828?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/521422534534414828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=521422534534414828&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/521422534534414828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/521422534534414828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/yaban-mersini-bilberry-extract-faydalar.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkNQLONOuHI/AAAAAAAABGw/92eEjxj2abw/s72-c/Yaban+Mersini.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6029113715710016510</id><published>2009-06-23T05:31:00.000-07:00</published><updated>2009-06-23T05:33:54.556-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkDLTIq0p8I/AAAAAAAABGk/UCaAVZTo3tk/s1600-h/cilek-maskesi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350499886921197506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkDLTIq0p8I/AAAAAAAABGk/UCaAVZTo3tk/s400/cilek-maskesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SHHx8XPhljI/AAAAAAAABtw/RHf74mqvbZY/s1600-h/cilek-maskesi.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Yağlı ciltler için &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/07/cilt-lekeleri-icin-cilek-maskesi.html"&gt;Çilek maskesi&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;:Malzemeler:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• 4 olgun &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/05/ender-sara-kuru-cilt-iin-ilek-maskesi.html"&gt;çilek&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• 1 &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/02/yumurtali-maske.html"&gt;yumurta&lt;/a&gt; akı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/yumusak-ve-gergin-bir-yuz-icin-buzlu.html"&gt;gülsuyu&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/cilt-onarici-maydanoz-maskesi.html"&gt;Maydanoz&lt;/a&gt; suyu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırlanışı: 4 olgun &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2009/04/dogal-cilt-temizligi-icin-cilek-ve-bal.html"&gt;çileği&lt;/a&gt; çatal ile ezdikten sonra çırpılmış &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/02/bal-ve-yumurta-maskesi.html"&gt;yumurta&lt;/a&gt; akı ve bir kaç damla gül suyunu karıştırdıp yüzünüze maske olarak uygulayın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;15 dakika etki etmesini bekleyin . &lt;/div&gt;&lt;div&gt;15 dakika sonra yüzünüzü &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/06/cilt-sikilastirici-maydanoz.html"&gt;maydanoz&lt;/a&gt; suyu ile durulayın .&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mucizeiksirler.blogspot.com/"&gt;www.mucizeiksirler.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6029113715710016510?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6029113715710016510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6029113715710016510&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6029113715710016510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6029113715710016510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/yagl-ciltler-icin-cilek-maskesi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SkDLTIq0p8I/AAAAAAAABGk/UCaAVZTo3tk/s72-c/cilek-maskesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7059826428743190941</id><published>2009-06-23T05:28:00.000-07:00</published><updated>2009-06-23T05:29:56.078-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SiUGTzh9noI/AAAAAAAAGW4/Wyvuudm8T3k/s1600-h/21.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Doktor Feridun Kunakdan güneşin yakıcı etkisinden koruyucu doğal güneş koruma yağı &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Güneş koruyucu doğal yağ tarifi:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Malzemeler:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/kakao-ya.html"&gt;kakao yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/doal-kays-ya.html"&gt;kayısı yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/doal-fndk-ya.html"&gt;fındık yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/havu-ya.html"&gt;havuç yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/doal-tatl-badem-ya.html"&gt;tatlı badem yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;• 1 tatlı kaşığı &lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/08/gliserin-ya.html"&gt;gliserin yağı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Uygulama: Yağların tamamını karıştırın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Güneşe çıkmadan yarım saat önceden vücudunuzun güneşe maruz kalacak bölgelerine sürün. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7059826428743190941?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7059826428743190941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7059826428743190941&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7059826428743190941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7059826428743190941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/doktor-feridun-kunakdan-gunesin-yakc.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8482982110428993436</id><published>2009-06-23T05:22:00.000-07:00</published><updated>2009-06-23T05:23:53.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN GENÇLİK İKSİRİ&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;15-16 tane maydonoza 2 yemek kaşığı taze limon suyu ve yarım bardak da su ilave edildikten sonra blenderdan geçirilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sabah aç karnına kahvaltıdan 15-20 dakika önce içilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu karışımın özelliği gençleştirici bir etkisinin olmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Vücuttan toksin attırır ve karaciğer yağlanmasına karşı da mükemmel bir çözümdür&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;15 gün boyunca her sabah içmek gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;2. günden itibaren sabahları kalktığınızda daha dinç ve daha zinde kalkacaksınız. Yorgunluğu daha az hissedeceksiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/06/prof-dr-ibrahim-adnan-saraolu-ndan-doal.html"&gt;ibrahim saraçoğlu&lt;/a&gt;&lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/09/ibrahim-saracoglu.html"&gt;Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu sağlık ve güzellik kürleri için tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8482982110428993436?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8482982110428993436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8482982110428993436&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8482982110428993436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8482982110428993436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/ibrahim-saracoglundan-genclik-iksiri-15.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6601323464619393066</id><published>2009-06-14T12:47:00.000-07:00</published><updated>2009-06-14T12:50:56.540-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;DOMUZ GRİBİ HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER&lt;br /&gt;Grip nasıl yayılmaktadır?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Grip virusları genel olarak insandan insana hasta kişilerin öksürme veya hapşırma sonucu bulaşmaktadırlar. Bazı durumlarda ise bulaş, virus ile kirlenmiş nesnelere dokunan kişilerin daha sonra ellerini ağız ve burunlarına dokunmaları sonucu olmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Virusu alan bir kişi hastalanmadan 1 gün öncesinden başlamak üzere ve hastalandıktan 7 veya daha fazla gün boyunca başkalarına hastalığı bulaştırmaya devam eder. Bunun anlamı virusu almış ancak henüz hastalık belirtileri göstermeyen ve hasta olduğunu bilmeyen kişi 1 gün öncesi ile hastalık boyunca bulaştırıcı olarak kalmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çocuklarda hastalığın biraz daha uzun sürebildiği unutulmamalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Domuz gribi bulaşıcı mıdır ve nasıl yayılmaktadır? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Hastalıklar Kontrol Merkezi (CDC-Atlanta) hastalığın bulaşıcı olduğunu ve insandan insana geçebildiğini bildirmişlerdir. Ancak bulaşmayla ilgili açıklığa kavuşması gereken bazı noktalar üzerinde çalışmalara devam edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; İnsanlardaki Domuz gribi hastalığının belirtileri nelerdir? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İnsanlardaki Domuz gribi hastalığının belirtileri mevsimsel grip belirtilerinden farklı değildir. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücüt ağrısı, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk en dikkat çeken yakınlardandır. Bazı kişilerde domuz gribine bağlı ishal ve kusma bildirilmiştir. Kronik hastalıklar, mevsimsel gripte olduğu gibi domuz giribinin daha ağır seyretmesine neden olur. Gripten korunmak için ne yapılmalıdır?* &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Öncelikle ve en önemli önlem ellerin yıkanmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Ayrıca sağlıklı kalmak için;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Yeterli uyku ve dinlenme,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Fiziksel aktivite,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Stresi kontrol altında tutma,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Bol sulu gıda ve sıvı alınması, dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Grip virusu ile kirli yüzeylere dokunmaktan ve hastalara yakın temastan kaçınılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Selam verip tokalaşırken öpüşmekten kaçınılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Domuz gribine karşı ilaç var mı?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;CDC ve DSÖ, bazı Antiviral ilaçları tedavi ve/veya koruma amaçlı olarak kullanılmasını önermektedir. Bu ilaçlar virüsün vücutta üremesini engelleyerek etki eder. Hastalığın daha hafif seyretmesine ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardım ederler. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İlaçlar hastalığın başladığı ilk günlerde alındığında (ilk 2 gün) etkisi daha güçlü olmaktadır. Ancak ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Antibiyotikler grip tedavisinde işe yaramaz &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Virüs ile kirli maddelerle hastalık insana nasıl bulaşır? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Hasta kişinin öksürük ve hapşırması sonucu milyonlarca parçacık ve damlacık etrafa yayılır. Masa, dolap, kapı, sandalye gibi eşyaların üzerine dökülerek buraları kirletir. Virüs kirli bu maddelere dokunan bir kişinin, daha sonra ellerini göz, burun ve ağzına sürümesi sonucu insana bulaşmış olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Hasta olmaktan kendimi nasıl koruyabilirim?&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Domuz Gribine karşı bugün henüz bir aşı yoktur. Ancak günlük olarak takip edilecek bir dizi önlem ve uygulamalar grip benzeri hastalılardan korunmamıza yardım eder. Bunlardan en önemli olanları şunlardır:&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; * Ellerinizi sık sık su ve sabun ile yıkayın, özellikle öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda mutlaka yıkayın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda ağzınızı kağıt mendil ile kapatın. Mendili çöp kutusuna atın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Ellerinizi gözünüze, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin. Virusun bu yolla yayıldığını unutmayın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Eğer mendiliniz yok ise öksürürken veya hapşırırken ağzınızı elinizle kapatın ve hemen ellerinizi iyice yıkayın.* Hasta kişilere yakın temastan sakının.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Eğer hasta iseniz evde kalın ve diğer kişilerle temasınızı sınırlandırın. Sağlığınıza özen gösterin.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en iyi yollarından biridir. Ancak yıkamanın etkili olabilmesi için ılık su ve sabun kullanılmalı ve en az 15-20 saniye eller parmak araları sürtülerek ve iyice ovuşturularak yıkanmalı ve durulanmalıdır. Su ve sabunun temin edilemediği durumlarda alkol içeren ve el için üretilmiş el antiseptikleri kullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Domuz gribi et ve et ürünleri ile bulaşır mı? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Hayır. Domuz eti dahil et ve diğer yiyeceklerle domuz gribi bulaşmaz. Etler uygun yöntemlere pişirilerek yenmelidir Riski bölgelere seyahat sonrasında hangi önlemler alınmalıdır? Sağlık Bakanlığı verilerine göre şu anda Türkiye’de Domuz gribi vakası bulunmamaktadır.Riski bölgelere seyahat sonrasında (Meksika, Amerika, Kanada ve İspanya gibi) kişiler sağlıklarını yakından izlemeli, 7 gün içerisinde aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlasının ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ateş Burun akıntısı veya öksürük gibi solunum yolu bulguları Boğaz ağrısı Görülebilecek diğer semptomlar: o Vücutta kırgınlık, ağrıo Baş ağrısıo Ateşo Yorgunluk, halsizliko Kusma ya da ishal (gribe özgü değildir ama şu anki domuz gribi vakalarının bazılarında görülmüştür)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; Kaynak: Group Florence NightingaleUzm. Dr. Jale Aytaç SarıdoğanÖzel Şişli Florence Nightingale HastanesiEnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı&lt;br /&gt;window.google_render_ad();&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6601323464619393066?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6601323464619393066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6601323464619393066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6601323464619393066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6601323464619393066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/domuz-gribi-hakkinda-onemli-bilgiler.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8831336799685758443</id><published>2009-06-02T06:39:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T06:40:35.584-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Lesitin Helâl mi?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Lesitin, bir homojenleştiricidir. Soya fasulyesi gibi bitkilerde, yumurta sarısında ve hayvani kökende bulunur. Homojenleştiriciler sıvı yağı, katkı yağ ve suyu bir fazda birleştiren yardımcı maddelerdir.&lt;br /&gt;Lesitin, homojenleştiricilerin arasında en yaygın kullanılanıdır. Eğer lesitin soya yağından, yumurta sarısından veya İslâmi usule göre kesilmiş,eti helâl bir hayvanın iç yağından türetilmişse helâl kabul edilir. Aksi halde haram olur.&lt;br /&gt;Gıda, ilaç ve kozmetik ürünlerinin ambalaj etiketinde "soya lesitin" yazıyorsa kullanılabilir. Sadece "lesitin" yazıyorsa iyice soruşturmadan kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;En iyisini Allah (c.c.) bilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;www.gidaraporu.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8831336799685758443?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8831336799685758443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8831336799685758443&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8831336799685758443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8831336799685758443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/lesitin-helal-mi-lesitin-bir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5106808025000657027</id><published>2009-06-02T06:35:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T06:37:16.288-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;RED BULL&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Red Bull'un kanadını kırdılar? &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kanatlandırır' sloganıyla piyasaya çıkan enerji içeceği Red Bull'un kola ürününde çıkan bir madde, ünlü içeceği yasaklı konumuna getirdi. Ünlü enerji içeceği Red Bull'un kola ürününde kokain çıkınca, bazı ülkelerde yasaklanmaya başlandı. Firma, "bu dozda koka normal" savunması yapıyor. New York (Turkish Journal) Red Bull enerji içeceğinin bir süre önce piyasaya sürdüğü kendi kolasında belli dozda kokaine rastlandı. Red Bull Cola'da kokaine rastlayan Alman gıda otoriteleri Red Bull Cola satışını ülke çapında yasaklamayı gündemine aldı. Hesse ve North-Rhine Westphalia eyaletleri ise, Red Bull Cola'nın satışını yasakladı. Yasak kararları, Red Bull Cola örneklerinde kokaine rastlanması üzerine alındı. Alman yetkililer, kokain dozunun sağlık için tehlike oluşturacak boyutta olmadığını ancak bir gıda maddesinde kullanılamayacak dozda olduğuna dikkat çektiler. Her iki eyaletin yetkilileri de, içerdiği kokain miktarı sebebiyle Red Bull Cola'nın gıda tüzüğüne dahil olamayacağını belirterek, firmanın özel narkotik lisansı alması gerektiğini belirttiler.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;www.gidaraporu.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5106808025000657027?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5106808025000657027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5106808025000657027&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5106808025000657027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5106808025000657027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/06/red-bull-red-bullun-kanadn-krdlar.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-565182119054905876</id><published>2009-05-24T03:09:00.000-07:00</published><updated>2009-05-24T03:17:29.430-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkdAAv-3GI/AAAAAAAABEQ/v0LF0MPVvpk/s1600-h/tarÃ§Ä±n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339330719262891106" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 152px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkdAAv-3GI/AAAAAAAABEQ/v0LF0MPVvpk/s400/tar%C3%A7%C4%B1n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;TARÇIN VE FAYDALARI&lt;br /&gt;Tarçın öylesine bir nimettir ki, adeta her derde devadır. Haftada en az dört kez, kabuk tarçının çayını mutlaka için. Ve mutlaka en az onbeş-yirmi gün hiç tüketmeyin.&lt;br /&gt;· Şeker hastalığına karşı önleyicidir.&lt;br /&gt;· Kan şekerini düşürmede yardımcı olur.&lt;br /&gt;· Romatizmaya karşı önleyicidir.&lt;br /&gt;· Faranjite karşı dirençli kılar.&lt;br /&gt;· Yüksek tansiyona yakalanma riskini azaltır.&lt;br /&gt;· Yorgunluğu gidericidir.&lt;br /&gt;· Gerginliği alıcı, sakinleştiricidir.&lt;br /&gt;· Geniş spektrumlu doğal bir anti bakteriyeldir.&lt;br /&gt;· Deri hastalıklarına karşı direnç kazandırır.&lt;br /&gt;· Bağırsaklarda nitrozamine oluşumuna engel olur.&lt;br /&gt;· Yoğun çalışma temposunun neden olabileceği baş ağrılarını önler.&lt;br /&gt;· Mide dostudur.&lt;br /&gt;· Zihin yorgunluğunu alır.&lt;br /&gt;· Kansere karşı vücudu dirençli kılar.&lt;br /&gt;· Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;· Çok sayıda farklı moleküler yapılı antioksidan içerir.&lt;br /&gt;· Stresi ve gerginliği alır.&lt;br /&gt;· Migrene karşı önleyicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabuk tarçın çayını abartılı olarak tüketmeyiniz. Haftada en fazla dört-beş defayı geçmemelidir. Dönem dönem onbeş-yirmi günlük aralar verilerek tüketilmesi çok daha etkilidir. Unutmayınız, hiçbir bitkisel çayı alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücudunuzu alıştırmayınız. Vücudu alıştırmak demek, ona ihtiyaç duyulduğunda etkisinin daha az olabileceği anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarçın tüm baharatlar içerisinde en güçlü antioksidandır. En az dokuz adet antioksidan içermektedir. Tarçın ağacının kökleri, potasyuma karşı öylesine seçici (selektif) davranır ki, adeta yetiştiği toprağın potasyumunu emer ve depolar. Kabuk tarçın veya toz tarçın çok zengin bir potasyum deposudur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şeker hastaları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tarçının içerdiği iki önemli etkin madde, glykosil transferaz enzimini aktive etme (uyarma) özelliğine sahiptir. Bu özellik ne anlama gelir? Glykozil tranferaz enzimi, fazla miktardaki glukoz (şeker) moleküllerini, tıpkı bir tesbih dizer gibi teker teker yan yana dizerek (polimer) zincir oluşturur. Glukoz moleküllerinin teker teker dizilmesine polymerik zincir adı verilir. Depolanmış haline de glikojen denir. Kısaca, tarçın kan şekerini (glukoz) tesbihde olduğu gibi yan yana dizerek karaciğerde glikojen olarak depolar. Vücut, şekere ihtiyaç duyduğunda glikojeni tekrar glukoza (şekere) dönüştürerek kullanır.&lt;br /&gt;Tarçın, aynı anda bir taraftan glykosil transferaz enzimini aktive ederken, diğer taraftan da serin-treonin protein kinaz enzimini inhibe eder (frenler). İşte, aynı anda hem aktive hem de inhibe etme özelliği, insulin hassasiyetini artırmaktadır. Bu anlamda, tarçın yüksek kan şekerinin düşürülmesinde iyi bir yardımcıdır. Tarçının bu özelliğini kesinlikle kan şekerini düşürücü bir ilaç gibi değerlendirmemek gerekir. Tarçın çayı veya toz tarçın kan şekerini düşürmede yardımcı, insulin hassasiyetini artırmada fonksiyoneldir. Yani, etkendir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.saracoğlu.com/"&gt;http://www.saracoğlu.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-565182119054905876?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/565182119054905876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=565182119054905876&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/565182119054905876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/565182119054905876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/tarcin-ve-faydalari-tarcn-oylesine-bir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkdAAv-3GI/AAAAAAAABEQ/v0LF0MPVvpk/s72-c/tar%C3%A7%C4%B1n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6486144869281410796</id><published>2009-05-24T03:06:00.000-07:00</published><updated>2009-05-24T03:14:42.932-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkcPllR_-I/AAAAAAAABEI/vH48hBRvxDE/s1600-h/sarÄ±msak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339329887336529890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 119px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkcPllR_-I/AAAAAAAABEI/vH48hBRvxDE/s400/sar%C4%B1msak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;SARIMSAK&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sarımsağın ana etkin maddesi allicin dir. Ağızda çiğnenirken enzimatik olarak allicin maddesine dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allicin, hemoglobini oksitleyerek denatürize eder ve eritrozit içerisinde Heinz-Kitlesi oluşturur. Bu da hemolitik anemiye neden olur. Özellikle hemolitik anemi şikayeti olanların sarımsaktan uzak durmaları gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar günlük hayatlarında severek, bol bol çiğ sarımsak tüketirler. Bu insanlar kendilerini hep yorgun hissederler. Ancak, sebebinin sarımsak olduğunu bilemezler. Özellikle anemi (kansızlık) şikayeti olanların çiğ sarımsak tüketiminden uzak durmaları gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.saracoğlu.com/"&gt;http://www.saracoğlu.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6486144869281410796?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6486144869281410796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6486144869281410796&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6486144869281410796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6486144869281410796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/sarimsak-sarmsagn-ana-etkin-maddesi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShkcPllR_-I/AAAAAAAABEI/vH48hBRvxDE/s72-c/sar%C4%B1msak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7231075840686497211</id><published>2009-05-20T12:27:00.001-07:00</published><updated>2009-06-04T06:47:22.401-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='www.oktayustam.com'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShRZ2vMhSYI/AAAAAAAABEA/-i1fFDSGT6g/s1600-h/kayÄ±sÄ±.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337990255257667970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShRZ2vMhSYI/AAAAAAAABEA/-i1fFDSGT6g/s400/kay%C4%B1s%C4%B1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; KAYISILI İRMİK TATLISI&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler :&lt;br /&gt;1 litre süt&lt;br /&gt;8 çorba k.irmik&lt;br /&gt;1 su b.toz şeker&lt;br /&gt;1 çorba k.nişasta&lt;br /&gt;1 kase kuru kayısı&lt;br /&gt;1 limon kabuğu rendesi&lt;br /&gt;Üzeri için:&lt;br /&gt;2 su b.kayısı suyu&lt;br /&gt;1 çorba k.nişasta&lt;br /&gt;Hazırlanışı :&lt;br /&gt;İrmik tatlısı için sütü tencereye alın. Üzerine toz şeker, irmik, nişasta ve limon kabuğu rendesini ekleyerek çırparak pişirin. Diğer tarafta daha önceden sıcak suda bekletilmiş kuru kayısıları küp doğrayın. En son kaynamaya başlayınca üzerine kayısıları da ilave edin. 1-2 dk. beraber kaynattıktan sonra sıcakken direkt olarak istediğiniz bir kalıba ya da pasta çemberine dökün. Üzeri için kayısı suyunu ve nişastayı minik bir tencereye alarak çırparak pişirin.&lt;br /&gt;Pişen sosu ilk sıcaklığı çıkınca irmik tatlısının üzerine dökün.İlk sıcaklığı çıkınca krem şanti ile süsledikten sonra buzdolabına alarak birkaç saat bekletin.&lt;br /&gt;afiyet olsun &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.oktayustam.com/"&gt;http://www.oktayustam.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7231075840686497211?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7231075840686497211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7231075840686497211&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7231075840686497211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7231075840686497211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/kayisili-irmik-tatlisi-malzemeler-1.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ShRZ2vMhSYI/AAAAAAAABEA/-i1fFDSGT6g/s72-c/kay%C4%B1s%C4%B1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-4606096665626139943</id><published>2009-05-10T09:05:00.000-07:00</published><updated>2009-05-24T03:18:00.465-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;FAYDALI ÇAYLAR&lt;br /&gt;Meyan kökü &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ZAYIF böbrek üstü bezleri sürekli yorgunluk, depresyon nöbetleri ve asabiyet, kas zayıflıkları, hazımsızlık, yetersiz besin özümsemesi ve konsantrasyon eksikliğiyle alakalıdır. Böbreküstü bezlerine ihtiyacı olan desteği sağlamanın yolu bir fincan meyan kökü çayıdır. Meyan kökü midedeki asit salgısını düşürmeye yardımcı olur ve mide çeperi için koruyucu bir mukus sağlar. &lt;strong&gt;UYARI:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Eğer hipertansiyon, kalp sorunları, tiroit problemi ya da böbrek hastalıklarınız varsa meyan kökünden uzak durun. Yüksek dozda kullanımı mide ekşimesi, ödem, baş ağrısı ve kardiyak sorunlara neden olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Papatya &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;KAS ağrıları, burkulmalar, eklem ağrıları ve adet krampları için vücut rahatlaması sağlar. İltihapları azaltır ve mesanedeki iltihaplarla mücadele eder. Cilt temizliği ve yanık banyolarında kullanılabilir. Antiseptik ve antibakteriyeldir. Acıyı dindirerek uyumanızı sağlar. Bulantıyı giderir, gerginliği alır ve kusmayı engeller. Spazmlar, şişkinlik ve gaz problemlerini geçirir. İshal ve kabızlığı engeller. Bağırsak iritasyonu, hazımsızlık ve peptik ülser gibi stres kaynaklı rahatsızlıkları olanlar için çok yararlı bir bitkidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Sinir otu&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kandaki toksinleri yok etmek için en iyi temizleyicilerden biridir. Uyuz, saçkıran ve zona gibi deri enfeksiyonlarının yayılmasını engeller. İyileşmesi zor deri enfeksiyonları için sinir otu çayı banyosu yapabilirsiniz. Kolit için çay olarak içebilirsiniz. Basur probleminde hızlı iyileşme için içinde sinir otu çayı olan bir leğene oturun. Ayrıca dahili tedavi için çayı da içebilirsiniz. Kullanılacak bitkinin kalitesi çok önemli &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;YEDİTEPE Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada her bitkinin herkese iyi gelmeyeceğini söylüyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeşilada ‘Çaylarda da kime iyi gelip gelmeyeceği kişiye bağlı ama bunların ötesinde de bir durum var. Bu bitki çayının kalitesi çok önemli. Gidip aktardan almak onun kaliteli olduğunu göstermez’ diyor. İyi markalardan, analizleri yapılmış bitki çaylarını, güvenlik belgelerini sunan markaları almak gerektiğini hatırlatan Yeşilada ‘Örneğin aktardan bir adaçayı aldınız. Ama Türkiye’de 80 adaçayı var. Sizin aldığınız hangisi? Bu farklı adaçaylarının etkileri de birbirinden farklı. Dolayısıyla kime hangisinin iyi geleceği belirsizdir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Papatya çayında zehirlenme yaşayabilirsiniz. Oysa papatya o kadar güvenilir bir bitkidir ki bebeğe bile çayı verilebilir. Nasıl oluyor da zehirleyebiliyor? Çünkü papatya diye bildiğimiz sadece Türkiye’de 30-40 çeşidi bulunuyor. Dolayısıyla insanlar başına buyruk şekilde bu bitki çaylarını alıp içmemeliler. Doğal bitkiler ilaç niyetine kullanılabilir ayrıca ilaca yardımcı olarak da kullanılır. Ama bizim özellikle önerdiğimiz ilaca yardımcı olacak şekilde kullanılmasıdır’ diyor. &lt;strong&gt;Sarı kantaron&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Uzun yorgunluk ve stres sonrası sinir sistemini düzeltmek için en iyi sakinleştiricilerden biridir. Rutin alındığında depresyonu, anksiyeteyi, asabiyeti ortadan kaldırır, uykusuzluğa iyi gelir. İdrar kaçırmaları tedavi etmek için çayı yatmadan önce içilmelidir.Bir poşet sıcak sarı kantaron çaşı incinme ve burkulmalarda kompres olarak uygulandığında dirsek ağrısı dahil bölgesel sinir ağrılarını ve iltihaplanmayı azaltır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;UYARI: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kısa dönem kullanımı idealdir. Düzenli kullanımı sizi güneşe hassas hale getirebilir. Bazı kişilerde kan basıncının artmasına, baş ağrısına ve mide bulantısına neden olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Sarı kantaron&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MAO inhibitörleri, steroid ilaçlar, reçetesiz diyet hapları, sakinleştiriciler ve amfetamiler dahil reçeteli ilaçlarla kullanılmamalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Şevketi bostan &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;HAFIZA ve zindelik için beyne daha fazla oksijen götüren dolaşımı hızlandırır, baş dönmesi, sersemlik ve baş ağrısına iyi gelir. Antibakteriyeldir ve acısı, doğal bağışıklık sistemini güçlendirecek antimikrobik özellikler taşır. Regl döneminde ılık şevketi bostan çayı kasılmaları ve ağrıları hafifletir. Buzlu çayı iştah açar, sindirimi kolaylaştırır.Anoreksi hastalarının iştahlarını açmak için kullanılmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;UYARI: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ölçülü kullanım önerilir. Günde bir fincan ve her iki haftada bir ara verin.&lt;br /&gt;Etiketler: &lt;a title="çay" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=%E7ay"&gt;çay&lt;/a&gt; &lt;a title="papatya" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=papatya"&gt;papatya&lt;/a&gt; &lt;a title="sinir" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=sinir"&gt;sinir&lt;/a&gt; &lt;a title="otu" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=otu"&gt;otu&lt;/a&gt; &lt;a title="meyan" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=meyan"&gt;meyan&lt;/a&gt; &lt;a title="kökü" href="http://www.haber7.com/etiket.php?t=k%F6k%FC"&gt;kökü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Star Gazete &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-4606096665626139943?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/4606096665626139943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=4606096665626139943&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4606096665626139943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/4606096665626139943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/faydali-caylar-meyan-koku-zayif-bobrek.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6887684838692793893</id><published>2009-05-09T12:50:00.001-07:00</published><updated>2009-05-09T12:53:56.278-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HZ.MEHDİ AS.'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SgXejiYoxaI/AAAAAAAABDQ/qHxUk-DcrjU/s1600-h/hand_in_space.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333914035797149090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SgXejiYoxaI/AAAAAAAABDQ/qHxUk-DcrjU/s400/hand_in_space.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;İŞTE O ZAMAN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ZUHURU ZAMANINDA) SEMADAN KENDİNİ BELLİ EDEN BİR EL GÖRÜNÜR...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Celalettin Suyutinin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, S. 51&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;UZAYDAKİ EL&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen bu hadislerde gökte bir “el”in görüneceği ve bu elin Hz. Mehdi (a.s.)’nin geliş alametlerinden olduğu bildirilmektedir. Bu döneme kadar ihtilafların devam edeceği ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin semadan sürekli gündem olacağı hadislerden anlaşılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6887684838692793893?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6887684838692793893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6887684838692793893&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6887684838692793893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6887684838692793893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/uzaydaki-el-peygamber-efendimiz-s.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SgXejiYoxaI/AAAAAAAABDQ/qHxUk-DcrjU/s72-c/hand_in_space.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7530607102512602542</id><published>2009-05-06T05:26:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T05:28:06.599-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;U VİTAMİNİ NEDİR?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/09/lahanann-iindeki-u-vitamini-barsaklar.html"&gt;U vitamini mide ve kolon-bağırsak kanserinden korur&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SMokgz9lriI/AAAAAAAADSA/b2jXlBKfkDw/s1600-h/lahana+diyeti.jpg"&gt;&lt;/a&gt;İçeriğinde bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum bulunan kırmızı ve beyaz lahana, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı bir sebzedir.Bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyerek cildi güzelleştirir ve idrar söktürür. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,0,0); FONT-STYLE: italic" href="http://mucizeiksirler.blogspot.com/2008/06/drender-saractoksinlerden-arindirici.html"&gt;Vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İdrarla dışarı atılmasına yardım ediyor.Lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini , mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyarak mide ve bağırsak kanserini önlemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7530607102512602542?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7530607102512602542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7530607102512602542&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7530607102512602542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7530607102512602542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/05/u-vitamini-mide-ve-kolon-bagrsak.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-5794523573334328523</id><published>2009-04-27T06:32:00.000-07:00</published><updated>2009-04-27T06:33:09.917-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLGİNÇ FOTOLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SfW0BHi_4CI/AAAAAAAABCI/sfOvrAfyxcM/s1600-h/slayt8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329363665361559586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 322px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SfW0BHi_4CI/AAAAAAAABCI/sfOvrAfyxcM/s400/slayt8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-5794523573334328523?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/5794523573334328523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=5794523573334328523&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5794523573334328523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/5794523573334328523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/blog-post.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SfW0BHi_4CI/AAAAAAAABCI/sfOvrAfyxcM/s72-c/slayt8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3989950849142028419</id><published>2009-04-23T11:28:00.000-07:00</published><updated>2009-04-27T06:24:32.349-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocacola'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İŞTE COCA COLA'NIN ZARARLARI&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;“Coca Cola içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?" İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, Coca Cola'nın zararlarını şu şekilde tespit etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Coca Cola içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?"&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ‘fosforik asiddir'.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;6. Kolaya ve tatlılara saldırırsınız.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;7. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;8. Şişmanlık Hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.habervaktim.com/"&gt;http://www.habervaktim.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3989950849142028419?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3989950849142028419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3989950849142028419&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3989950849142028419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3989950849142028419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/iste-coca-colanin-zararlari-coca-cola.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3555572605361938516</id><published>2009-04-19T06:57:00.000-07:00</published><updated>2009-04-19T07:03:11.638-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Bahar yorgunluğuna karşı öğlen ayran, akşam rezene için&lt;br /&gt;Gamze PAKER/SAĞLIK SERVİSİ&lt;br /&gt;Beslenme Uzmanı Esra Kurtuluş, bahar yorgunluğunu azaltmanın tüyolarını verdi:* Bahar yorgunluğunu Akdeniz diyeti ile atın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Katı yağı unutun, yerini zeytinyağı alsın.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Günlük sıvı tüketimini artırın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Vücut gerekli sıvıyı karşılayamadığı takdirde halsizlik, konsantrasyon azalması gibi sorunlarla karşılaşılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu nedenle de özellikle bahar aylarında kafein alımı azaltılmalı; yerine su, ayran ve taze sıkılmış meyve suları tercih edilmeli.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;* Bahar aylarında en sık karşılaşılan durumlardan birisi de uykunun yeterli veya kaliteli düzeyde alınamamasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Akşam yemeğinden sonra veya yatmadan önce ılık süt içilebilir, rezene, papatya, ıhlamur gibi &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi olan bitki çayları tercih edilebilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/"&gt;www.tumgazeteler.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3555572605361938516?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3555572605361938516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3555572605361938516&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3555572605361938516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3555572605361938516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/bahar-yorgunluguna-kars-oglen-ayran.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1955378014809729952</id><published>2009-04-12T05:28:00.000-07:00</published><updated>2009-04-12T05:32:07.267-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI TAŞLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SeHegBYFA6I/AAAAAAAABBg/RR6jjXb-PHQ/s1600-h/yeÅŸimtaÅŸÄ±.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323780876235244450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 356px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SeHegBYFA6I/AAAAAAAABBg/RR6jjXb-PHQ/s400/ye%C5%9Fimta%C5%9F%C4%B1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;YEŞİM TAŞI, CENNET TAŞI, MUTLULUK TAŞI, JADE (İng)&lt;br /&gt;Kimyasal Formülü&lt;br /&gt;Na(Ca)Al(Fe)Si2O6 + Cr, Mg, Mn, Ti, Ca, K, , H2O&lt;br /&gt;Rengi&lt;br /&gt;Açıktan koyuya değişen YEŞİL (Asıl renk), Bazen KREM, GRİ, BEYAZ, az rastlansa da SARI, PEMBE, MOR, KAHVERENGİ, SİYAH&lt;br /&gt;RADYOAKTİVİTE&lt;br /&gt;Radyoaktif değil.&lt;br /&gt;Karıştırılabileceği Taşlar&lt;br /&gt;SERPENTİN (Yılan Taşı), KRİZOPRAZ, AMAZONİT, Yeşil veya yeşile boyanmış KALSİT, AVENTURİN, YEŞİL AKİK&lt;br /&gt;Sembolü Olduğu Husus:SEVGİ, FAZİLET, TOPLUMSAL KONUM&lt;br /&gt;Özdeşleştiği Ay: MART, AĞUSTOS&lt;br /&gt;Özdeşleştiği Burç: BOĞA, İKİZLER, YENGEÇ, TERAZİ, KOVA&lt;br /&gt;Özdeşleştiği Çakra: GÜNEŞ SİNİRAĞI, KALP, ALIN (ÜÇÜNCÜ GÖZ)&lt;br /&gt;Özdeşleştiği Unsur&lt;br /&gt;TOPRAK, HAVA&lt;br /&gt;Çıkarıldığı Ülkeler: EN DEĞERLİLERİ BURMA (MYANMAR) VE SONRA KANADA, KOLOMBİYA, USA, ÇİN, TİBET&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YARARLARI:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Önleyici ve iyileştirici nitelikte yaklaşık 60 farklı problem için yararı bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Ruhsal gerginlikleri giderir, rahatlatır, dinlendirir.&lt;br /&gt;Fiziksel bedenle ruh, duygularla düşünceler arasında denge (balans) sağlar.&lt;br /&gt;Antioksidandır. Zehirli maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Hücreleri yenileyerek dinç ve uzun hayat sağlar.&lt;br /&gt;Doğumu kolaylaştırır ve doğum sancılarını hafifletir.&lt;br /&gt;Korku ve endişeden kurtarır, cesaret, özgüven ve huzur duygusu verir. Bunun için sol el içinde ovalanmalı veya kalp bölgesine gelecek şekilde takılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.hasankocabas.com/tr"&gt;http://www.hasankocabas.com/tr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1955378014809729952?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1955378014809729952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1955378014809729952&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1955378014809729952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1955378014809729952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/yesim-tasi-cennet-tasi-mutluluk-tasi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SeHegBYFA6I/AAAAAAAABBg/RR6jjXb-PHQ/s72-c/ye%C5%9Fimta%C5%9F%C4%B1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7201678269575831056</id><published>2009-04-08T03:46:00.000-07:00</published><updated>2009-04-08T03:53:31.614-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI TAŞLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Taşların insana nasıl bir faydası var?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; Taşlar, insana yararı bakımından çok geniş bir yelpazeye sahip. Koruyucu hekimlikten tedavi edici hekimliğe kadar. Yine psikolojik rahatsızlıklardan fiziksel hastalıklara kadar.&lt;br /&gt;En önemli yararı koruyucu hekimlik. Zira denge sağlayıcı. Ruhsal - fiziksel denge, sıvı – baz dengesi, minerallerin kendi arasındaki orantısal denge gibi. Ayrıca solunum, sindirim, boşaltım, ısı, bağışıklık, doku, hücre, iskelet gibi sistemlerin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardım ediyor. Salgı bezlerinin işlevlerini yerine getirmesinde de önemli.&lt;br /&gt;Ayrıca bedensel veya ruhsal sağlığın bozulması halinde, tedaviye yardım edici fonksiyona sahipler. Bunu da vücut sistemlerini yeniden düzenleyerek, dengeleri yeniden kurarak yerine getiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşların yararı bilgisi, yeni bir bilgi mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Taşların şifa kaynağı olduğu bilgisi yeni bir bilgi değil. Belki de kadim (çok eski) bir bilgi. Yok olan medeniyetlerle birlikte bu bilgi de önemli ölçüde yitirildi. Ancak mukaddes kitaplarda, destanlarda, masallarda ve eski medeniyet kalıntılarında izleri kaldı.&lt;br /&gt;Bu bilginin yeniden yeşermesinin önündeki en önemli engellerden birinin de ilaç firmaları olduğuna inanıyorum. Diğer alternatif koruyucu ve tedavi edici doğal unsurların unutturulmasında olduğu gibi. Bitkiler, renkler, müzik bunlardan birkaçı. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her taş, her hastalığa şifa mı?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Her taş, her hastalığa şifa değil. Bazen iki - üç, bazen de beş - altı taş aynı hastalığın önlenmesinde veya tedavisinde kullanılabilir. Bazı hallerde bunların birlikte kullanılması daha iyi sonuçlar veriyor. Ancak vücut kimyasıyla taşın kimyasının birbiriyle örtüşmesi daha iyi sonuç veriyor. Bu da kişinin burcuyla, taşın bu burçla ilişkisindeki uyumla doğru orantılı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşlar neden şifa kaynağı? Bu enerjiyi nerden alıyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Taşlar, çeşitli minerallerin bileşimi durumunda. Üstelik oluşumları için en kısa süre bir milyon yıl. Yani taşı oluşturan mineraller milyonlarca, hatta milyarlarca yıl içinde enerji yoğunlaşmasına uğramış durumda. Bu nedenle insan ömrüyle kıyaslanamayacak ölçüde ve yoğunlukta bu minerallerin enerjisini barındırıyorlar bünyelerinde. Bitip tükenmeyen bir enerji. (Ancak bazı ağır hastalıklarda 7 – 8 ay sonra taşların yenilenmesinde yarar var.)&lt;br /&gt;Aynı mineralleri insan vücudunda da görüyoruz. Kimisi, bedensel ağırlığımızın belirli bir oranını oluştururken, diğerleri eser miktarda, yani mini-minnacık durumda. Ancak fonksiyonları çok büyük ve yaşamsal değerde.&lt;br /&gt;Örneğin bedenimizde 4 gram kadar demir, 90 miligram kadar bakır, 2,5 gram çinko, beden ağırlığının yüzde ikisi kadar kalsiyum, binde beşi kadar magnezyum, yüzde biri kadar fosfor, 25 miligram iyot, 1 gram selenyum, 125 gram potasyum, ayrıca manganez, krom, silisyum, sodyum, klor, kükürt, kobalt, molibden, flüor, bor, lityum, nikel, alüminyum, brom, bizmut gibi mineraller bulunmaktadır. Yani toprakta hangi mineraller bulunuyorsa, topraktan yaratılan bedenimizde de aynı mineraller var.&lt;br /&gt;Beden ve ruh sağlığımız için ilk olarak bu minerallerin bedenimizde bulunması, ikinci olarak da olması gereken oranda bulunması gerekmektedir. Zira, vücudumuzda belirli fonksiyonların gerçekleşmesini sağlayan minerallerin azlığı veya fazlalığı bu fonksiyonların yerine getirilememesine, bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;Örnek olarak magnezyum mineralini ele alalım: İnsan vücudunun yaklaşık binde beşi magnezyumdan oluşur. Bu miktarın yüzde altmış beşi dişler dâhil kemiklerde, yüzde otuz beşi de kan dolaşım sisteminde ve dokulardadır. Daha yoğun bulunduğu organlar kalp ve beyin. &lt;br /&gt;Magnezyum, anti-stres minerali olarak bilinir, ilk olarak kasların gevşemesini, sakinleşmeyi, rahatlamayı sağlar. Üç yüzden fazla enzimin işlevinde rol alarak, çeşitli türde enerjinin üretilmesini, saklanmasını, kullanılmasını ve aktarılmasını sağlar. Kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesi, dişler dahil kemiklerin gelişmesi ve sağlıklı kalması, sindirim sisteminin düzeli çalışması, kalp damarlarının esnekliğini muhafaza ederek kalp krizlerinin önlenmesi, beden sıvılarındaki asit baz dengesinin sağlanması da magnezyumla doğrudan ilişkili. &lt;br /&gt;Magnezyum eksikliği, beyin, kalp, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalara, enerji azalmasına, dolayısıyla halsizlik, yorgunluk, göz kararması, baş ağrıları, yüksek tansiyon, böbreklerin taş üretmesi, kemik erimesi, kaslarda ve kalpte çarpıntılar gibi fiziksel, algılama eksikliği, şaşkınlık, uyku bozukluğu, hafıza kaybı, sinirlilik gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bebeklerin havale geçirmesi de büyük oranda magnezyum eksikliğine bağlıdır.&lt;br /&gt;Bedendeki magnezyum eksikliğine, dengesiz beslenme sebep olduğu gibi, aşırı terleme, stres, hamilelik, bebek emzirme, sportif faaliyetlerde aşırı zorlanma, kandaki şeker oranının yükselmesi, kafein, alkol, idrar söktürücü ilaç kullanımı, sera ürünü yiyecekler de neden olmaktadır.&lt;br /&gt;Genellikle kalsiyum eksikliğiyle ortaya çıkan magnezyum fazlalığı da, kasların yeterince kasılmamasına, dolayısıyla bitkinliğe, hareketsizliğe, depresyona, bellek bulanıklığına, nefes darlığına, kalp atışlarında düzensizliğe sebep olabilmektedir.&lt;br /&gt;Ayrıca magnezyum, C vitamini ile sodyum, potasyum ve kalsiyumun etkili biçimde kullanımına da yardım etmektedir.&lt;br /&gt;Magnezyum minerali, Akik (Agat), Ametist, Elmas, Granat (Garnet, La’l), Hematit, Jasper, Gül Kuvars, Mercan, Mıknatıs, Obsidyen, Opal, Sitrin, Yakut ve Yeşim taşlarında bulunmaktadır. Bu taşlar, yaydıkları enerjiyle bir şekilde vücuttaki magnezyum oranını dengelemekte, azlığı veya fazlalığı nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal rahatsızlıkları ortadan kaldırmaktadır.&lt;br /&gt;Taşlar, şifa veren enerjilerini insanoğlunun hizmetine yaratılan doğadan almakta ve doğal yoldan bize aktarmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşlar, tedavi için yeterli mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Taşların şifası bazı hastalıklar için koruyucu ve tedavi edici hekimlikte yeterli olmakla birlikte, her hastalık için yeterli değil. Bir problem varsa, öncelikle bu problemin kaynağına inip bu kaynağı ortadan kaldırmak gerekir. &lt;br /&gt;Örneğin işiniz, eşiniz, yaşantınız, beslenmeniz, sizde psikolojik veya bedensel rahatsızlıklar oluşturuyorsa, öncelikle bu problemi çözmek gerekmektedir. Problem devam ettiği sürece, taşların yararının sürekli olmasını beklemek doğal olarak yanlış.&lt;br /&gt;Yine örneğin bazı taşlar ağrıları giderir. Ancak siz sinüzitseniz, iltihaplanma kronik hale gelmişse, Aventurin taşının etkisi bu ağrıyı hafifletecek, ancak ortadan kaldıramayacaktır. Öyleyse öncelikle sinüslerin temizlenmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Bunları söylerken modern tıbbı ve doktorlarımızı da dikkate almak gerekiyor. Kendisini insanların hastalıklarını tedavi etmeye adamış iyiniyetli doktorlarımız halen mevcut.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşların şifası nasıl belirleniyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İki bini aşkın mineral (taş) var. Bunlardan Elmas, Yakut, Zümrüt ve Safir, değerli taş statüsünde. Yarı değerli taş statüsündeki taşlar daha çok sayıda. &lt;br /&gt;Ayrıca Kehribar (Amber), İnci, Sedef, Mercan gibi taşlaşmış organik materyaller de taş sınıfında değerlendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Hangi taşın hangi hastalığa şifası var?”&lt;/strong&gt; sorusunu iki şekilde cevaplandırmak gerekiyor: Öncelikle deneyimler önemli. Örneğin bazı taşlar tansiyonu düzenliyor, yani kan basıncını dengeliyor. Bazıları ağrıları hafifletiyor, yahut ortadan kaldırıyor. &lt;br /&gt;İkinci olarak minerallerin insan vücudundaki fonksiyonlarını bilmek gerekiyor. Bir hastalık, bir mineralin eksikliğinden veya fazlalığından kaynaklanıyorsa, bu minerali yoğun olarak bünyesinde barındıran taş, o hastalığın şifası durumunda.&lt;br /&gt;Bir taş yalnızca bir hastalığın şifası da değil, birçok farklı hastalığın da devası. Bu nedenle, bu konuda kaleme aldığım kitabın okunması gerek. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taş kullanımında nelere dikkat edilmeli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Taşların yararının görülebilmesi için ön şart, doğal taş olmalarıdır. Doğal taştan maksat, bir taşın, örneğin turkuvaz taşının, doğadan çıkarıldığı haliyle kullanılması değildir. Gerçekten turkuvaz taşı olmasıdır.&lt;br /&gt;Zira vitrinlerde gerçek taşlarla sahteleri çoğunlukla yan yana satışa sunulmaktadır. Bu nedenle bir taşı satın alırken ya o taşı çok iyi tanımanız gerekmektedir yahut taşları iyi tanıyan, dürüstlüğüne güvendiğiniz birinden almanız. Aksi halde baş ağrısı için taş aldım ama hiçbir faydasını göremedim demek zorunda kalabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bir taşın sahtesi çeşitli anlamlara gelebilir. İlk olarak, renk bakımından benzeşen ve ekonomik değeri daha az olan veya hiç olmayan taşlar falanca taş diye satılabilmektedir.&lt;br /&gt;İkinci olarak ekonomik değeri daha az olan renksiz taşlara renk emdirilerek veya dışı boyanarak &lt;strong&gt;Zümrüt, Turkuvaz, Akik&lt;/strong&gt; gibi adlarla piyasaya sürülebilmektedir. &lt;br /&gt;Üçüncü olarak lastik, kauçuk, cam, tahta, çam reçinesi gibi maddeler kimyasal işlemlerden geçirilerek bir taşa benzetilmekte ve satılmaktadır. &lt;br /&gt;Benzetim o kadar mükemmel olabilmektedir ki bazen taşın sahte olup olmadığı ancak ölçümlerle anlaşılabilmektedir. Ölçümlere esas olacak bazı özellikler,&lt;strong&gt; “Şifalı Taşlarla Sağlıklı Yaşam”&lt;/strong&gt; adlı kitapta, her taşın başlangıç bölümünde “Kimlik Kartı” başlığı altında verilmiştir.&lt;br /&gt;Taşların yararlı olabilmesi için ikinci şart sanatkârane işlenmiş olmasıdır. Siz ona değer verirseniz, o da size değer verir.&lt;br /&gt;Üçüncü şart tek başına kullanılmaması, yani gümüş veya altınla birlikte takı haline dönüştürülmesi gerekir. Bu yüzük de olabilir, gerdanlık veya kolye de.&lt;br /&gt;Ancak taşın mutlaka bedenle temas etmesi veya enerji akışına engel bir yapılanmanın olmaması şarttır. Taşın her iki yüzünün de açık olması gerekir. Taşın bir yüzünün takı madeniyle kapatılması, enerji akışını engelleyen yalıtım durumu oluşturacak ve taşın yararını ortadan kaldıracaktır.&lt;br /&gt;Taş bir yüzükteyse, yararı, sağ elin yüzük parmağına (en küçük parmağın yanındaki parmak) takmakla sağlanabilir. &lt;br /&gt;Ancak ilgili taşın elbisemizin cebinde taşınması, odamızın bir köşesinde bulunması bile belirli oranda yarar sağlayacaktır.&lt;br /&gt;Taşlar, vücudumuzun enerji iletişiminde aynı zamanda süzgeç görevi gördüğünden, süzgeçlerdeki tortuların temizlenmesine benzer şekilde temizlenmesi gerekir. Aksi halde, olumsuz enerji tortularının süzgeci kapatması nedeniyle bu görevlerini yapamaz hale gelebilirler.&lt;br /&gt;Öncelikle taşları sürekli takmamak, arada bir dinlendirmek, hiç olmazsa gece yatarken çıkarıp temiz bir yere bırakmak gerekir. Zira sürekli yiyip içmek veya hiç durmadan ilaç kullanmak gibi bir etki gösterebilirler. Yahut yorgun düşebilirler. Zira biz onları cansız bir varlık olarak görsek de &lt;strong&gt;Muhyiddin Arabi’nin&lt;/strong&gt; dediği gibi durağan nitelikte de olsa ruh sahibidirler. En azından sürekli kinetik enerji halinde olmaktan kurtarılmaları gerekir.&lt;br /&gt;Yine taş nedeniyle vücudumuzda meydana gelen düzenleme, dengeleme ve iyileştirme etkilerinin vücudumuzca bağışıklık sistemine katılması için de taşın arada bir çıkarılmasında yarar vardır. Aksi halde vücudumuz taşa karşı bağışıklık sistemi oluşturup taşın yararını ortadan kaldırabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşların temizlenmesinin en tehlikesiz ve doğal yolu&lt;/strong&gt; hiç olmazsa haftada bir gün kuru toprağın içine gömerek bekletmektir. Gözenekli olanlar dışındaki taşlar için diğer bir temizleme yöntemi yine haftada bir gün temiz suyun içinde bekletmektir. İslam Dininde abdestin suyla alınması, suyun bulunmadığı yerlerde toprakla teyemmüm yapılması gibi.&lt;br /&gt;Her ikisi de temizleyicidir, hem maddi pisliklerden, hem enerji pisliklerinden. Aynı zamanda her ikisi de ruhsal temizleyicidir. Bu işlem taş ilk defa satın alındığında mutlaka yapılmalıdır. Zira çok fazla insanın taşla teması olumsuz enerji birikimine sebep olmuş olabilir. birlikte takı oluşturan altın, gümüş gibi madenler, kararmaya karşı temizlenirken, temizleyici kimyasalların taşla temas etmemesine de dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hasankocabas.com/"&gt;www.hasankocabas.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7201678269575831056?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7201678269575831056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7201678269575831056&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7201678269575831056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7201678269575831056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/taslarn-insana-nasl-bir-faydas-var.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-743984030991092012</id><published>2009-04-08T03:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-08T03:40:13.891-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI TAŞLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sdx--GfNKtI/AAAAAAAABBQ/w5tPUf4hAc0/s1600-h/aytaÅÄ±.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322268465003571922" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 254px; CURSOR: hand; HEIGHT: 288px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sdx--GfNKtI/AAAAAAAABBQ/w5tPUf4hAc0/s400/ayta%C5%9F%C4%B1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;AY TAŞI&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;Yararlarından birkaçı:&lt;br /&gt;Diğer insanların hislerine karşı duyarlı olmayı sağlar. Diğer insanlarla şefkat ve sempati duygularını karşılıklı olarak artırır ve kendisini taşıyan kişiye sempati kazandırır.&lt;br /&gt;Doğum sancılarını hafifletir.&lt;br /&gt;Nazara karşı etkilidir. Yıldızı düşük olanların taşıdır.&lt;br /&gt;Eski zamanlarda, yolculuklarda koruma sağladığına, üzerinde bulunduranları görünmez yapacağına inanılmıştır.&lt;br /&gt;Kişinin duygusal gerilimden kurtulmasına ve duygularını kabullenmesine yardımcı olur.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://www.hasankocabas.com/"&gt;http://www.hasankocabas.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-743984030991092012?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/743984030991092012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=743984030991092012&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/743984030991092012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/743984030991092012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/ay-tasi-yararlarndan-birkac-diger.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sdx--GfNKtI/AAAAAAAABBQ/w5tPUf4hAc0/s72-c/ayta%C5%9F%C4%B1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6949725129530143386</id><published>2009-04-05T05:48:00.000-07:00</published><updated>2009-04-05T05:51:56.385-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebekte pişiği önlemenin yolu&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebeklerin altlarını kirletmesiyle oluşan pişikleri önlemenin ön kolay yolunun sık sık bez değiştirmek olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;Bebeklerin altının temizlenmesinde kullanılan parfümlü ürünler ya da pudranın yan etkisinin olabileceği uyarısında bulunan uzmanlar, sadece sabunlu su tavsiye ediyor.&lt;br /&gt;Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları &lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/uzmani-dr/"&gt;Uzmanı Dr&lt;/a&gt;. Turgay Baz, altları geç değiştirilen bebeklerin popolarında pişik adı verilen kızarıklıklar ve tahriş oluştuğunu söyledi.&lt;br /&gt;Bebeğin altının kuru tutulması gerektiğini ifade eden Dr. Baz, kullanılan bebek bezlerinin sık sık değiştirilmesi halinde pişik görülmeyeceği için başka hiçbir ilaca ihtiyaç duyulmayacağını kaydetti.&lt;br /&gt;Sık değiştiremeyen annelerin ise, pişikleri önlemek için pudra ya da parfüm içeren ürünler kullandığına dikkat çeken Baz, bu uygulamanın yanlış olduğunu dile getirdi.&lt;br /&gt;Bebeğin kirli altını temizlemenin en etkin yolunun sabunlu su ile yıkamak olduğunu aktaran Baz, şöyle konuştu: `Bazı anneler kokulu sabun ya da alkol içeren ürünler kullanıyor. &lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/bu/"&gt;Bu&lt;/a&gt; ürünler de pişikleri önlemediği gibi pişiğe neden olabilir. Pişik durumunda sadece sabunlu su kullanılmalıdır. Ayrıca bebeğin altının değişimi sırasında 10-15 dakika süre ile bez bağlanmadan, bebeğin altının açık olması ve hava ile teması da gerekmektedir. Bebeğin bezi de biraz gevşek bağlanmalı. Sızdırmayı önleyen muşamba benzeri ürünlerin kullanılması da, hava girişini engelleyeceği için sakıncalıdır.`&lt;br /&gt;Pişik için eczanelerde satılan kremlerin de kullanılabileceğini vurgulayan Baz, pişiklerin uzun sürmesi durumunda doktora gidilmesi gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;Dr. Baz, şöyle devam etti: `Pişik ilerledikçe cilt, daha parlak kırmızı bir renk alır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kasiklar/"&gt;Kasıklar&lt;/a&gt; kızarır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kirmizi/"&gt;Kırmızı&lt;/a&gt; lekeler artar. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çok ağrılı hale gelir, kaşıntı olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Özellikle pişik kremlerine rağmen 3-4 gün devam eden durumlarda maya yada mantar enfeksiyonu olabilir. Eğer pişik alanlarında sivilcemsi yapılar, küçük kabarcıklar görülüyorsa mutlaka hekime gidilmeli.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/"&gt;www.tumgazeteler.com&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6949725129530143386?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6949725129530143386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6949725129530143386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6949725129530143386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6949725129530143386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/bebekte-pisigi-onlemenin-yolu.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7769999295990442679</id><published>2009-04-05T03:27:00.000-07:00</published><updated>2009-04-05T03:30:10.281-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="yaziBaslik" title="CENİNLERİN KOZMETİK UYGULAMALAR İÇİN KULLANILMASI" href="http://www.gidaraporu.com/kozmetik-cenin-uygulamasi_g.htm"&gt;&lt;strong&gt;CENİNLERİN KOZMETİK UYGULAMALAR İÇİN KULLANILMASI&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;CENİNLERİN KOZMETİK UYGULAMALAR İÇİN KULLANILMASI“İNSAN KURBANLARININ İĞRENÇ YENİ DÜNYASI” &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Amerikan doktorlar ve Cerrahlar Birliğinin 2001 yılında açıkladığı bir haber, kök hücre sahasında yeni bir skandalı ortaya çıkardı. sahasında yeni bir skandalı ortaya çıkardı. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dünyanın çeşitli bölgelerindeki özel klinikler, insanın embriyonlarından ve kürtaj edilmiş ceninlerden doku kullanarak çeşitli kozmetik işlem ve yüz gerdirme hizmetleri sunmaktadırlar. Bu hücrelerin deriyi gençleştirdiği söylenmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu işlerde kullanılacak, Ceninin optimum yaşı 8ila 12 hafta olmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Söylentilere göre, fakir ülkelerin kadınlarına hücrelerin hasat edileceği uygun zamana kadar bebeği karnında taşıması karşılığında 200 ABD doları ödeniyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; İngilterede kök hücre üzerinde araştırmacı olan Colin Blakemore, London Daily Mail gazetesine verdiği beyanatta; “bu terapiler çok riskli deneylerdir ve yasal çalışan araştırmacılara zarar verecekdir.” diye konuştu. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Turistik yerlerde lokalleşen pek çok klinik gayri nizami olarak faaliyet göstermektedir. İngilterede, Hollanda Roterdamda, Ekvatorda, Ukraynada, Rusyada bu klinikler vardır. Sadece Moskovada 50 klinik bu şekilde faaliyet göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Türkiye’de de varmı bilinmez. Ne de olsa bizim doktorların çoğu saman altından su yürütmeyi pekiyi bilirler. Çirkin görünen ve yasal ve etik olmayan bu uygulamalar için ne yazık ki binlerce kadın hazır beklemektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ebedi gençlik(!) için girişilen bu macerada insan kurbanlarının acımasız ve iğrenç“cesur yeni dünya”sı için, bu olay ahlak sınırlarının berhava edildiği en son ulaşılabilecek neticeler için en önemli bir örnek teşkil etmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kaynaklar: &lt;a href="http://www.nzherald.co.nz/"&gt;http://www.nzherald.co.nz/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; “Fetus cells used in controversial cosmetic treatment” http://www.newsmax.com/archives/articles/2006/8/23/155813.shtml “Fetuses Harvested for Cosmetic Procedures” &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;www.gidaraporu.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7769999295990442679?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7769999295990442679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7769999295990442679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7769999295990442679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7769999295990442679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/ceninlerin-kozmetik-uygulamalar-icin.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1178332731195511502</id><published>2009-04-03T09:32:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T09:33:28.874-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SdY6ORYQEqI/AAAAAAAABBA/oDUzQeoBETU/s1600-h/Ã¼zerklik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320504026642518690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SdY6ORYQEqI/AAAAAAAABBA/oDUzQeoBETU/s400/%C3%BCzerklik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; üzerklik otu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1178332731195511502?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1178332731195511502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1178332731195511502&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1178332731195511502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1178332731195511502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/uzerklik-otu.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SdY6ORYQEqI/AAAAAAAABBA/oDUzQeoBETU/s72-c/%C3%BCzerklik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3705146596718864248</id><published>2009-04-03T09:07:00.000-07:00</published><updated>2009-05-24T03:15:47.009-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Saman nezlesine şifalı bitki&lt;br /&gt;Üzerlikotu tohumu&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Latince adı: Peganum harmala&lt;br /&gt;İngilizce:Harmel veya Syrian Rue&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özellikleri: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;saman nezlesi ● alerjik hapşırma ● alerjik astım ● genel astım ●nefes açıcı ● protein alerjisi ● bronş açıcı.&lt;br /&gt;Üzerlikotu tohumu; Saman nezlesi, alerjik astım, alerjiye bağlı hapşırma ve genel astıma karşı oldukça etkilidir. Ona bu çok yönlü gücü veren içerdiği vasicinone maddesidir. Vasicinone aynı zamanda da hem bronş genişletici (bronchodilator) hem de solunum uyarıcıdır (respirastimulant). Vascinone maddesi bütün bunlarla da kalmayıp aynı zamanda protein alerjisine karşı da (antianaphylactic) çok etkilidir.&lt;br /&gt;Türkiye’de yetişen üzerlikotunun yerini diğer ülkelerde yetişen hiçbir üzerlik otu dolduramaz. Memleketimizin topraklarında yetişen üzerlikotunun tohumundaki şifa gücü oldukça yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerlikotu tohumunda bulunan diğer bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tablo: Üzerlik otu tohumunun içerdiği bazı etkin maddeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;deoxyvasicinone&lt;br /&gt;harman&lt;br /&gt;harmaline&lt;br /&gt;harmine&lt;br /&gt;harmalol&lt;br /&gt;vasicinone&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tablo: Üzerlik otunun tohumunda bulunan vasicinone maddesinin özellikleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;antiallergic&lt;br /&gt;alerjiye karşı&lt;br /&gt;antianaphylactic&lt;br /&gt;protein alerjisine karşı&lt;br /&gt;antiasthmatic&lt;br /&gt;astıma karşı&lt;br /&gt;bronchodilator&lt;br /&gt;bronşları genişletici&lt;br /&gt;antihistaminic&lt;br /&gt;antihistaminik&lt;br /&gt;hypotensive&lt;br /&gt;tansiyon düşürücü&lt;br /&gt;respirastimulant&lt;br /&gt;nefes almayı uyarıcı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kür 1:&lt;/strong&gt; Saman nezlesi, alerjik astım ve genel astım için&lt;br /&gt;İki yemek kaşığı üzerlik tohumu kaynamakta olan bir litre suyun içine katınız. Hafif ateşte kaynatarak yüzünüzü buharına tutup hem ağızdan hem de burnunuzdan soluyarak (teneffüs ederek), buharını 2 dakika müddetle içinize çekiniz. İki dakika tamamlandıktan sonra pamuğu üzerlik otu suyuna daldırınız ve her iki burun deliğinin iç kısmına iyice sürünüz (ıslatınız).&lt;br /&gt;Bu işleme 15 gün müddetle gün aşırı (bir gün durup bir gün uygulayarak) devam edilir. Daha sonra ihtiyaca göre zaman zaman uygulanır.&lt;br /&gt;Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saracoğlu.com/"&gt;http://www.saracoğlu.com/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3705146596718864248?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3705146596718864248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3705146596718864248&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3705146596718864248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3705146596718864248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/saman-nezlesi-uzerlikotu-tohumu-latince.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1258577460171449329</id><published>2009-04-01T11:41:00.000-07:00</published><updated>2009-04-01T11:43:41.424-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;ALERJİ&lt;br /&gt;Alerji vücudun özel bir maddeye karşı gösterdiği ters (kötü) tepkiyi açıklamak üzere kullanılan bir terimdir. Alerjiye neden olan çoğu şey aslında zararlı değildir ve alerjisi olmayan insanlar üzerinde etki göstermez. Alerjik tepkimeyi harekete geçiren herhangi bir maddeye alerjik madde (alerjen) denir.&lt;br /&gt;Birçok farklı alerjik madde türü vardır; bunlardan en yaygın üçü polen, ev toz akarları ve kuruyemişlerdir. Alerjik maddeler tüm canlı organizmalarda bulunan protein içerir ve tepkimeye neden olan da bu proteindir. Penisilin gibi bazı ilaçlar da alerjik tepkimeye neden olabilir. Bu ilaçlar protein içermezler ancak vücuttaki protein ile bir araya geldiklerinde tepkimeye neden olabilirler.&lt;br /&gt;Alerjik maddeye karşı gösterilen alerjik tepkime o madde ile temasa geçtiğinizde meydana gelir. Temas, cilt, akciğerin koruyucu iç yüzeyi, ağız, boğaz, mide veya bağırsak yoluyla olabilir. Vücudunuz belirli bir maddeye karşı kötü bir tepki gösterdiğinde o maddeye karşı alerjiniz olduğu söylenir.&lt;br /&gt;Alerjik tepkimeler bir dizi semptoma neden olabilir. Bazı insanlar alerjiye karşı oldukça ılımlı tepki gösterirken bazı tepkimeler ise ciddidir; bu tepkimeler çok nadiren de olsa ölümle sonuçlanır. Alerjiler çok yaygındır ve İngiltere’de yaklaşık dört insandan birini hayatlarının bazı dönemlerinde etkiler. Alerjiye yakalanan çocuk sayısının gittikçe artması ile birlikte rakamlar her yıl %5 oranında bir artış göstermektedir..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1258577460171449329?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1258577460171449329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1258577460171449329&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1258577460171449329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1258577460171449329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/04/alerji-alerji-vucudun-ozel-bir-maddeye.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3340659052664720054</id><published>2009-03-26T05:41:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T05:52:00.131-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEMEK TARİFİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sct4TZwPhHI/AAAAAAAABAY/yJ9nzaQlo04/s1600-h/oktay.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317476059767080050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 323px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sct4TZwPhHI/AAAAAAAABAY/yJ9nzaQlo04/s400/oktay.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;TAHİNLİ UN KURABİYESİ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MALZEMELER:1su bar.pudra şekeri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 su bar. tahin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4 su bard. un&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 paket kab.tozu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 su bard. sıvı yağ (ayçiçek)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;YAPILIŞI:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Un hariç tüm malzemeyi mixerle iyice karıştırın.Unuda ekleyip elinizle yumuşak bir hamur yoğurun. Kıvamı tam oluyor un ilave etmeyin, hamur biraz yapışkan oluyor. Şekil vermesi kolay oluyor. Minik toplar yapıp yağlı kağıt serdiğiniz tepside yada küçük kağıt kalıplarda pişirebilirsiniz. 170 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 15/20 dakika pişirin. Fırınınıza bağlı. Mini fırında daha güzel oluyor. Piştikten sonra üzerinede pudra şekeri serpebilirsiniz ben serpmedim kendi görüntüsü ve tadı süper oldu. Hiç tereddütsüz tutan bir kurabiye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;AFİYET OLSUN&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3340659052664720054?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3340659052664720054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3340659052664720054&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3340659052664720054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3340659052664720054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/tahinli-un-kurabiyesi-malzemeler1su-bar.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/Sct4TZwPhHI/AAAAAAAABAY/yJ9nzaQlo04/s72-c/oktay.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8996459443599431319</id><published>2009-03-22T05:36:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T05:41:08.236-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kaç çeşit anne - baba tipi vardır?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Aile kurumunun en etkili yöneticileri anne ve babadır. Çocuğun hemen hemen bütün özellikleri ebeveynden alınır. Peki siz çocuğunuzun hangi özellikleri almasına katkıda bulundunuz?&lt;br /&gt;Çevremize baktığımızda birbirinden farklı değişik aile tipleri görürüz. Bunları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:&lt;br /&gt;·  Otoriter&lt;br /&gt; · Gevşek&lt;br /&gt; · Eğitici&lt;br /&gt;Sözgelimi çocuk “ben öğretmen olmak istiyorum” dediğinde otoriter aile “hayır! Doktor olacaksın!” tepkisini verir.&lt;br /&gt;Gevşek aile “bize ne, ne olursan ol” der.&lt;br /&gt;Eğitici aile ise “yaa öyle mi, ne kadar güzel. En kutsal bir mesleği seçiyorsun, seni tebrik ederiz” şeklinde değerlendirirler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Otoriter ailede anne-babanın&lt;/strong&gt; biri veya her ikisi despottur, çocuğu belli kalıplara sokmak ister, ona tercih hakkı bırakmaz. Bu tür ortamlarda yetişen çocuklar ya tümüyle siner, pasif ve çekingen olur. Veya isyan eder, başkaldırır. Bu isyan ruhu onun okul hayatında da kendini gösterir. Henüz öğrencilik yıllarında çete hayatı yaşamaya başlar. Terör-mafya gibi karanlık işlere bulaşanlar, daha çok otoriter anne-babanın yanlış tavırlarından ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlgisiz anne-babalar&lt;/strong&gt; çocuğa sınırsız bir hürriyet tanır, “ne yaparsa yapsın!” derler. Böyle bir ortamda yetişen çocuklar son derece serbest olurlar. Bir kısım kabiliyetleri iyi gelişebilir. Fakat iyi yönlendirme yapılmadığından kendilerine ve başkalarına pek de faydalı olamazlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eğitici aile ise&lt;/strong&gt;, çocukla bire bir yakından ilgilenir. Onu belli bir kalıba sokmak yerine, yetenekleri doğrultusunda yönlendirir. Güzel yönlerini takdir ve iltifatla ödüllendirir, düzeltilmesi gereken davranışlarını ise, “tatlı sert” bir üslupla incitmeden ortadan kaldırmaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eğitici aile, eğitim görmüş ve görmeye devam eden ailedir. Zira, bilmeyen öğretemez, yetişmeyen yetiştiremez. &lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Anne&lt;br /&gt;Kadın, çocuk sahibi olduğunda en değerli ünvanlardan birini elde eder, anne olur.&lt;br /&gt;Anne,&lt;br /&gt;·  Bir şefkat kahramanı,&lt;br /&gt;·  İnsanın en birinci ve en etkili öğretmeni,&lt;br /&gt;·  Evin içişleri bakanıdır.  &lt;br /&gt;Baba&lt;br /&gt;Erkek, çocuk sahibi olduğunda önemli bir ünvana kavuşur, baba olur.&lt;br /&gt;Baba, Bir irade abidesi, Evin reisi, Dışişleri ve ekonomiden sorumlu kişidir.&lt;br /&gt;Babanın evin reisi olması, “bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir” hadisi çerçevesinde anlaşılması gerekir. Yoksa, aileye reis olmak, “ben bu evin kralıyım. Bu evde benim dediğim olur” şeklinde bir despotluk anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Suçlu Kim?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Pek çok aile, çocuk eğitiminde kendi eksiklik ve yetersizliklerini göz ardı edip, dışarıda suçlular arar. Sığınılan bahanelerden bazıları şunlardır:&lt;br /&gt; “Mahalle çocuğumu bozdu.”&lt;br /&gt;“TV çocuğumu bozdu.”&lt;br /&gt;“Falan arkadaşı çocuğumu bozdu.”&lt;br /&gt;Bunların çocuğu bozmada etkisi elbette inkar edilemez. Fakat şurası asla unutulmamalıdır: Çocuğun en yakın çevresi kendi ailesidir ve çocuk okul öncesi eğitimde en fazla anne-babadan etkilenmektedir.&lt;br /&gt;Çocuk eğitimiyle ilgili büyük bir mahkeme kurulsa ve orada “suçlu ayağa kalksın!” denilse, her anne-baba sağa sola bakmadan ayağa kalkabilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Suçlu önce biziz”&lt;/strong&gt; anlayışı, anne-babayı ihmalden, gafletten kurtarır, “çocukta bir problem varsa, başta bizden kaynaklanmıştır” dedirtir.&lt;br /&gt;Bu duyarlılığı taşıyan anne-babalar çocuklarıyla bire bir yakından ilgilenir, onları iyi eğitirler. Gerçek suçlu olan anne-babalar ise, evin dışında suçlu aramakla vakit öldürürler.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hayatifarket.com/"&gt;www.hayatifarket.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8996459443599431319?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8996459443599431319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8996459443599431319&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8996459443599431319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8996459443599431319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/kac-cesit-anne-baba-tipi-vardr-aile.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8899899359680402860</id><published>2009-03-22T05:13:00.001-07:00</published><updated>2009-03-22T05:17:29.176-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;NASIRA BİTKİSEL ŞİFA&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;1-Kuru incir kesilerek üzerine kına koyulur ve üç akşam nasır üzerine bağlanır.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;2-Domates kesilerek nasır üzerine konulursa nasırı yumuşatır yerinden çıkarır.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;3-Karnıyarık tohumu pişirilerek lapa yapılıp, nasır üzerine konur.(bu ilaç daha ziyade çıban üzerine konur, çıbanı çabuk öldürür,patlatır ve iyileştirir.)&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;H.ARİF PAMUK&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;ŞİFALI BİTKİLER VE EMRAZ adlı kitaptan&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8899899359680402860?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8899899359680402860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8899899359680402860&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8899899359680402860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8899899359680402860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/nasira-bitkisel-sifa-1-kuru-incir.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-273475460523943541</id><published>2009-03-19T12:41:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T12:43:21.518-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>Allah`a inanmak beyni olumlu etkiliyor&lt;br /&gt;Kanada`nın Toronto şehrinden bir grup bilim adamı Allah`a inanmanın, inanan bir kişinin beyninde meydana getirdiği [olumlu] etkileri keşfetti.&lt;br /&gt;&lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/toronto/"&gt;Toronto&lt;/a&gt; ve &lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/york-universitesi/"&gt;York Üniversitesi&lt;/a&gt;`nden profesörler, kendilerini dindar olarak tanımlayan kişilerin, baskı ve sıkıntıya sebep olan herhangi bir iş veya görev yaparken Allah`a inanmayanlara göre, daha az stres ve endişe yaşadığını belirtti. Uzmanlar, stresin az olması sebebiyle, inançlı kişilerin mantıksal ve zihinsel testlerde de daha başarılı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/the-globe/"&gt;The Globe&lt;/a&gt; and Mail`de yer alan bilgilere göre, bir takım test ve anketlere tabi tutulan deneklerin beyin aktiviteleri elektrotlar aracılığıyla kaydedildi ve zayıf dini duygular taşıyan kişilerde bile, beynin endişe ve davranış değişikliğini etkileyen bölümünün daha az aktif olduğu belirlendi.&lt;br /&gt;Araştırmada yer alan Doç. Dr. Psikolog Michael Inzlicht `Dindar kişiler bir hata yaptıklarında daha az strese giriyor. Bunun dini tutuculukla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum; bundan çok daha derin bir mevzu.&lt;br /&gt; &lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/din/"&gt;Din&lt;/a&gt; insanların hayatına bir mana kazandırıyor,` dedi. Öte yandan, `endişenin az olması performansı artırabilir ancak dikkatli olunması da gerekiyor; çünkü bu durum hataları düzeltme yeteneğini de köreltebilir.&lt;br /&gt; &lt;a class="u" href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/inanc/"&gt;İnanç&lt;/a&gt; kuvveti arttıkça, beynin hatalara tepki veren kısmındaki hareketlilik azalıyor,` diye de sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;2009-03-10 Zaman &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=823664"&gt;http://www.zaman.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-273475460523943541?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/273475460523943541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=273475460523943541&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/273475460523943541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/273475460523943541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/allaha-inanmak-beyni-olumlu-etkiliyor.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-7104824135253008691</id><published>2009-03-19T12:06:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T12:07:07.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI OTLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>ISIRGAN OTU&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ScKXw5ETfII/AAAAAAAAA_Y/7Ip-Di8jRvI/s1600-h/isirganotu2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314977376458996866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 125px; CURSOR: hand; HEIGHT: 125px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ScKXw5ETfII/AAAAAAAAA_Y/7Ip-Di8jRvI/s400/isirganotu2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-7104824135253008691?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/7104824135253008691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=7104824135253008691&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7104824135253008691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/7104824135253008691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/isirgan-otu.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/ScKXw5ETfII/AAAAAAAAA_Y/7Ip-Di8jRvI/s72-c/isirganotu2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6189474248283064677</id><published>2009-03-19T12:03:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T12:05:44.339-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAÇ BAKIMI'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Isırganın Saçlardaki İnanılmaz Etkisi!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerek çay gibi içilerek, gerek lapa yapılarak, gerekse suyundan faydalanılarak kullanılan, tohumları, kökleri, sapları ve yaprakları ile mucize gibi bir bitki..  Pek çok derde deva olan ısırganı taze bulabildiğimiz şu aralar bol bol almakta fayda var...&lt;br /&gt;Saçlarınız;&lt;br /&gt;ince telliyse,&lt;br /&gt;dökülüyorlarsa,&lt;br /&gt;püskül püskül olmuşlarsa,&lt;br /&gt;yıpranmış görünüyorlarsa,ısırgan otu tam size göre bir bitki...&lt;br /&gt;Saçlarınız için ısırgandan mutlaka faydalanın.. Etkisini ilk kez kullanımdan itibaren mutlaka farkedeceksiniz&lt;br /&gt;2 sap ısırganı sapları ve yaprakları ile birlikte küçük bir kaba koyup,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; üzerine 1 su bardağı kaynar suyu dökün. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ocağın altını açıp, 3 - 4 dakika kadar da kaynatın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kaynattıktan sonra ocağın altını kapatıp 10 dakika kadar demlenmeye bırakın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Demlenen ısırganın suyunu güzelce süzün; hatta lapasında kalan suyu da süzgeçte bir kaşık yardımı ile ya da eliniz ile bastırarak süzün. Süzülen bu suyu saç diplerinize parmak uçlarınız ile masaj yaparak yedirin. &lt;br /&gt;Isırganı demlerken, kaba sığması için ikiye ya da üçe kırarak ya da bitkiyi ince ince kıyarak da demleyebilirsiniz. (mutlaka eldiven kullanınız! )&lt;br /&gt;Hergün düzenli olarak bunu yaptığınızda sadece bir haftada bir haftada bile saçlarınız eski sağlıklarına geri dönmeye başlıyor ve ilk ısırgan suyu tedavisinden itibaren dökülme duruyor. Bir kaç ay boyunca düzenli olarak sürekli yaparsanız eğer, (saç kökleriniz ölmemiş ise) dökülmüş saçlarınızın yeniden canlandığını görme olasılığınız da çok yüksek. &lt;br /&gt;Isırgan suyu tedavisi ile  saçlarda gözlenen değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;Dökülme duruyor,&lt;br /&gt;Saç telleri kalınlaşıyor,&lt;br /&gt;Saçlar gürleşiyor,&lt;br /&gt;Güçleniyor,&lt;br /&gt;Hacim kazanıyor,&lt;br /&gt;Yıpranma azalıyor&lt;br /&gt;Kepeklenmeye iyi geliyor&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.hanimlar.com/"&gt;www.hanimlar.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6189474248283064677?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6189474248283064677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6189474248283064677&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6189474248283064677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6189474248283064677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/isrgann-saclardaki-inanlmaz-etkisi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3490572712157774869</id><published>2009-03-15T04:44:00.000-07:00</published><updated>2009-03-15T04:45:15.268-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MEHDİ AS.'/><title type='text'></title><content type='html'>HZ. MEHDİ (A.S.), ‘BEN HZ. MEHDİ (A.S.)’YİM’ DEMEYECEK; ANCAK İNSANLARIN GÖZLERİNDEKİ GAFLET PERDESİNİ KALDIRARAK, ‘MEHDİ GERÇEĞİNİ’ ANLAMALARINI SAĞLAYACAKTIR"&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.harunyahya.com/"&gt;www.harunyahya.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3490572712157774869?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3490572712157774869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3490572712157774869&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3490572712157774869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3490572712157774869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/hz.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-335862136826245835</id><published>2009-03-15T04:39:00.000-07:00</published><updated>2009-03-15T04:43:16.091-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MEHDİ AS.'/><title type='text'></title><content type='html'>Amr bin Sa’d, Emirülmüminin Ali bin Ebi Talib aleyhisselam’dan nakleder:&lt;br /&gt; “... Ali’nin Rabbine andolsun ki hüccet (HZ. MEHDİ (A.S.)) AYAKTA OLACAK, DÜNYANIN YOLLARINDA YÜRÜYECEK, EVLERE VE SARAYLARA GİRECEK, BU YERİN DOĞUSUNDA VE BATISINDA GEZECEK, SÖZLERİ DUYULACAK, CEMAATE SELAM VERECEK, GÖRECEK ama vaadedilen zamana ve gökten şu ses gelene kadar bilinmeyecek.”&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.harunyahya.com/"&gt;www.harunyahya.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADİSLERDE, İNSANLARIN HZ. MEHDİ (A.S.)'Yİ EVLERİNDE, SOKAKLARDA GÖRECEKLERİ, ONU SIKLIKLA İZLEYECEKLERİ; ANCAK ‘HZ. MEHDİ (A.S.)’ OLDUĞUNU  FARK ETMEYECEKLERİ HABER VERİLMİŞTİR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-335862136826245835?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/335862136826245835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=335862136826245835&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/335862136826245835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/335862136826245835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/amr-bin-sad-emirulmuminin-ali-bin-ebi.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2589449529326584942</id><published>2009-03-15T04:34:00.000-07:00</published><updated>2009-03-15T04:35:57.144-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MEHDİ AS.'/><title type='text'></title><content type='html'>Seleme b. Züfer şöyle der: “... HZ. MEHDİ (a.s.) İNSANLARIN KÖTÜLÜK, CANİLİK VE ZULÜMDEN BIKTIĞI VE HİÇBİR GAİB (GİZLİ YAŞAYAN) ONUN KADAR AZİZ VE SEVGİLİ OLMADIĞI BİR ZAMANDA KIYAM EDECEKTİR.”&lt;br /&gt;Muhakkak ki o (Hz. Mehdi (a.s.)), insanların karşılaştıkları şerler sebebiyle, MEHDİ'NİN KENDİLERİNE EN SEVGİLİSİ OLMADIKÇA ÇIKMAYACAKTIR.&lt;br /&gt;ALLAH (C.C.) BÜTÜN İNSANLARIN KALPLERİNİ ONUN (MEHDİ'NİN) MUHABBETİYLE DOLDURACAKTIR.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.harunyahya.com/"&gt;www.harunyahya.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2589449529326584942?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2589449529326584942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2589449529326584942&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2589449529326584942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2589449529326584942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/seleme-b.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1072991543219110126</id><published>2009-03-13T12:44:00.000-07:00</published><updated>2009-03-13T12:53:53.509-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıdalarımız'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Hangi meyve neye iyi geliyor?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Pürüzsüz bir cilt için salatalık ve yer elması, parlak saçlar için havuç ve marul, yıllara meydan okumak için kivi, kansere geçit vermemek için ise brokoli yiyin.&lt;br /&gt;Medical Park Fatih Hastanesi’nden Diyetisyen Sevil Nas Can, çok sık tükettiğimiz, marketten ve pazardan aldığımız meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilgi verdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Elma: C ve E vitamini, folik asit, pektin ve flovonoid içerir. Bağırsak sisteminin korunmasında faydalı ve posadan zengindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır. Kan şekerini kontrol altında tutar ve vücut direncini artırır. Kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kabak: K ve C vitamini içerir. Kanın pıhtılaşmasını düzenler. Kemik gelişimini sağlar. Böbrek fonksiyonlarında faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Armut: Fosfor, kalsiyum ve potasyumdan zengindir. Kalp kaslarının düzenli çalışmasına fayda sağlar. Tansiyon ayarlamasında etkilidir. Posadan zenginliği nedeniyle bağırsakları çalıştırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dut: Kalsiyum, C ve B vitamini ile bol lif içerir. İdrar söktürücü ve bağırsak çalıştırıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kiraz: Kalsiyum, fosfor ve C vitamini içerir. Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI YENİ DÜNYA &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Erik&lt;/strong&gt;: A ve C vitamini ile kalsiyumdan zengindir. Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeni dünya (malta eriği): A vitamini deposudur. Görmeye ve büyümeye faydalıdır.İncir: Bol posa, kasiyum, fosfor ve magnezyum içerir. Sindirime yardımcıdır. Kemik ve diş sağlığına etkilidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Üzüm: Potasyum ve C vitamini deposudur. Sindirim sistemi üzerinde faydalıdır. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Hindiba: Potasyum, folik asit, C, A ve E vitamini içerir. Demir içeriğiyle kansızlığa iyi gelir. Yüksek lif içeriğiyle bağırsakları çalıştırır. Toksin atıcı ve idrar sökücüdür. İştah açıcı özelliği vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ananas: Potasyum, fosfor, demir, A ve C vitamini içerir. Toksin atıcıdır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cilt sağlığında etkindir. Zindeliği artırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Havuç: A, B, D ve E vitamini kaynağıdır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır. Saç dökülmesini azaltır ve saçı canlandırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;KANSERE KARŞI ŞALGAM VE SOYA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Salatalık: A, B ve C vitamini ile fosfor ve selenyum deposudur. Güçlü bir antioksidandır. Cildi nemlendirir. İdrar yolları enfeksiyonlarında faydalıdır. Bol miktarda posa içermesinden dolayı barsak çalıştırıcıdır. Sakinleştirici etkisi vardır ve toksin atıcıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Şalgam: C vitamini, potasyum ve magnezyum içerir. Yüksek tansiyona iyi gelir. Lif içeriğiyle bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucu etkileri vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Soya: A vitamini, folik asit, doymamış yağ asitleri, demir ve yüksek oranda lif içerir. Kalp sağlığını korur. Tansiyona iyi gelir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Kemikleri güçlendirir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kuşburnu: A, C, D ve E vitamini yönünden zengindir. Antioksidandır. İdrar yolları enfeksiyonlarında etkilidir. Bağırsak çalıştırır. Enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Güçsüzlük ve halsizliğe iyi gelir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Brokoli: A, C, E, B1 ve B2 vitamini ve bol miktarda posa içerir. Kalp hastalıklarına karşı korucudur. Prostat ve kolon kanseri riskini azaltır. Demir ve folik asitten zengindir. Kansızlığa faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;SOĞAN VE SARIMSAKTAN ŞAŞMAYIN&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Marul: A, B ve E vitamini içerir. Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, cilt ve saç sağlığında olumlu etkileri vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Soğan: A, B ve C vitamini ile fosfor ve kükürtten zengindir. Doğal antibiyotiktir. Bronş açıcı, bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı arttırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sarımsak: A, B, C ve E vitamini ile sakaroz içerir. Yaşlanmayı geciktirir. Kireçlenmede faydalıdır. Yüksek tansiyonu ayarlar. Doğal antibiyotiktir. Ödem sökücüdür. Damar gelişiminde faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kereviz: A ve E vitamini ile folik asit ve potasyum içerir. İdrar söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırır. Sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;.&lt;strong&gt;KARPUZLA KUM DÖKÜN&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Karpuz: A ve C vitamini ile fosfor ve potasyum içerir. Böbrekteki kum ve taşların atılmasında faydalıdır. Toksin atıcıdır. Sıvı ihtiyacının karşılanmasına da katkısı vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kavun: A vitamini, potasyum ve folik asitten zengindir. Damar tıkanıklığında, bağırsakların çalışmasında etkilidir. Göz sağlına fayda sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Brüksel lahanası: C ve B vitamini ile kalsiyum ve demirden zengindir. Kalp sağlığına ve kansızlığa iyi gelir. Kas gelişiminde faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yüksek tansiyonu düşürmede fayda sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Lahana: Folik asit, A, B ve E vitamini yönünden zengindir. Güçlü antioksidandır. Mide rahatsızlıklarında ve hazımsızlık gidermede faydalıdır. Toksin atıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Pazı: A ve C vitamini ile folik asitten zengindir. Beden güçlendiricidir. Demirden zengin olması sebebiyle kansızlığa iyi gelir. Bol posa içerir. Bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Karnıbahar: Potasyumdan zengindir. C vitamini içerir. Kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;BRONŞ AÇAN SEBZE PIRASA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yer elması: İnsülin ve glikoz içerir. Emziren annelerde süt artırıcı etki yapar. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Cilde faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Pırasa: Demir, kalsiyum ve potasyum içerir. İdrar sökücüdür. Bronş açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Patates: C ve B vitamini ile fosfor ve potasyumdan zengindir. Hazımsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarında faydalıdır. Kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Nişasta içeriğinden dolayı kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Enginar: Bol posa içerir. Kalsiyum, potasyum, magnezyum, A ve C vitamini içerir. Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur. Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;KOLESTEROL DÜŞMANI TAZE FASULYE&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Taze fasulye: Folik asit, potasyum, A ve C vitamininden zengindir. Kötü kolesterolün düşmesinde yardımcıdır. Antioksidan özelliği vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Avokado: Potasyum, magnezyum, A ve E vitamini içerir. Lif oranı yüksektir. Kabızlığa iyi gelir. Kalın bağırsak ve hemoroit için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bamya: A, B ve C vitamini içerir. Sindirime yardımcıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Börülce: Kalsiyum, posa, potasyum ve A vitamini içerir. Kolesterolün ve tansiyonun düşmesinde faydalıdır. Kabızlığa iyi gelir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ayva: A, B ve C vitamini içerir. Mideyi rahatlatır. İshale karşı korucudur. Cilde faydalıdır.Bakla: A ve C vitamini içerir. Lif yönünden zengindir. Kabızlığa iyi gelir. Kolesterole ve kansere karşı koruyucudur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ispanak: B ve C vitamini ile magnezyum ve çinkodan zengindir. Cilt sağlığına, sinir sistemine, sindirime, göz sağlığına, büyümeye ve gelişmeye faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;DAMAR SERTLİĞİNE KARŞI MISIR&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mısır: Protein, A, B ve C vitamini yönünden zengindir. Damar sertliğine ve kolesterole faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasında fayda sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Muz: B6 vitamini ve potasyumdan zengindir. Hücre yenilenmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde faydalıdır. Elektrolit dengesini sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kayısı: A, B ve C vitamini içerir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimini arttırır. Kansızlığa iyi gelir. Kas ve sinir sistemini güçlendirir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Vişne: A vitamini ve potasyumdan zengindir. İdrar söktürücüdür. Karaciğer ve mide üzerinde olumlu etkileri vardır.Şeftali: C vitamini, potasyum ve posadan zengindir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;SAĞLAM DİŞLER İÇİN AHUDUDU&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ahududu: Folik asit, C, E ve A vitamini içerir. İştah açıcı ve idrar sökücüdür. Diş sağlığına iyi gelir. İshali önler ve ateş düşürücüdür.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Domates: Folik asit, magnezyum, potasyum, B ve A vitamini içerir. Hücre yenilenmesinde, bağışıklığın artmasında, kemik ve kas gelişiminde etkilidir.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Patlıcan: B1, B2, C ve A vitamini içerir. Sinir sistemine iyi gelir. Cilt sağlığına ve bağışıklık sistemine faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Trabzon hurması: A ve C vitamini ile potasyumdan zengindir. İshal koruyucudur. Göz ve cilt sağlığına olumlu etkileri vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;C VİTAMİNİ DEPOLARI EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDANLAR&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Portakal: C vitamini ve flovanoid denilen antioksidan deposudur. Kansızlığa iyi gelir. Kalp ve atardamarları korur. Kolesterol düşürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Nar: C vitamini, demir ve potasyum deposudur. Çok güçlü antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mandalina: C ve A vitamini ile potasyum yönünden zengindir. Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Damar sertliğine faydası vardır. Güçlü bir antioksidandır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Greyfurt: Folik asit, potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Hücre yenilenmesinde ve büyümesinde etkilidir. Güçlü antioksidandır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Damar sertliğine faydası vardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;HEMOFİLİYE KARŞI PEPİNO&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kivi: C vitamini deposudur. Yaşlanmayı geciktirir. Güçlü antioksidandır. Alerjiye karşı bağışıklığı arttırır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çilek: A, C ve E vitamini ile folik asitten zengindir. Kas ve eklem ağrılarında faydalıdır. Cilde iyi gelir. İdrar sökücüdür.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeşil biber: C vitamini yönünden çok zengindir. Güçlü bir antioksidandır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Limon: Yüksek oranda C vitamini içerir. İskorbüt hastalığına iyi gelir. Güçlü antioksidandır. İdrar sökücüdür. İdrar yolları iltihabında faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Maydanoz: Çok yüksek oranda C vitamini içerir. Ayrıca folik asit, A ve E vitamini yönünden zengindir. Büyüme, kemik ve diş sağlığı gelişiminde etkindir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Mango: A ve C vitamini yönünden hayli zengindir. Göz ve cilt sağlığına iyi gelir. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Pepino: C vitamini, fosfor ve potasyum kaynağıdır. Eklem romatizmasında, kemik gelişiminde ve hemofili hastalığında etkilidir.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/" target="_new"&gt;ntvmsnbc.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1072991543219110126?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1072991543219110126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1072991543219110126&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1072991543219110126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1072991543219110126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/hangi-meyve-neye-iyi-geliyor-puruzsuz.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-255372922931785093</id><published>2009-03-11T13:04:00.000-07:00</published><updated>2009-03-11T13:10:33.473-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Alışveriş yaparken nelere dikkat etmeliyiz?&lt;br /&gt;Bunları da sıralarsak;&lt;br /&gt;1. Satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketinin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayınız.&lt;br /&gt;2. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayınız.&lt;br /&gt;3. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayınız.&lt;br /&gt;4. McDonalds, Burger King, Pizza Hut gibi fast-food lokantalarda çok dikkatli olun.&lt;br /&gt;5. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini sitemizden temin ediniz. (&lt;a href="http://www.gidaraporu.com/"&gt;http://www.gidaraporu.com/&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;6. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yoğurtlar, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şanti, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar.&lt;br /&gt;7. Bilmediklerinizi sağlam bilgi kaynalarına ulaşarak öğrenmeye çalışınız.&lt;br /&gt;8. Takva üzere yaşamak istiyorsanız, emin olmadığınız gıda maddelerini satın almayınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gıdalarda domuz yağı ve domuz katkı maddeleri nasıl anlaşılır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok defa, kimyasal olarak bileşiğin kökenini tayin emek mümkün değildir, ancak üretici firma bilebilir. Bazen de çok hassas ve çok pahallı testlere ihtiyaç duyulmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ülkemizde ise henüz bu testler yapılamamaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu sebeple, mümkün mertebe katkısız doğal ürünler veya gıda katkı maddesini en az ihtiva eden ürünler tercih edilebilir.&lt;br /&gt;Dinimizin bize kazandırdığı "Şüpheli şeylerden kaçınınız." prensibi gereğince, şüpheli katkı maddeleri belirlenip, bunlardan kaçınılmaya çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;İslam, dünya hayatımızın her noktası için mesajı olan bir dindir. Dolayısıyla müntesiplerini çizgileri, sınırları belli bir yaşam tarzına uymayı istemektedir. Böyle bir istek söz konusu olunca, günlük yaşantımızda önemli yer tutan gıdalarımıza dikkat etmemiz de dinin bir emri olarak karşımıza çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Öncelikle Müslüman olarak biz demeliyiz ki "Arkadaş ! Yiyen yesin, besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum. İrademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan gıda maddesini yedirme hakkına sahip değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler olarak bu hakkımızı almak istiyorsak, önce "bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" kavlince bilgimizi ve şuurumuzu artırmak zorundayız. Alışveriş yaptığımız, market, bakkal ve büfe sahiplerini ikaz edeceğiz. Bir yandan bilmediğimiz, tanımadığımız gıda maddelerini satın almaya paydos diyeceğiz. Ambalajların üzerindeki etiketleri dikkatlice okuyacağız. Bu aldatmacaların olduğu bir ortamda etiketleri okumak da yeterli olmayacaktır. En iyisi imalatçılar, irili ufaklı marketçiler, bakkallar, büfeciler, lokantacılar ve resmi görevliler ikaz oluncaya kadar bu tür ürünleri boykot etmek en tesirli silahımız olacaktır.&lt;br /&gt;Dr.Hüseyin Kami Büyüközer&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Gimdes Başkanı ve Yeniden Gıda Raporu Yazarı&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.islam/vehayat.com"&gt;http://www.islam/vehayat.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-255372922931785093?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/255372922931785093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=255372922931785093&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/255372922931785093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/255372922931785093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/alsveris-yaparken-nelere-dikkat.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-3863919689739179466</id><published>2009-03-08T10:30:00.000-07:00</published><updated>2009-03-08T10:32:02.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbQA-A7G0PI/AAAAAAAAA_A/6jsOYm6aas0/s1600-h/20080522_1211477990_czconntapq-b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310870925976457458" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbQA-A7G0PI/AAAAAAAAA_A/6jsOYm6aas0/s400/20080522_1211477990_czconntapq-b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Çocuğunuzun zekasını açacak 25 öneri&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Çocukların bir çok şeyi sizi izleyerek öğrendiğini unutmayın ve ona iyi örnek olun. Bunun yanı sıra onun zeka seviyesini yükseltmek için şu önerileri de dikkate alırsanız yararlı olur.&lt;br /&gt;1. Onunla konuşun. Çocuklarınızla konuşmak ve onları dinlemek yapabileceğiniz en önemli iki şeydir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Konuşun, sizinle iletişim kurmaya yaşamının her döneminde ihtiyacı olacak! Araştırmalara göre, bebeğinizle konuşma şekliniz diğerlerinden farklıdır ve bebeğiniz de konuşmayı sizin sözlerinizden öğrenir. Beyin gelişimine sizin anne şefkati dolu sözleriniz faydalıdır.&lt;br /&gt;2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.&lt;br /&gt;3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!&lt;br /&gt;4. Arka plandan gelen sesleri kesin. Televizyon ya da radyonun sesi çok açıksa siz ve bebeğinizin dinleme ve konuşma eylemlerini engeller.&lt;br /&gt;5. Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun.&lt;br /&gt;6. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.&lt;br /&gt;7. Müzik çalın. Her ne kadar klasik müziğin çocuğunuza daha parlak bir zeka sağladığı ispatlanmadıysa da, müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Bazı insanlar müzik ve matematik yeteneğinin birbirleriyle alakalı olduğuna inanır. Oysa çalışmalar, müzisyenlerin matematikte birçok insandan farklı ya da daha iyi olmadığını gösterir. Çocukların matematik yeteneğine sahip olmasında daha çok ailelerin kitaplar ve iletişimle sağladığı öğrenme cesareti önemli bir rol oynar.&lt;br /&gt;8. Çocuğunuzu uyuturken ona şarkı söyleyin. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;9. Müzik eşliğinde diğer şeyleri de öğretin. " 1- 2 -3 işte yıkıyoruz ellerimizi 4- 5- 6 şimdi diş fırçalama zamanı..." gibi melodiler çocuğunuzun konsantre olmasına ve kelimeleri hatırlamasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;10. Çocuğunuzun sevdiği müziği seçmesine izin verin. Ve davullar, ziller kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.&lt;br /&gt;11. Bırakın boyasın. Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur.&lt;br /&gt;12. Mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın.&lt;br /&gt;13. Sanatsal faaliyetler için malzemeler bulundurun. Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kağıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanın. Değişik kolajlar yapmak için parktaki yaprakları toplayabilir ve duvar kağıtlarının parçalarını çocuklarınız için saklayabilirsiniz.&lt;br /&gt;14. Sayıları hayatınızın bir parçası haline getirin. Matematiği ne kadar erken öğrenirse, o kadar rahat eder ve kendine olan güveni artar. Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın.&lt;br /&gt;15. Sayıları melodik bir şekilde öğretin. "Beşten sonra altı nerde kaldı kahvaltı, altıdan sonra yedi kedi ciğeri yedi" gibi.&lt;br /&gt;16. Büyük küçük gibi niceliklerden bahsedin. "Masadaki tabakları sayabilir misin?" "Büyük olanı mı yoksa küçük olanı mı istersin?" gibi sorularla başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;17. Oyuncaklar ve oyunlar yardımıyla sayıları öğretin. Buzdolabına yapıştırılan mıknatıslı sayılar, küvete atabileceğiniz köpükten yapılmış olanlar, sayılarla ilgili yapbozlar ya da Monopoly'nin çocuklar için olanlarından alın.&lt;br /&gt;18. Bazı şeyleri parçalara bölerek sayıları öğretin. Yiyecekleri küçük parçalara ayırın ve o parçaları çocuğunuzla birlikte sayın.&lt;br /&gt;19. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi kullanmayın. Çünkü o çocuklarınızla iletişim kurmakta sizin yerinize geçemez.&lt;br /&gt;20. Aynı videoyu ya da DVD'yi sayısız kere izlemesi sizi endişelendirmesin. Tekrar etme çocuğunuz öğrenmesine yardım eder.&lt;br /&gt;21. Gezin ve öğrenin. Bir parka, kütüphaneye ya da mağazaya yapılan gezilerde çok şey öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;22. Ara sıra aktivitelerinizi değiştirmeyi deneyin. Diğer çocuklarla oynamasını, onları ve ailelerini düzenli olarak görmesini sağlayın.&lt;br /&gt;23. Bütün kamu imkanlarından yararlanın. Parklar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri ve yüzme havuzları gibi yerlere çocuğunuzu götürerek sosyalleşmesini sağlarsınız.&lt;br /&gt;24. Aynaları kullanın. Bebeğinizin yansımasını izleyerek vücudunu ve hareket kabiliyetini fark etmesini sağlayın.&lt;br /&gt;25. Anne sütüyle besleyin. Bebeğiniz en az 6 aylık olana dek onu emzirin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-3863919689739179466?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/3863919689739179466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=3863919689739179466&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3863919689739179466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/3863919689739179466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/cocugunuzun-zekasn-acacak-25-oneri.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbQA-A7G0PI/AAAAAAAAA_A/6jsOYm6aas0/s72-c/20080522_1211477990_czconntapq-b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2390550604427050218</id><published>2009-03-06T11:48:00.000-08:00</published><updated>2009-03-06T11:51:23.822-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbF-VIZQN0I/AAAAAAAAA98/NKViDgV2rVA/s1600-h/kirlian4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310164337142282050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 187px; CURSOR: hand; HEIGHT: 184px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbF-VIZQN0I/AAAAAAAAA98/NKViDgV2rVA/s400/kirlian4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;8 MART 2009&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED MUSTAFA (SAV)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DOĞUM GÜNÜ &lt;/p&gt;&lt;p&gt;BOL BOL SALAVAT GETİRELİM İNŞAALLAH&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2390550604427050218?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2390550604427050218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2390550604427050218&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2390550604427050218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2390550604427050218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/03/8-mart-2009-sevgili-peygamberimiz-hz.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SbF-VIZQN0I/AAAAAAAAA98/NKViDgV2rVA/s72-c/kirlian4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-2055113936231063310</id><published>2009-02-19T11:30:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T11:32:47.426-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yürüyüş yapmanın faydaları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Uzmanlara göre, her yürüyüş faydalı değil.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün daha faydalı olduğunu uzmanlar özellikle belirtiyor.&lt;br /&gt;DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;YÜRÜYÜŞÜN 23 FAYDASI &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar. Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;5-Kan basıncını düzenler. Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Şişmanlık riskini azaltır.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Sindirimi kolaylaştırır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır. Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür. HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Koordinasyona olumlu etki yapar. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir. Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Dayanıklılığı artırır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yorgunluk duyumunu engeller. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-2055113936231063310?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/2055113936231063310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=2055113936231063310&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2055113936231063310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/2055113936231063310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/02/yuruyus-yapmann-faydalar-uzmanlara-gore.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-6180604132478692008</id><published>2009-02-19T11:26:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T11:27:56.714-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıhhat için'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yağdaki kanser riski sağlığımızı tehdit ediyor&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Gıdalarda yağların bir defadan fazla kullanılmasının kanser riski taşıdığı, yağ kaç defa kullanılırsa kanser riskinin de o oranda arttığı belirtildi.&lt;br /&gt;Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, yaptığı açıklamada, 6 yıl önce 3 milyar TL olan Türkiye'nin sağlık harcamalarının bugün 25 milyar TL'yi bulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;Türkiye'de 2009 yılında yaklaşık 300 milyon poliklinik hizmetinin verilmesinin beklendiğini dile getiren Türk, bu rakamın Türkiye'de insanların sağlıksız beslendiklerini de gösterdiğini vurguladı.&lt;br /&gt;Son yıllarda ülkemizde kanser vakalarında olağan üstü bir artış yaşandığına dikkati çeken Türk, ''herhangi bir hastaneye gidip onkoloji servisinden randevu almaya kalksanız, ya sıra alamazsınız ya da çok uzun tarihlere gün verilir. Bu durum kanser vakalarının ne oranda arttığının da en bariz göstergesidir'' diye konuştu.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalara göre kansere neden olan faktörlerin başında sağlıksız beslenmenin geldiğine işaret eden Türk, bunda da en büyük etkenin özellikle fast foodlarda yağların tekrar tekrar kullanılması olduğunu öne sürdü.&lt;br /&gt;Gıdalarda yağların bir defadan fazla kullanılmasının bile kanser riski taşıdığını ifade eden Türk, ''yağı kaç defa kullanırsanız kanser riski de o oranda artıyor'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-KARNEYLE YAĞ KULLANILMASI ÖNERİSİ-&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Pek çok gıda sanayicisinin ve bazı fast food işletmelerinin aynı yağı onlarca kez kullandığını öne süren Prof. Dr. Türk, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;''Yağı filtre edip ertesi gün bir daha kullanıyorlar. Isıtıldığında yapısı değişen yağ, daha sonraki kızartmalarda ürüne kanserojen etkilerini bırakıyor. Bizde bazı fast food işletmelerinde yağlar en az bir hafta 10 gün kullanılıyor. Avrupa'da ise firmalar kullandıkları yağları karneyle alıp karneyle teslim ediyor. Teslim edilen yağlar ise biyodizel üretiminde kullanılıyor. Bizim de en kısa süre içinde gerekli düzenlemeleri yaparak, gıda sektöründe karneyle yağ kullanımına geçmemiz gerekiyor. Bu düzenleme artık bir zorunluluk haline gelmiştir.''&lt;br /&gt;Aşırı kullanımdan simsiyah olmuş yağların bile bazı kötü niyetli kişilerce magnezyum silikat karıştırılıp yeni yağmış gibi satıldığını vurgulayan Türk, ''yağ kimyasal işlemden geçtikten sonra sanki hiç kullanılmamış gibi berrak bir görünüme kavuşuyor. Ancak içeriğindeki kanserojen etkisi aynen devam ediyor'' dedi.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Türk, bu yağların da gıda sanayii, fast food'lar veya ucuz olduğu için dar gelirli insanlar tarafından satın alınarak kullanıldığını, vatandaşların sağlığının ciddi oranda riske atıldığını sözlerine ekledi.&lt;br /&gt;AA&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-6180604132478692008?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/6180604132478692008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=6180604132478692008&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6180604132478692008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/6180604132478692008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/02/yagdaki-kanser-riski-saglgmz-tehdit.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-1638920107444686508</id><published>2009-02-15T04:44:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T04:47:42.911-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DUA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;YEMEK DUASI&lt;br /&gt;Bismillâhirrahmânirrahîm&lt;br /&gt;Elhamdülillâhi’llezî et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn&lt;br /&gt;Külû ve’şrabû ve lâ tüsrifû, İnnehû lâ yuhibbü’l müsrifîn&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!&lt;br /&gt;Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, mebalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahfettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;YA RAB!&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Resûl-u Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bereketi hürmetine bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et..!&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;YA RAB! &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Amin!...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bedîüzzaman Said Nursî &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Risâle-i Nûr Külliyâtı&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-1638920107444686508?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/1638920107444686508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=1638920107444686508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1638920107444686508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/1638920107444686508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/02/bismillahirrahmanirrahim.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-9199578446524016095</id><published>2009-01-31T11:57:00.000-08:00</published><updated>2009-04-27T06:25:23.723-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZARARLI KATKI MADDELERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocacola'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yıllardır halka alkol içirmişler:&lt;br /&gt;Coca-Cola analizinden alkol çıktı&lt;br /&gt;Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı.&lt;br /&gt;Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İşte basına açıklanan laboratuar raporundaki bilgiler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola alkol analizi ile ilgili bir değerlendirme yapan Tüketiciler Birliği Kayseri şube başkanı Mahmut Şahin; ‘Gazozlardan sonra yaptığımız Coca-Cola alkol analizinde de alkol çıktı’ dedi.&lt;br /&gt;"Alkolsüz içeceklere ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak Tüketiciler Birliği tarafından bir çalışma başlatmıştık. Gazozlarda alkol olduğunu tespit etmiş ve elde edilen sonuçları Tüketiciler Birliği olarak 11 Ekim 2006’da 'Gazozlarda alkol var' başlıklı basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk. Bu basın toplantısından sonra tüketicilerden ‘kolalarda da var mı?’ bunu neden açıklamıyorsunuz gibi tepki ve talepler aldık.&lt;br /&gt;Bunun üzerine en popüler olan Coca-Cola’da alkol olup olmadığının araştırılması konusunda Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına müracaat ettik.&lt;br /&gt;Çalışma kapsamında piyasada satılan Coca-Cola markalı ürünün, etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde, içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı tespit edildi.&lt;br /&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına orijinal ambalajı içinde teslim edilen Coca-Cola şişesinde bulunan etil alkol analizi yaptırılmış ve şu sonuca ulaşılmıştır:&lt;br /&gt;Coca-Cola’da 0.075 g/l etil alkol tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;‘Gazozlarda Alkol Var’ açıklamamızdan sonra kamuoyunda yapılan tartışmalar sonucu 10 üreticiden sadece 3 tanesi, ‘ürünlerimizde alkol yok, var olan alkol, fermantasyon (mayalanma) sonucunda oluşan alkoldür’ şeklinde görüş belirtmişlerdi. Yapılan açıklamalardan hiçbir bilim adamı ve tüketicinin tatmin olmadığı Tüketiciler Birliği’ne gelen telefon, e-posta ve mektuplardan anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Bu açıklamamızdan sonra birçok bilim adamı ve mühendis ise gazlı ve kolalı ürünlerde bulunan Etil Alkolün fermantasyon sonucu oluşmadığı; tiryaki tüketici oluşturmak, dolum sırasında akışkanlığı hızlandırmak ve aroma çözücü olarak kullanıldığını ifade ve ispat etmişlerdi. Üç temel nedenin yanında etil alkol dışındaki çözücülerin daha pahalı olması nedeniyle, üreticilerin etil alkolü tercih ettikleri tespit edilmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: www.tuketiciler.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-9199578446524016095?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/9199578446524016095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=9199578446524016095&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/9199578446524016095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/9199578446524016095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/01/yllardr-halka-alkol-icirmisler-coca.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1228594834071258674.post-8231249210691154127</id><published>2009-01-28T07:12:00.000-08:00</published><updated>2009-01-28T07:13:08.314-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUKLARIMIZ HAKKINDA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SYB19-RKwEI/AAAAAAAAA8E/yI2TAwIUEWI/s1600-h/oynayan%C3%A7ocuklar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296362869335179330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SYB19-RKwEI/AAAAAAAAA8E/yI2TAwIUEWI/s400/oynayan%C3%A7ocuklar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1228594834071258674-8231249210691154127?l=saramiyase.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saramiyase.blogspot.com/feeds/8231249210691154127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1228594834071258674&amp;postID=8231249210691154127&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8231249210691154127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1228594834071258674/posts/default/8231249210691154127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saramiyase.blogspot.com/2009/01/blog-post_28.html' title=''/><author><name>saramıyase</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04199164126765755264</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/S3f5bwm5GzI/AAAAAAAABMc/ccpog7rS8FU/S220/01-02-08_1433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QXMM1vy9YKc/SYB19-RKwEI/AAAAAAAAA8E/yI2TAwIUEWI/s72-c/oynayan%C3%A7ocuklar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
